© 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.

Çalışan annelerde ayrılık sürecini yönetme

 

“Bebeğim daha çok küçük. Ben, işe başlayacağım. Peki, bunu ona nasıl aktaracağım? Onu nasıl ayrılığa hazırlayacağım, hiç bilmiyorum”. Konumuz; işe başlamadan önce ayrılığı nasıl çalışmalısınız…

Doğum yaptıktan sonra, doğum izninin bitimiyle birlikte bebeğinizden ya da çocuğunuzdan ayrılma sürecini yönetmek çok değerli. Çünkü, o zamana kadar çok daha yakın, bir üçüncünün olmadığı ikili ilişkinizde kurduğunuz bağda işe başlamanız ve evden uzun süreli gidiyor olmanız; çocuk için de anne için de çok zorlu ve yönetilmesi gereken bir süreçtir. Peki, bu süreci yönetirken nelere dikkat etmelisiniz?

Onu Bu Sürece Alıştırın

Ayrılık sürecini yönetirken, öncelikle bilmeniz gereken şey; bebeğinizin ya da çocuğunuzun hayatından bir anda çıkamayacağınızdır. İşe başlamadan önce, nasıl işinizle ilgili ön hazırlıklar yapıyorsanız; bir çocuğun hayatında da mutlaka her sürecin bitişi ve başlangıcında bir ön hazırlık yapmalısınız. Peki, işe başlamadan ne kadar süre önce ayrılığı çalışmaya başlamanız gerekiyor? En az 1 ay önce…

Aslında, bu ayrılık sürecini çalışmak, emzirme döneminin başlangıcından itibaren başlamalı ve bebekle o güvenli ilişkiyi kurduğunuzda kademe kademe ayrılabilmelisiniz. Ancak; emzirme sürecini sağlıklı yönetemez ve ayrılık sürecini bebekliğin ilk dönemlerinde de sağlıklı yönetemeyebiliyoruz.

Bunu yönettiniz ya da yönetemediniz. Peki, şuanda işe başlarken bunu nasıl yönetmelisiniz? Bir ay öncesinde, hazırlığa başlamalısınız. Siz yokken çocuğunuza kim bakacak? Birincil bakan kişi kimse, o kişiyle mutlaka en az 1 ay öncesinden çalışmaya başlamalısınız.

Gözlem Sürecini Planlayın

İş başlamadan önce, kimi zaman bakıcı, kimi zamanda anneanne ya da babaanneden destek alıyoruz. Bu kişileri mutlaka eve davet etmeli ve çocukla ilişki kurabilmeleri, çocuğu ve sizi gözlemlemesi ve ev içerisindeki düzeni öğrenebilmesi için; hem çocuğunuza hem de çocuğunuza bakacak olan kişiye, mutlaka bir gözlem süreci tanımanız gerekiyor.

Bu evreyi yaşarken; öncelikle evinize gelen kişinin gözlem sürecini planlamanız gerekiyor. Bir gün, iki gün, bir hafta… Bu süreci tamamladıktan sonra da; çocuğunuza ayrılığı aktarabilmeniz için, yavaş yavaş evden ayrılıyor olmanız gerekiyor. Ne yazık ki, bu konuda biraz endişeli ve kaygılıyız. Ayrılığı bu kadar kaygılı bir şekilde karşılamanız ve endişe etmeniz, çocuğunuza birebir yansır. Bu nedenle, anne olarak size çok iş düşüyor. Bu durumu normalize etmeniz, önce içinizde kabullenmeniz ve bu kabullenmeyle birlikte, daha sakin bir şekilde bebeğinize ya da çocuğunuza aktarmanız gerekiyor.

Ayrılığı Basamaklandırın

Basamaklandırma, bir çocuğun hayatında çok değerlidir. Hatta, bizler için de öyle… Çünkü, biz kökleşmiş, kalıplaşmış alışkanlıklarımızı bile değiştirmek için basamak basamak kendimizi ehlileştirmemiz, kendimizi o sürece hazırlamamız ve öğretmemiz gerekiyor. Bu durum çocuklar için farklı mı? Hayır!

Aynı şekilde; bir çocuğun hayatında bir başlangıç ve bitiş varsa, yeni bir düzen varsa, o düzene alışması için de mutlaka basamaklandırma yapmak gerekiyor. Ayrılığın da bir basamaklandırması var. Peki, çalışmaya başlamadan önce ayrılığı nasıl çalışmalısınız?

Genellikle anneler, “Ben nasıl olsa çalışacağım. Çocuğumla son dakikaya kadar ne kadar vakit geçirirsem o kadar kardır” diye düşünüyor. Ancak, bu ne yazık ki biten, tükenen bir şey değil. Zaten, hayat dediğimiz böyle bir olgu değil. Bu nedenle, aslında başından itibaren bir saat, iki saat, üç saat, dört saat olmakla birlikte, ayrılığı basamaklandırarak çalışmak ve bunun için de hem çocuğa hem de kendinize zaman tanıyor olmanız çok değerlidir.

Basamaklandırmayı yaptınız. İşe başlamadan önce; evi, düzeni, ona bakacak olan kişiyi hazırladınız. Ayrılığı çalışmak için zaman planlamasını da yaptınız. Sırada, ayrılığı yaşadığınız var. Bu anda, anne ve babalar; kaçarak ya da çocuğu uyandırmadan işe gittiklerinde, aslında çocuk için belirsiz ve kaotik bir durum yaratmış oluyorlar. Böyle bir durumda, çocuğunuz anne ya da babanın her an gidebileceği endişesini taşıyabilir. Bu nedenle, her zaman çocuğunuza; uyanmıyorsa bile, sizi hatırlatan bir nesne koymak ya da ayrılığı o anda konuşarak ve oradaki sancıyı birlikte yaşayarak tamamlamak çok değerli.

Çocuğunuza her zaman dürüst olun, nereye gideceğinizi söyleyin ve ayrılığı normalleştirin. “Tatlım, ben şimdi işe gideceğim ve bir saat sonra geri geleceğim. Geldiğimde de seninle çok güzel oyunlar oynayacağız ve hayatı paylaşacağız. Görüşürüz”. Bu ayrılık anı, aslında normalleştirilmiş bir an. Peki, biz bunu nasıl yapıyoruz? “Hoşça kal, görüşürüz” diyerek kaygı ve panikle yapıyoruz. Ya da, durumu öyle bir acı hale getiriyoruz ki…

Endişeli bir ses tonuyla, “Hoşça kal bir tanem. Ben geleceğim tamam mı? Sen şimdi burada dur, burada oyununu oyna, ben mutlaka geleceğim” diyoruz. Ayrılık anında bu kadar endişe etmeden, durumu bu kadar ajite etmeden, ayrılığı normalleştirerek hareket etseniz; aslında belki de birinci, ikinci ya da üçüncü denemeden sonra, çocuğunuz da “Annem gidecek ve geri gelecek” güvenine sahip olabilir. Bu nedenle, anne ve babalar olarak size çok iş düşüyor.

İşe başlamadan önce; bir anda işe başlayıp çocuğun hayatından bir anda çıkmak yerine, ayrılığı basamaklandırarak çalışmanız gerekiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir