© 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.

Korona virüsü belirtiler hafif olduğunda en bulaşıcı halinde olabilir

Küçük bir çalışmaya göre yeni corona virüsünü kapmış olan insanlar, virüsün büyük miktarını hastalıklarının erken döneminde yayıyorlar ve hastalık ilerledikçe bulaştırma ihtimalleri azalıyor.

Araştırma medRxiv veritabanına 8 Mart günü kaydedildi ve henüz bir öncü durumunda çünkü değerlendirilmesi yapılmadı ve sadece dokuz tane katılımcıya sahip. Yine de yeni virüsün neden bu kadar kolay bulaştığını açıklama konusunda yardımcı olabilir: En bulaştırıcı dönemdeki insanlar sadece hafif, soğuk algınlığı benzeri belirtiler gösteriyor olabilirler.

Yazarların belirttiği üzere, bu durum başka bir corona virüsünden kaynaklanan SARS ile uyumsuz bir durum. SARS hastalarında virüs yayımı hastalığın yedinci ila onuncu günlerinde zirve yapıyordu ve bu sırada enfeksiyon üst solunum yollarından derin akciğer dokularına doğru taşınıyordu. Yeni virüsten kaynaklanan COVID-19’a sahip yedi hastada, en yüksek değerlere beşinci günden önce ulaşılmış ve değerler SARS hastalarında görülenlerden 1000 kat daha yüksek olmuş.

Bu artış iki hastada enfeksiyonun akciğerlere doğru ilerlediği ve zatürreenin ilk işaretlerini verdiği ileri aşamalarda ortaya çıkmış. Bu ağır vakalarda, virüs yayımı onuncu ve on birinci günlerde zirve yapmış. Hafif vakalarda ise virüsün yayımı beşinci günden sonra azalmaya başlamış ve onuncu günde hastalar artık bulaştırıcı durumda değillermiş.

Çalışmanın yazarlarına göre mevcut bulgular ışığında, belirtilerinin onuncu gününün sonrasında olan ve boğazlarından alınan numunede viral genetik materyalin mililitrede 100.000 kopyadan daha az bulunduğu vakalarda, evde izolasyonda kalmak tercih edilebilir.

Minnesota Üniversitesi Bulaşıcı Hastalıklar Araştırma Merkezi yöneticisi Michael Osterholm şöyle diyor: “Bu durum COVID-19’un klinik bir hastalık olarak doğal geçmişini ve ayrıca virüs yayımının toplum sağlığına etkilerini anlamak için çok önemli bir katkı.”

Araştırmacılar hastaların burun ve boğazlarından numuneler almışlar ve ayrıca kan, idrar, dışkı ve balgamlarını da incelemişler. Ekip her bir numuneyi RNA adı verilen viral genetik madde için incelemiş ve böylece virüsün hastalığın farklı aşamalarında ne kadar var olduğu tespit edilmiş.

Araştırmacılar virüsün zaman içerisinde yükseliş ve düşüşünü takip etmişler. Ancak virüsün miktarı hastaların hala yayıcı olup olmadıklarını belirlemeye yardımcı olamaz çünkü virüsten kalan RNA insan dokularında hala bulunabilir ancak işlevsel durumda olmayabilir. Kimin ne zaman yayıcı olduğunun bulunması için çalışma süresince araştırmacılar virüs numunelerini izole etmişler ve onları laboratuvarda çoğaltmaya çalışmışlar.

Hastalığın erken dönemlerinde boğaz, burun ve balgamdan alınan virüslerin çoğalabildiği, ancak sekizinci günden sonra hastalığı hafif geçiren kişilerden alınan numunelerin herhangi bir viral gelişim göstermediği tespit edilmiş. Bu değişim hastaların daha az bulaştırıcı olduklarını gösteriyor. Fakat bu kişiler iyileşme göstermelerine karşın hala virüs konusunda pozitif çıkmışlar. Bu bulgu Çin’den gelen ve virüsün vücutta COVID-19 belirtileri ortadan kalktıktan sonra bile iki hafta boyunca kalmaya devam edebileceğine yönelik raporları doğruluyor.

Yeni çalışmanın ekibi, virüsü çalışma süresince kan veya idrardan alınan numunelerden çoğaltamamışlar ve dışkıdaki virüsler de çoğalmamışlar. Dışkı analizinde altıncı ve on ikinci günlerde dört hastadan toplanan 13 numune değerlendirilmiş çünkü bu kişilerde en yüksek miktarda viral RNA bulunuyormuş ve araştırmacılar numuneleri izole edebilmişler. Çin ve Dünya Sağlık Örgütü’nden gelen önceki raporlarda, virüsün enfekte kişilerin dışkılarından elde edilebileceği belirtiliyordu ancak bu kalıntıların hastalığın yayımına katkı sağlayıp sağlamadığı bilinmiyordu.

Yeni çalışma görece hafif vakalar içerisinden seçildiğinden, dışkının COVID-19’un bulaşmasına nasıl bir etki ettiğine dair daha fazla araştırma gerekli.

Dikkat çekici şekilde ekip, altıncı ila on ikinci günlerdeki hastalarda antikorlar tespit etmişler ve bu da bedenin patojene maruz kaldıktan kısa süre sonra bağışıklık sistemini harekete geçirdiğini gösteriyor. Bilimadamları bu hızlı bağışıklık sistemi tepkisinin çoğu hastada mı ortaya çıktığını yoksa sadece daha ağrı enfeksiyonlarda mı ortaya çıktığını henüz bilmiyorlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir