© 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.

Anne baba tutumları nasıl olmalı?

Anne baba tutumları nasıl olmalı?

Image Bu yazıyı 4 dakika 23 saniyede okuyabilirsiniz.

“Oğlum, bir dersini çalışmıyorsun. Bak, bütün yaz kitap bile okumadın.”, “Kızım, ne iştahsızsın. Bir lokma bile ağzından geçmiyor bütün gün.”, “Bu çocuk bana bakmıyor bile. İçe kapanık mı bu çocuk? Ay yok, yabani bu yabani!”. Konumuz; anne-baba olarak, çocuklarımıza karşı tutumlarımız ve yaptığımız hatalar…

Çocuklarınızı etiketlemekten vazgeçin. Genellikle, çocuklarımızı bir başkasına anlatırken ya da çocuklarımızla olan iletişim dilimizde, etiketlerden ve yargılamalardan yararlanıyoruz. Çocuklarımıza seslenirken, sürekli sıfatlar koyuyoruz.”Sen böylesin, sen şöylesin”, “Sen yaramazsın”, “Bir türlü yemek yemiyorsun”, “Bir türlü durmuyorsun”, “Sürekli yaramazlık peşindesin” gibi etiketlemeler yaptığınız sürece, çocuğunuzla sağlıklı ilişki kurmayı beklemeyin. Çünkü, çocuğunuza nasul gözle bakarsanız, hangi dili kullanıyorsanız; çocuğunuz da aslında bir süre sonra o kişi haline dönüşüyor. Bu nedenle, çocuklarınızı etiketlemek, yargılamak yerine, onlara yalnızca gereklilikleri öğretin.

Hataları Normalleştirin

“Altına mı yaptın yine sen? Bak, bir türlü öğrenemedin şu tuvalet eğitimini!”. Çocuklarınızı eleştirmeyin. Yaptığı her davranışta, önce hata yaparak öğrenecektir ve düşe kalka deneyimlediği hayatı; ancak hatalarla bir deneyime, bir bilgiye dönüştürebilir. Bu nedenle, onun başarısız olduğu her anı dile getirip öne çıkarmak yerine, çocuğunuzu yargılamak yerine; onun yanında, ona eşlik edip hataları normalleştirin. Bu durumu normalleştirdiğiniz zaman, çocuğunuz da hevesle deneyimlemeye devam edecektir.

Çocuğunuzu Tehdit Etmeyin

“Yemeğini yemezsen, seni parka götürmem!”. Çocuğunuzu tehdit ediyor musunuz? Özellikle çocukların sizi dinlemesi için sıklıkla başvurduğumuz yöntemlerden bir tanesi tehdit etmektir. Çocuğunuzu tehdit ettiğiniz sürece, asla size güven duymaz. Kendinizi çocuğunuzun yerine koyun. Sizi sürekli birileri tehdit ettiğinde, sürekli bir şeyleri yapmadan önce bir koşul sunduğunda; siz kendiniz için istediğiniz şeye ulaşmak için, o tehditlere göz yumarsınız. Ama bir süre sonra, bir bakarsınız, karşınızdaki insana güven duymazsınız. Çocuğunuzun size güven duymasını istiyorsanız, öncelikle tehdit dilinizden vazgeçmeniz gerekiyor. Bir koşul sunarak, tehdit ederek, çocuğunuzu korkutarak ona bir şey yaptırmak yerine, ona seçenekler sunun. Yaptığı şeyleri; bir yemeğe, bir uykuya ya da istediğiniz bir şeyi yaptırmaya bağladığınız sürece, gerekliliklerin asla farkına varmayacak ve size olan güveni de zedelenmeye başlayacaktır.

Çocuğunuzu Korkutmayın

Bizim zamanımızda, çocukları sıklıkla korkuturlardı. Benim annemle babam çok nadir bunu yaptılar; ancak, muhabbetlerimizde hala dalga geçtiğimiz bir konu olur. Fakat, bu çocuğun hayatında önemli bir yer de edinebilir. Nedir o dalga geçtiğimiz konular?

Örneğin, okumadığımızda ya da derslerimizi anne babamızın istediği şekilde çalışmadığınız zaman; erkekler motorcuya verilir, kızlar da konfeksiyoncuya verilir gibi korkutmalar vardı. “Okumayacaksan okuma! Seni buraya göndeririz, çalışırsın” gibi korkutmalar vardı; ancak bu korkutmaların daha ağırları var.

Özellikle erken dönemde, 6 yaş öncesinde; çocuklarımıza istediğiniz şeyi yaptırmak için, korkutma yoluna gidebiliyoruz. “Bak öcü geliyor!”, “Bak, polis amca gelip seni alacak” gibi. Korkuttuğunuz sürece; çocuğunuz hayatın gerçeklerinden uzaklaşacak. Diğer taraftan da müthiş kaygılı bir hayata adım atacak.Çocuğun hayatı kaygılı bir şekilde yaşaması ne demek biliyor musunuz?

Öğrenebileceği, keşfedebileceği, hareket edebileceği her an; korkuyla hareket etmesi demektir. Ya da, sizin korkutmalarınıza direnip, isyan edip; gereğinden fazla sizi duymazdan gelip harekete geçmesi, yani hiperaktiviteye doğru yönelmesi demektir.

Çocuğunuzun kaygılı olmasını ya da sizi duymadan, görmeden, hiç bir uyarınızı dinlemeden hareket etmesini, hiperaktiviteye doğru gitmesini ister misiniz? Çocuklarınızı korkutmaktan vazgeçin. Korkutarak hareket geçtiğiniz her an, çocuğunuza o güveni veremez, onun hayatın gerçeklerinden uzaklaştırır ve kaygıyla adım atmasına neden olursunuz. Korkutarak sadece ve sadece o anı kurtarırsınız…

Uzun Açıklamalar Yerine Kısa ve Net Açıklamalar Yapın

Günümüzün en büyük sorunlarından bir tanesi de ikna etmek. Uzun uzun açıklamalarla, çocuklarınıza hayatı öğretmeye çalışıyorsunuz. Peki, o çocuğun dikkat seviyesini biliyor musunuz? Bir çocuğun sizi dinleyebilmesi için, kurduğunuz cümlelerin bir ya da iki cümleyi geçmemesi gerekiyor. Bu cümleler uzadıkça; çocuğunuzun dikkati dağılmaya başlıyor, sizi duymamaya başlıyor ve kafası karışmaya başlıyor. Yani, aslında, anlattığınız her şey su buharı olup, havada dağılıp gidiyor. Bu, bir süre sonra, sizin yaptığınız yatırım nedeniyle; çocuğunuzla aranızda çatışma yaratır. Çünkü, çocuğunuzda, yaptığınız yatırım kadar beklenti içerisine girersiniz. Eğer, çocuğunuz sizin yaptığınız açıklamaları dinlemiyorsa; bir süre sonra öfkelenmeye, onunla inatlaşmaya başlayan kişi, çocuğunuz değil siz olursunuz. Bu nedenle, uzun açıklamalardan kaçınmalı, sadece gereklilikleri, gerçekleri kısa ve net bir şekilde çocuğunuza aktarmalısınız.

Çocuğunuzun Mahremiyetine Saygı Gösterin

Çocuğunuzun sevgi dili var mı? Kesinlikle var! Çünkü, aslında her çocuk, kendi alanını koruyarak hayata gelir. Bir bebek istemediği bir kucakta kesinlikle ağlar, rahatsız olduğunu belirtir, isyan eder. Bu noktada, aslında çocuğun kendi alanını koruduğunu fark edip gözlemleyebiliyoruz. Bu nedenle, öncelikle, çocuğunuzun sevgi dilini çözmeye çalışın. Biliyoruz ki, çocuklarınızı çok seviyorsunuz.

Oradaki sevgi akıp gidiyor ve kendi duygularınıza hakim olamayıp onu sıkıştırabiliyorsunuz, öpebiliyorsunuz, koşturabiliyorsunuz; gereğinden fazla, hatta mahremiyetini ihlal edercesine, onun sevip okşayabiliyorsunuz. Ancak, her çocuk yakın temastan, öpülmekten, sıkıştırılmaktan ya da dokunulmaktan hoşlanmayabilir. Bu nedenle, çocuğunuzun sevgi dilini çözümleyebilmeniz için, bir adım geride durup, onun size verdiği sinyalleri gözlemleyebilmeniz gerekiyor. Bunu, toplum olarak hepimizin yapması gerekiyor; ki çocuklarımızın mahremiyetini koruyabilelim. Kendi alanlarına, öncelikle biz saygı gösterip, onları bir birey olarak yetiştirelim.

Çocuğunuza Asla Şiddet Göstermeyin

Şiddet kabul edilebilir mi? Asla kabul edilemez! Bir çocuğu dövmek, bir çocuğa zarar vermek, kendi öfkemizin altında ezilip bir çocuğun hayatına tecavüz etmek, asla kabul edilemez. Ama ne yazık ki, günümüzde, hala kendi duygularımıza hakim olamayıp, çocuklarımıza zarar verebiliyoruz, şiddet gösterebiliyoruz. Bu şiddet kimi zaman fiziksel, kimi zaman da söze oluyor. Ancak, burada, kendi yetersizliğimizi, yetişkin olarak kendi acizliğimizi çocuklarımıza yansıttığımıza unutmamalıyız. Bu ne demek mi?

Mutsuz bir hayat yaşıyorsanız, kendinizi ehlileştirmiyorsanız, daha kendi duygularınızın farkında değilseniz; başkalarına ifade edemediğiniz her cümlenin sizde yarattığı öfkeyi eğer çocuğunuzdan çıkarıyorsanız; birileri sizi yargılıyor, etiketliyor ya da dışlıyorken, siz bütün biriktirdiğiniz öfkeyi çocuğunuza yansıtıyorsanız; bu asla kabul edilemez! Bu nedenle, eğer sağlıklı bir birey yetiştirmek istiyorsanız, sağlıklı bir ilişki kurmak istiyorsanız; önce ebeveyn olarak, yetişkinler olarak bizler değişmeliyiz. Biz kendi duygularımıza hakim olmalı ve ne sözel ne de fiziksel, şiddetin hiç bir türlüsünü hayatımızda barındırmamalıyız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir