© 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.

Ders çalışma alışkanlığı nasıl kazandırılır?

“Oğlum, okuldan geliyorsun. Bir türlü o dersin başına oturmuyorsun. Sürekli televizyonun karşısındasın, sürekli dışarıdasın. Sen ne zaman dersini yapacaksın?”

“Kızım, şu oyuncaklarından bir vazgeç de artık şu dersinin başına otur. Yarın öğretmenine ne diyeceksin? Hep ben mi sana hatırlatacağım?”

Konumuz; çocuklara ders çalışma alışkanlığını nasıl kazandırırız? Okulda birinci sınavlar bitti ve ikinci sınavların zamanı yaklaştı. Belki de çoğu okul ikinci sınavını yaptı bile. Peki, çocuğunuz eve geldiğinde, ders çalışmak için hala sizinle çatışıyor mu? Aslında, burada çatışan biz miyiz yoksa çocuklar mı, o da ayrı bir soru işareti; ama, evde her gün ders çalışmak, ödevler ve sınavlar konusunda bağırış, çağırış, ısrarlar ve zorlamalarla bir çatışma alanı oluşuyorsa; durup sakince düşünmeniz ve kendinize bakmanız gerekiyor. Çünkü, çocuklarınıza ders çalışma alışkanlığı kazandırırken ya da bu beceriyi beklerken; bunun zeminini ne kadar sağlayıp sağlamadığınıza gelin birlikte bir bakalım…

Çocuğunuza Hayatla İlgili Sorumluluk Verin

Her zaman söylediğim bir cümle vardır: “Sorumluluk alma becerisi olmayan bir çocuğun, ders çalışma alışkanlığı kazanmasını da beklemeyin”. Peki, bu ne demek? Çocuğunuza, “Senin tek sorumluluğun ders çalışmak” cümlesi ile hitap ediyorsanız, zihniniz ve beklentileriniz bu sınırlar içerisindeyse ve yaşam becerilerini öğrenmesine engel oluyorsanız ya da bu fırsatları sağlıklı bir şekilde değerlendirmiyorsanız; çocuğunuzun sorumluluk bilincini ve ders çalışma alışkanlığını kazanmasını beklemeyin.

Böyle bir noktada, hayatımıza bir kolumuz eksik bir şekilde devam ediyoruz. Bu nedenle, lütfen çocuklarınıza daha ders çalışma alışkanlığını kazandırmadan önce ya da bunu şu anda hala çatışmalı bir ortamda yaşıyor olsanız bile; bir adım geriye gidin ve gelişimin basamaklarını harfiyen yerine getirerek devam ettirin ve çocuğunuza hayatla ilgili sorumluluk verin. Bunlar neler mi?

  • Odasını siz toplamayın. Özellikle okul çağı çocukları için, ilkokuldan itibaren çocuğun odasını lütfen siz toplamayın. Çocuğun odasının tüm sorumluluğu, çocuğunuza aittir. Hatta, evinizde temizlik günleri belli olur ve bu temizlik günlerinde çocuğunuza elektrik süpürgesini, toz bezini verdikten sonra, kendi odasını temizlemesini bekleyin. “Yok artık” diyebilirsiniz. “Bizim eve zaten temizlik için bir yardımcı geliyor” da diyebilirsiniz. Ya da, “Evimizde zaten sürekli bir yardımcı var. O zaten her gün çocukların odasını da temizliyor” da diyebilirsiniz. Ancak, eğer bu beceriyi çocuğunuza katmak istiyorsanız ve bu sağlıklı basamaklandırmada gitmek istiyorsanız; hayatınızdaki lüksleri sınırlı sayıda kullanmayı da öğrenmeniz gerekiyor. Çocuğunuzun, hayatın getirdiği o ufak tefek zorluklara dirayetli olabilmesi, güç ve beceri kazanmasını istiyorsanız; bunu öncelikli amaçlarınız doğrultusunda sıraya koymalısınız.
  • Çocuğunuzu hala siz mi giydiriyorsunuz? Sabahları genellikle uyanamadığı için, zar zor uyandığı için, gece geç yattığı için, hali olmadığı için ya da hızlı davranmak zorunda olduğunuz için… Bahaneniz ne olursa olsun; eğer sabah okula giderken çocuğunuzu siz hazırlıyorsanız, işte burada büyük bir sorun var. Bu nedenle, çocuğunuzun, yarım yamalak bile olsa, kendi başına hazırlanabilmesi için, bu fırsatı ona vermeli ve bu beceriyi kazanabilmesi için, onu bu durumla, bu gerçeklikle yüz yüze bırakmalısınız. Sürekli telafi eden, sürekli toparlayan, sorumluluğu onun yerine alan olduğunuz zaman; çocuğun derslerin ve öğrenmenin farkına varması ya da hayatın gereklilikleri ile ilgili beceri kazanmasını bekleyemezsiniz.
  • Yaşamın içindeki ortak yaşam kurallarına uyum sağlaması önemlidir. Aile olarak, ekip ruhunu taşımanız gerekiyor. Ne yazık ki, toplumsal cinsel rollerimiz nedeniyle; evin içerisinde genellikle kadınların her şeyi toparlaması, erkeklerin dışarıdaki sorumlulukları yerine getirmesi sebebiyle, çocuklar her zaman dışarıda kalan, ötekileştirilen kişiler oluyor. Ancak, ben bunu istemiyorum. Aile olmak demek, ekip olmak demektir. Ekip olmak demek, birbirinizin eksiklerinin farkına varıp tamamlayabilmek, herkesin kendi sorumluluğunu yerine getirmesi, herkesin görevlerinin de bilincinde olması demek oluyor. Bu nedenle, evin içerisindeki ortak yaşama çocuğunuzu mutlaka dahil etmelisiniz. Bu; tüketim sürecinden (alışveriş yapılması ya da alışveriş gerekliliklerinin yapılmasından) evin içerisindeki temizlik görevlerinin yerine getirilmesine, bir çöp atmadan bir hayvanın beslenmesine ya da artık malzemelerin sağlıklı bir şekilde ayrıştırılmasına kadar; her koşulda, evin içerisindeki yaşamı ortak hale getirip bir görev dağılımı yapın. Burada, ne yazık ki herkes aynı bilinçte ve aynı istekte olmayabiliyor. Verdiğimiz hakları geri almak zor olabiliyor. Bu nedenle, bu alışkanlığı kazanabilmek için; evdeki değişimi yavaş yavaş sağlamalı ve evi bir ekip olarak düşünüp, herkese yavaş yavaş görev dağılımı vererek, çocuğun da yaşam becerilerini mutlaka desteklemelisiniz.

Ders Çalışma Sürecine Dahil Olmayın

Ödev, okul ya da öğrenilmesi gereken bilgi birikimleri… Bunun sorumluluğu kime aittir? Çocuğa aittir. Bu süreçte, çocuğun okul ve öğretmen ile kurduğu ilişkiye asla müdahale etmemeniz gerekiyor. Bu, çok önemli bir beceri ve irade gerektiren bir süreçtir. Ne yazık ki; kurulan Whatsapp grupları, ödevlerin sürekli ebeveynler tarafından takip ediliyor olması, öğretmenlerin ebeveynleri suçluyor olması ya da kendi yetersizliklerimiz ve beklentilerimiz doğrultusunda, çocuklarımızın ödevlerini sürekli telafi etme yoluna gidiyoruz.

Burada benim öncelikli önerdiğim şey; çocuğun o gerçekle yüzleşebilmesi, o sorumluluğun farkına varabilmesi, kaybedecekse bile o kaybı, en azından şu anki periyotta yaşaması gerekmektedir. Çünkü, şu anki kayıplar; bir sonraki derin kayıpların önlemi, kazancın da ön becerisi olmaktadır.

Çocuğunuzun eksi puan ya da düşük not almasından kaygılanmayın. Hayatta her şeyin bir telafisi vardır. Önemli olan, çocuğunuzun sağlıklı bir şekilde o gerçek ile yüzleşebilmesidir. Bu nedenle, ödev sürecini telafi etmek yerine, yalnızca çocuğunuzun sizden rica ettiği kadarına yardım edin ve ödev sürecine girmeyin.

Ders Çalışma Zamanı Nasıl Belirlenir?

Çocuğunuzun deneyim ile, yaşamın içerisinde öğrendiğini unutmayın.  Beş duyuyu destekleyebilmek, o hareket ve merak etme ihtiyacını giderebilmek için, öncelikle ona alan tanımanız gerekiyor. Bu nedenle; çocuğun evde ödev yapma süresini 20 dakikadan fazla uzatmayın.

Özellikle de ders çalışma alışkanlığının birinci basamağında, çocuğa çok uzun süreler dersi bitirme görevi vermeyin. Bu; çocuğun dikkatini sağlamasını ve o görevle baş etmesini engelleyebilir ve çocuğunuz, bir süre sonra dersin başına çok daha mutsuz bir şekilde oturabilir.

Ders çalışma zamanlarını 20 dakika ile sınırlı tutup, ona 10’ar dakikalık boşluk bırakıp; bu molaları ekrandan uzak, hareketli oyunlar oynayarak değerlendirmesini isteyebilirsiniz.

Ders Çalışma Alanında Nelere İhtiyaç Vardır?

Alanı belirlerken, çocuğun kendi odasında olmasına dikkat edin. Burada, “masa başında olsun “demiyorum; çünkü, her çocuğun öğrenme biçimi farklıdır. İster yerde, ister masada, ister yatağın üzerinde… Burada çok kısıtlayıcı ve sınırlayıcı olmayın. Çocuğunuza ders çalışma alışkanlığı kazandırırken, yanında ona eşlik edebilmeniz ve ihtiyaç duyduğunda yardım edebilmek adına, aynı ortamda olun. Sürenizi koyun ve siz de elinize bir kitap alın ve merak ettiğiniz bir konuyu onunla birlikte öğrenin.

Bahsettiğim bu basamaklar ile birlikte, çocuklar öğrenmeyi keyifli hale getireceklerdir. Hayatla kendi başlarına yüzleştikleri için, o eksikliği ve onun getirdiği sorumluluğu almayı öğreneceklerdir. Siz, yanında yalnızca ona inanarak, güvenerek ve o sorumluluğu veren kişi olduğunuzda; onunla birlikte, kendi hayatınızda yeni bilgiler öğrenmek için hevesli olduğunuzda, sağlıklı bir rol model olacağınız kesin.

Burada önemli olan şey, beklentileri minimalde tutmak ve çocuğunuzun kendi sorumluluğunu alabilmesi için zaman ve fırsat vermenizdir. Bunu sağladıktan sonra; güven ilişkinize zarar vermeden, ders çalışma alışkanlığını basamak basamak arttırarak kazandırabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir