© 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.

Hamilelikte eş desteği nasıl olmalı?

Herkese merhaba! Sosyal medyada Bilgili Baba olarak da bilinen Aykan Aydın ile bir araya geldik ve hamilelik süreci boyunca eş desteği üzerine bir sohbet gerçekleştirdik. Aykan Aydın; çocukların doğumundan itibaren çok yoğun bir şekilde çocuklarla bire bir ilişki kurabilen, evdeki iş bölümüyle ilgili sesi ve gücü yettiğince kendi Instagram hesabından pek çok insana bilgi vermeye çalışan bir baba. Aynı zamanda, benim de çok yakın bir dostum. Bu nedenle, bu konuyu onunla konuşmak ve sizlere de bilgi vermek istedim. Detaylar, yazımın devamında!

Hamilelikte Eş Desteği Nasıl Olmalı?

Gebelik boyunca, anne adayları çok ciddi hormonal ve duygu-durum değişimleri yaşayabiliyorlar. Aslında, hamilelik sürecinde konunun iki bölümü var; bir anne ve bir de baba tarafı var. En çok yok sayılan taraf ise babalar.

Kadınların yaşadığı bu fiziksel ve hormonal değişimler, aslında onların da hiç bilmediği bir süreç. Dolayısıyla, gebelik sürecinde çocuğun gelecek olması ile birlikte heyecan, kaygı, mutluluk gibi pek çok duygu aynı anda yaşanabiliyor. Fiziksel zorlukları da say say bitmez. Böyle bakıldığında, gebelikte yaşanan olumlu ya da olumsuz her duygu, aslında gebelikten önce de başlıyor. Yani, çocuk annenin karşındayken stres yaşamaması, dünyaya sağlıklı ve daha iyi şartlarda gelmesinde gebelik süreci de oldukça etkili.

Burada, babanın en önemli rollerinden bir tanesi; annenin kaygı düzeyini azaltmak, sadece ev işlerinde iş bölümü yapmak değil, fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarına da karşılık verebilecek şekilde bir destek mekanizmasıdır. Bu, en başta anne için, sonra da çok değerli bir şeydir.

-Babalık ya da eşin hamile olduğu gerçeği ne zaman anlaşılıyor?

Bilgili Baba: Fiziksel olarak bebeğin gelişimi ile başlıyor, aslında hamileliğin ilk dönemlerinde çok farkına varmıyorsunuz. Tabi, bunun yaşanmışlıklarla da çok ilgisi var. Örneğin, ben çok farkındaydım. Çünkü, benim eşim hamile olduğunu öğrendikten sonra çok ciddi mide bulantıları yaşadı ve ben çok fazla işin içine girdim. Böyle bir süreci yaşamamış bir annede ise babalar, ancak annenin karnı şekillenmeye başladığında “Evet ya, hamile” gerçeği ile yüzleşiyor.

Özellikle, hamileliğin ilk üç aylık evrede anne adayları, sürece dahil olmak konusunda zaten çok amatör. Çünkü, hem hormonal değişimler hem de yaşanan mide bulantıları, uyku sorunları, bazen alınan destek ilaçları, anne adaylarını çok ciddi bir şekilde zorlayabiliyor.

Hamileliğin ilk aylarında; yakın çevreye haber vermeme ya da belki bebeğin kaybı korkusu ile daha temkinli olma hali, anneyi çevreye, eşle olan ilişkisine hem de kendi bedeni ile olan ilişkisinde çok zorlayabiliyor. Kendinize çok yabancısınız, her an her şey olabilir, bir duygu durumundan bir duygu durumuna ya da bir fiziksel durumdan diğerine geçiş yapabiliyorsunuz.

Bu nedenle, anne adayları karşısında ona destek olabilecek kişilere de yeterince bilgi veremeyebiliyor. Çevre desteği ve özellikle eş desteği, burada devreye giriyor. Çünkü, eş ne kadar anne adayının değişen duygu durumu ve değişen fizyolojik ihtiyaçlarına karşı anlayışlı olur ve onu tamamlamaya çalışırsa; o kadar sağlıklı başlayabiliyor.

Bilgili Baba: Annenin yaşadığı bu değişimle birlikte; erkeğin bunun farkına varması ve burada bir destek sistemi kurması önemli. Ancak, erkek bunu farkına vardıktan sonra onun da değişmesi gerekiyor. Çocuk olana kadar, yıllarca birliktelik yaşadığınız insanın duygu durumu, çok farklı olabiliyor. Ben kendi eşimi taşıyamamıştım. Her şey değişmeye başlıyor, verdiği tepkiler, olaylara bakış açısı, birtakım olaylarda duygusal değişimler baba adayını da şaşırtıyor. Erkek açısından şunu da kabul etmek gerekiyor; yıllardır tanıdığınız insanın değişen duygu durumunu yönetmekte erkek de bocalayabiliyorum. “Ne yapacağım ben?” sorusunu kendinize soruyorsunuz ve anlamaya çalışıyorsunuz. “Nasıl bir mekanizma değişiyor ki, ben bunun karşısında ne yapabilirim?” İnsan kendini aciz de hissediyor. Çünkü, yardımcı olmak istiyorsunuz ama bunu nasıl yapacağınızı bilmiyorsunuz. Dolayısıyla, ilk başlardaki o bocalama dönemini erkek de yaşıyor. Tabi ki, bu bir alışma evresi olduğu için erkek de buna uyum sağlayarak bir şekilde yolunu buluyor.

Hamilelik sürecinde, aslında babalıkla ilgili bir deneyim söz konusu değil. Dolayısıyla, bir erkek için o bağlantıyı kurmak kolay olmuyor. Özellikle de, Türk toplumunda erkek rolüne yüklenen anlamlar nedeniyle (duyguların çok fazla yansıtılamaması, her zaman güçlü olmak zorunda olması, duygusal tarafını göstermiyor olması, sürekli mesafeli olma hali), hamilelik sürecinde eşle ilişkisine de yansıyabiliyor.

Hamilelik Sürecinde Eş Desteği İle İlgili Babalara Öneriler

Burada yapılacak en önemli şey; biraz alttan almayı, susmayı, doğum ve gebelik sürecinin olağan bir süreç olduğunu kabul etmektir. Bu süreçte, her şeyin yoluna girmesinde en önemli faktörlerden bir tanesi bu. Önce kabulle başlıyor. Erkek, bunu kabul ettikten sonra yapacağı destek süreçlerinde yapacağı pek çok alan var.

Evde iş bölümünde bulunmak, ev işlerine daha çok dahil olmak, kadının konforunu sağlayabilecek her şey, kadının yaşadığı duygu durumu değişimlerine daha toleranslı olmak, eşinin ve çocuğunun sağlığını takip ediyor olmak, hastaneye ve doktora her zaman birlikte gitmek oldukça değerli.

Birtakım toplumsal gerçekler de var… Yapılan istatistiklerde, Türkiye’de %70-80 oranında çalışmayan bir kadın nüfusu ve çalışan bir erkek var. Çalışma hayatındaki çalışma şartları çok ağır. Dolayısıyla, bir takım koşullar da erkeği bu konuda sınırlı tutabiliyor ya da destek sistemine engel olabiliyor.

Erkek şu tercihi yapabiliyor; “Fiziksel durumu iyi, sağlık durumunu iyi görüyorum, bu seferlik doktora tek gidebilir, çünkü benim de yetiştirmem gereken işler var”. Bazen, para kazanma duygusu ağır basabiliyor. Bunu çok haksız bulmuyorum; ancak, erkeğin de bir denge kurması gerektiğini düşünüyorum.

Baba adayı ya da eş olmasa dahi, eşinin sağlığı ya da doktor süreci ile ilgili merak ediyor olması, eşini araması, uzaktan dahi olsa süreci takip etmesi, zaten anne adayı için özel olabiliyor. “Bugünlük gelemedi ama bizi merak ediyor”. Kadın, bu şekilde endişeleri bertaraf edebiliyor.

“Bu bebek, aynı zamanda benim. Evet, fiziksel olarak karşımdaki kadın bu bebeği taşıyor ve gebelik sürecini yaşıyor olabilir. Ancak, bu bebek aynı zamanda benim de bebeğim” demek, aslında birçok kapıyı açabiliyor. Çünkü, bu ister istemez annenin yaşadığı bir süreçmiş gibi algılanıyor. “Bebek anneye aittir ve her ne olursa olsun o çocuk dönüp dolaşıp sana gelecek” gibi bir inanç var. Bu, tabi ki doğru değil.

Hamilelik Sürecinde Çevre Desteği

Hamilelik sürecinin başlangıcından itibaren, çevre desteği de çok önemlidir. Anne, kayınvalide, eş, arkadaş desteği olabiliyor. Bu süreçte, ne yazık ki dillere çok fazla pelesenk olan cümleler var. Örneğin, “Bunlar, daha senin iyi günlerin” diyenler var. Bu, biraz bizim bakış açımızla çok bağlantılı.

Bunun yanı sıra, hamileliğinizle ilgili, aslında hamilelik sürecindeki anne adayının, daha çok dinlenmeye ihtiyacı var. Hem fizyolojik anlamda dinlenmeye ihtiyacı var hem de dinlenilmeye ihtiyacı var. Bilinmeyen bir süreçle baş başa kalan anne adayının; dinlenilmekten, okşanmaktan, şefkatle karşılanmaktan başka bir ihtiyacı yok. Çevre olarak, gebe olan bir insana gerçekten yardımcı olmak ve destek olmak istiyorsanız; aslında, kendinize biraz engel olup, dilimize pelesenk olan, klasikleşmiş cümlelerden vazgeçmemiz gerekiyor. Çok kolay bir soru var; “Nasıl hissediyorsun? Hazır mısın?”. Bu sorular, anne adayını da çok rahatlatır, kendi durmamız gereken yeri de çok iyi belirler.

Bilgili Baba: Çevre faktörünü iki perspektiften ele alacağım. Biraz önce, sağlıklı bir gebelikte nelere dikkat edilmesi gerektiğini çok iyi özetledin. Bir açıdan da, riskli gebelik sürecinde, şu çok yaşanıyor; herkes duyduğu olumsuz deneyimleri anlatıyor. Siz, zaten psikolojik bir yük ile yaşıyorsunuz. Bir de üzerine, insanlar size olumsuz deneyimlerden bahsediyor.

Siz, o gebelikle ilgili nelerle karşılaşacağınızı bilmiyorsunuz ve o anlatılan hikaye size iyi gelmiyor. Çevre faktöründe şu soru çok önemli; “Senin için ne yapabilirim?” İhtiyacı varsa, gerçekten söylüyor. “Şu işe yetişemiyorum, bunu benim için halleder misin?” diyor. Bunu sormak bile çok değerli. Akıl vermek yerine, neye ihtiyacı olduğunu samimiyetle sormak gerekiyor. Bunu sorun ve gerçekten de yapın.

Sevgili Aykan’a merak ettiğim tüm soruları sordum. Umarım, sizlere de faydası olmuştur. Farklı bir konuda görüşmek üzere. Hoşça kalın!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir