© 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.

Ayşe DS Automobile ile Paris’i geziyor

Ayşe DS Automobile ile Paris’i geziyor

Herkese merhaba! Uzun bir yolculuktan sonra, DS Automobile ile birlikte eğlenceli bir Paris hayatını deneyimlemeye geldim. Şimdi Paris düşünsün diyor ve sizi detaylarla baş başa bırakıyorum!

Mücevher Sergisini Gezdik

Gezimize, ilk olarak Cennetin Kuşları isimli mücevher sergisini keşfederek başladık. Burada, mücevher eksperi Özlem Güsar’ı yakaladım ve biraz sohbet ettik. Bu sergide, Van Clef ve Arpels ailelerinin evlenen çocuklarının, yüz yılı aşkın geçmişleri ile ortaya çıkan bir markayı görme fırsatı bulduk. Mücevherler gerçekten cennetten çıkma gibiydi. Burada, iki ayrı koleksiyonere ait, yaklaşık 97 parça varmış ve koleksiyonerlerin isimleri bilinmiyormuş. Koleksiyonlar, dünyanın en ünlü mücevher evlerine ait. Bu koleksiyonların en eskisi 1840’lı yıllara dayanıyor ve yıllar içinde, kullanılan çok farklı taşları görmek mümkün. Örneğin; uğruna İngiltere krallığının terk edildiği düşesin pelikan broşunun aynısı burada da var.

Mücevherlerin taşı ve hangi mücevherciye ait olduğu tabi ki çok önemli. Ama onun kadar önemli olan, fiyatını üçe, beşe katlayan bir şey var; kimin tarafından kullanıldığı! Çünkü, öyle bir mücevheri aldığınız zaman, sadece mücevher değil, tarihin bir parçasını alıyorsunuz. Elizabeth Taylor mücevherleri için de böyle, kraliyet mücevherleri için de böyle.

Başka Neler Yaptık?

Louvre Müzesi’ni gezdik, Mona Lisa tablosunu yakından inceledik. Ertesi gün, alışveriş yapmak için markete geldik. Çikolata, peynir ve çok sevdiğimiz Angelina Nutella’larından aldık. Bir şehre geldiğimde en sevdiğim şeylerinden biri, gidip marketlerinden alışveriş yapmak. Euro üzerinden bile olsa da, yine de aradığım şeyleri burada buluyorum…

Market alışverişinin ardından, Paris Operası binasını keşfettik. Buradaki heykellerin çoğu, akustiğe hizmet versin diye yapılmış. Her sanat dalının, kendine ayrı bir akustiği var. Örneğin, klasik müzik dinleyeceğimiz bir salonla operanın akustiği aynı değil.

Opera binasının ardından, muhteşem bir restoran olan Pavillon Ledoyen’e geldik. Dünyanın en ünlü şeflerinden bir tanesi Yannick Alleno ile tanıştık. Burası, çok eski bir yer. 1792 yılında açılmış. Champs-Elysees’in ortasında tarihi bir yer. Burası, kocaman bir ev. İçinde birçok çeşit restoran ve sushi bar bulunuyor. Burası ayrıca, Napoleon ve Joshephine’nin de yaşadığı yer.

Kültür, lüks tüketim ve araba dolu bir seyahatti. Paris’i benim gözümden izlemek isterseniz, detaylar vlog’umda!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir