Koku duyusuyla kışa uyum sağlamak

Koku duyusuyla kışa uyum sağlamak

Çoğunlukla iç mekanlarda yaşayan çoğu insan duyusal anestezi yaşar, yani duyusal deneyimleri giderek azalır. Bir orman veya tarlada yetişen bitkilerin adedini, okyanuslarda çoğalan gizemli yaşam formlarını, yüksek bir platodaki kuru bitkileri ve ağaç reçinelerini düşünün. Tüm bu çevrelerin kendilerine ait bir koku, doku, görüntü, ses ve aroma karışımı var ve bunlar ortalama bir ofis ortamından çok daha zengin ve çeşitliler.

Ormanda ve dışarıda, koku duyusu hayatta kalmak için temeldir. Gelen bir fırtınayı tespit etmemizi sağlar (fırtınadan önce gelen ozon kokusunu düşünün), avcının kokusunu almanızı sağlar. Bu duyuyu dışarıda uyandırmak için insanları genelde baldıran otu veya balsam iğneleri toplamak için bir araya getiririm, onları avuçlarıyla bastırmalarını ve böylece aromatik yağlarını salmalarını sağlarım ve sonrasında derin nefesler alırlar. Koku için bir diğer iyi uyaran ise sonbaharda düşen yapraklardır. Onları ellerinizle ezin ve tatlı, topraksı kokularını koklayın.

Bir kış yönettiğim bir dış mekan mindfulness uygulamasında, karda tilki izlerini takip ettik. Eş yöneticim doğacı Dale Abrams, koklayıp durdu ve gruba tilkinin kokusunu alıp alamadığını sordu. Grup ilk başta bu durumdan bihaberdi. Dale eğildi ve küçük, sarı buz kristallerine sahip bir miktar karı eline aldı – bu bir damla donmuş tilki idrarıydı. Hepimizin koklamasını sağladı ve idrarın güçlü, kokarca benzeri bir kokusu vardı. Sonrasında dizlerimizin üzerinde tilki izlerinin yakınlarında bulunan tüm sarı lekeleri koklar haldeydik. Bir kaç gün sonra grup kokuyu rüzgarla alabilmeye başladı.

Tüm sene boyunca, ancak özellikle de kış aylarında, çam ağaçlarının şahane kokularının atmosferi doldurduğu, duyuları tazelediği ve zihni uyardığı doğal yerleri kolayca bulabiliriz. Çok miktarda mindful nefes alırım ve çam ağaçlarının içerisinde durup derin nefesler alırım, bu da zihin ve bedeni sakinleştirir. Bu uygulama havadaki öz yağ konsantrasyonu ile güçlenir. Antik zamanlarda çam ağaçlarının kötü ruhları ve hastalıkları savuşturduğuna inanılırdı. Günümüzde fitonsitlerin gücüne dair yapılan araştırmalar bu antik inancın çam ağacının tıbbi özelliklerinden kaynaklandığını gösteriyorlar. Öz yağlar, çam iğnelerinden yapılan çaylar ve çam reçinesinden yapılan merhemlerin iyileştirici özellikleri olduğu görülüyor.

Akçam Çayı Nasıl Yapılır?

Kışın derinliklerinde, akçam ağacı diğer yeşil kalan bitkiler gibi iğnelerine tutunur. C vitamini bakımından zengin olan bu iğne yapraklar rahatlatıcı bir çay yapımında kullanılabilirler. Bu ağaç orman bitkileri arasında büyüyen ve güzel bir üyedir. İğneleri beşli paketler halinde büyürler ve beş beyaz harf oluşturduğu için tanımlamak kolay olur.

  • En az 20 paket akçam iğnesi toplayın.
  • Paketlerden bir kısmını ellerinizle ovun ve reçinesini salmasını sağlayın. Bu sırada ağaca bunun için teşekkür edin.
  • Ezilmiş iğneleri kaynamış suya atın ve 15 dakika demleyin. Biraz keserek yağlarını salmalarına yardımcı olabilirsiniz.
  • İğneleri süzün ve çayı bardağa dökün.
  • İçmeden önce çayı burnunuz yakınında tutun ve bir kaç nefes alın. Balla tatlandırarak içebilirsiniz.

Güvenlik notu: Tüketmeden önce doğru ağacı bulduğunuzdan emin olun. Bunun için bitki rehberlerini ve interneti kullanabilirsiniz. Çam gibi görünüp aslında çam olmayan bazı ağaçlar ile karıştırmayın çünkü bunlar zehirli olabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir