© 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.

Fobiler – Acaba neden korkuyoruz?

“Ben, hiçbir şeyden korkmam” diyenlerden misiniz? Bence biraz daha düşünün. Korkular maalesef ki yaşamımızın bir parçası ve yaşadığımız sürece de bizleri takip ediyor. Peki, neden çıktı bu korkular, neredeyse doğduğumuzdan beri içimizde var gibiler. Neden korkuyoruz, neden korkularımızdan kendi kendimize kurtulamıyoruz, korkulardan kurtulmanın bir yolu var mı, fobilerimiz bizim hakkımızda nasıl fikirler veriyor, ne anlama geliyor? İşte bu soruların yanıtlarını hepimiz merak ediyoruz.  Bakalım bilim ne diyor, uzmanlar bu konuda neler düşünüyor.

Korku nedir?

Neredeyse en doğal, en sık yaşanan duygulardan birisi olan korku, nasıl da bir muammadır. Bilimsel açıdan bakıldığında korku, bir belirsizlik karşısında tehdit algısı ile tetiklenen, kişiyi, canlıyı rahatsız eden olumsuz bir histir. Korkular; belirli bir ağrı ya da tehdit olarak algılanan bir olay sonucunda, vücudun uyarıcı bir tepki olarak ortaya çıkardığı yaşamsal bir mekanizmadır. İnsanlar, genellikle korkularının açığa çıkmasını istemezler, başkalarının bu korkuları öğrenmesini istemezler, onlardan utanırlar. Oysaki korku evrensel bir duygudur ve herkesin korkuları vardır. Yaşı, mesleği, yaşamı ne ya da nasıl olursa olsun herkes bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde çeşitli korkulara kapılabilir.

Korku ile ilgili bilinen en net şey; tehlike ile karşılaşan bir kişinin korktuğu ve bu korku sonucunda kişinin kaçmak için bir tepki oluşturduğu şeklindedir. Bu durum psikolojide “kavga et ve kaç tepkisi” olarak da bilinir. Korkunun kendini gösterme tarzı ve şiddeti her durumda ve olayda farklıdır. Bazen bu bir öfke nöbeti şeklindeyken, nefret, doğal afet ve terör eylemi gibi aşırı olaylarda korkan bir kişi donup kalabilir veya felç geçirebilir.

Bazı psikologlara göre korkular, temel ya da doğuştan gelen küçük duygu dizilerinden birisidir ve tüm yaşamı etkiler. Bu duygu dizisi aynı zamanda sevinç, üzüntü ve öfke gibi duyguları da içermekte, onlara göre de tepkiler oluşmaktadır. Eğer bu korkular kişide, herhangi bir belirli türde duygusal durum veya anlık bir dış tehdit oluşmadan meydana geliyorsa da, artık o korku değil “anksiyete” adlandırılır. Yani aslında sebepsiz gelişen korkular anksiyetedir.

Korku neden olur?

Korkular, çocukluğumuzun, gençliğimizin, yani geçmişimizin bir uzantısıdır. Ta ki ilkel insanların zamanında insanlar, doğa karşısındaki çaresizliklerden dolayı, başlangıçta çok temel doğa olaylarından bile korkmuştur. Öyle ki; gökyüzünde gerçekleşen tüm olaylar tanrının ödülü ya da cezası ile ilişkilendirilmiş, diğer inanışlarla bağdaştırmıştır. İlerleyen zamanla doğa karşısındaki bilgisi artan insan, doğa olaylarından daha az korkar olmakla birlikte, hayatındaki sosyal, teknolojik ve toplumsal gelişmeler yeni ve daha büyük korkularla tanışmasına sebep olmuştur. Yani aslında modern dünyamız, doğadan çok daha korkutucudur.

Bu bakımdan “neden korkarız”

Korktuğumuzda zihnimizde neler olur?

Pek çok şeyden korkuyoruz, ama neden ve nasıl? Korku mekanizması aslında beynin kendi kendini koruma, kilitleme işlemidir. Korku anında beynin duyusal işleminde normal olarak görev alan beyin bölgeleri tehlikeli bir uyaranla “bypass” edilmiş olur. Korkarak kendini tehlikeden uzaklaştırma olayıdır. Beynimizdeki; talamus, duyusal korteks, amigdala ve hipotalamus algı işleminde görev almaktalar. Herhangi bir uyaranın algı sıralamasında;

  • Talamus, duyu organlarından gelen duyusal verinin nereye gönderileceğine karar vermekte,
  • Duyusal korteks, duyusal veriyi yorumlamakta,
  • Amigdala, duyguları çözmekte, muhtemel tehditleri belirleyip korku uyaranlarını depolamakta,
  • Hipotalamus ise “kaç ya da savaş” tepkisini oluşturmaktadır.

Sıradan bir algılama esnasında duyu organları tarafından alınan uyaran, talamusa iletilerek buradan algıların oluşturulduğu beyin bölgesi olan duyusal kortekse iletilmektedir. Şöyle anlatalım; görsel bir algı için, dışarıdan gözler aracılığıyla alınan bilgi gözün retinasından optik sinirler boyunca görsel talamusa ulaşır ve bu görsel talamustan da işlemenin devam ettiği görsel kortekse iletilir. İşte bunların sonucunda algı oluşur. Görsel korteks, amigdala ile doğrudan bağlantılı olduğundan görsel bilgi; retina, talamus, korteks ve amigdala şeklinde ilerler. Fakat korku söz konusu olduğunda, amigdalayı tetiklemek için duyusal uyaranlara bağımlı olmasına rağmen, süreç normal duyusal yollarla ilerlemez.

Fobiler nasıl oluşur?

Fobiler, bizim korkularımızdır. Aslında normal şartlar altında korku yaratmayacak bir nesneye, aktiviteye veya duruma karşı aşırı korku hissetme ve ondan kaçınmaya fobi adı verilir. Fobisi olan kişiler belli bir durum, nesne veya eylem ile karşılaştığında aşırı bir anksiyete hisseder. Aslında bu kişiler korkularının mantıklı olmadığının farkındadır, ancak korkularını hiçbir şekilde engelleyemezler. Bu fobilerin gerçek sebepleri pek fazla bilinememektedir. Uzmanlar tarafından iddia edilen fobi nedenleri türlerine göre değişiklik göstermekte, eğer fobi aynı ise de bunu yaşayan kişiden kişiye göre değişiklik göstermektedir. Genellikle ruhsal rahatsızlıkların çoğunda olduğu gibi fobilere de sebep olan etken biyolojik, genetik ve çevresel olabilir.

Türe özgü fobilerde genetik yatkınlıkların rolü fazladır. Mesela enjeksiyon yaptırma, kan alma gibi fobiler kişilerin diğer aile üyelerinde de görülmektedir.  Ancak bu yatkınlık çevresel etkenlere bağlı olarak da ilerleyip gerileyebilir.

Fobilerin oluşmasında nörokimyasal faktörler de etkili olabiliyor. Bazı kişilerde adrenalin ve noradrenalin salınımı fazla olmakta veya etkilenen organlar bu maddelere diğer insanlara göre daha duyarlı olmasını sağlamaktadır. Hal böyle olunca da fobiler ortaya çıkıyor.

Fobi belirtileri nelerdir?

Fobisi olan kişi, onda korku yaratan nesne, durum ya da eylem ile karşılaşıldığında anksiyete belirtileri göstermektedir. Aslında “panik atak” vakalarında görülen belirtilerin hemen hepsi fobi sorununda da ortaya çıkabilir. Fobiler kişide olağandışı belirtiler gösterir. Bunlar;

  • Kalpte çarpıntı,
  • Yüzde kızarma,
  • Sık sık titreme,
  • Aniden ter basması,
  • Görme sorunları, bulanık görme,
  • Nefes darlığı, nefes alıp vermede zorluk,
  • Ağzın kuruması,
  • Yutkunmakta güçlük

Aslında panik bozukluğu olan kişiler ne olursa, nasıl bir durum gelişirse panik atak geçireceklerini bilir ve panik atak geçirmemek için fobi olan durumlardan kaçınırlar. Örneğin uçak korkusu olan kişiler yolculuklarında uçağa binmek yerine başka araçları kullanarak yolculuk etmeyi tercih ederler. Aynı şekilde fobisi olan kişiler bu kaçınma davranışını kullanarak panik atak geçirme riskini önlerler.

Fobilerden kurtulmak mümkün müdür?

Fobiler, çoğunlukla yaşam kalitesini düşüren, kişiyi oldukça mutsuz eden rahatsızlıklardır. Eğer fobiler gereği gibi tedavi edilmezse çok uzun süre, hatta hayat boyu devam edebilir. Daha doğrusu tedavi edilmeden kendiliğinden yok olan fobi ya da düzelen hasta sayısı çok azdır. Fobilerin tedavisinde temel amaç kişinin o nesneden ya da durumdan kaçınma davranışını önlemek ve belli durumlarda ortaya çıkan anksiyeteyi azaltmak, yok etmektir. Fobilerin tedavisi için çeşitli psikoterapi yöntemleri uygulanabilmektedir. Fobilerin tedavisinde en sık kullanılan terapi yöntemi ise yüzleştirme tedavisi, yani kişiyi o durumla karşı karşıya getirme, onları bu fobi yaratan duruma maruz bırakmadır. Yüzleştirme tedavisinde fobik kişinin korku yaratan durum veya nesnenin üzerine giderek ortaya çıkan anksiyete ile başa çıkması öğretilmektedir. Fobilerin tedavisi için gereken süre de kişinin hastalığının şiddeti, yaygınlığı ve hastanın özelliklerine göre değişiklik göstermektedir. Yüzleşme tedavisinin dışında fobi tedavilerinde NLP ve Hipnoz terapileri ile çok başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Ancak bu tedavi yöntemlerinin işe yarayabilmesi için öncelikle hastanın bu sorunundan mustarip olması ve tedavi olmak istiyor olması gerekiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir