Niyet etmenin gücü

Niyet etmenin gücü

Herkese merhaba! Bugün de, benim için önemli konulardan birinden bahsedeceğiz. Belki biliyorsunuzdur, Titreşimini Yükselt Hayatın Değişsin isimli bir kitap yazdım. Bu kitapla birlikte; titreşimimizi yükselttiğimizde, hayatımızda olmasını istediğimiz şeylerin daha kolay ve daha hızlı gerçekleştirebileceğiniz metotları anlatıyorum. Bu yazıda da, yine kitapta da bahsettiğim ve çok önemli bir konu olarak niyet etmenin gücünden bahsedeceğiz. “Niyet ederek hayatımızda neleri değiştirebiliriz?” sorusunun cevabını merak ediyorsanız, yazıyı okumaya devam edin!

Niyet Nedir? Nasıl Niyet Edilir?

Niyeti aslında herkesin çok uzun zamandır kullandığı bütün kadim kültürlerde olan bir şey. Aslında, niyet tam olarak nedir? Bir şeyin gerçekleşmesi için, o şeyin gerçekleşmesi yolunda yapılan istekler ve olaylar. Ancak, bu tabi ki bu kadar basit olmuyor. Niyet etmenin aslında ne olduğu ile ilgili konuşmamız gerekiyor. Niyetin, aslında üstündeki o ezberlenmiş anlamları kavradıktan sonra, niyet etmenin gerçek anlamını, bütünsel bakış açısı ile kavradıktan sonra, sanıyorum sizin de niyet etme gücünüz artacaktır diye düşünüyorum.

Niyet; binlerce yıldır, büyük kadim kültürlerde olan bir şey. Bir şeyden kurtulmak, bir şeyi elde etmek, bir şeyi kazanmak için istediklerimiz. Ancak, istek ya da dilekle karıştırılmaması gerekiyor; çünkü, bir şeyi dilemekle niyet etmek arasında çok büyük bir fark var. Evlenmeye niyet etmekle, evlenmeyi dilemek gibi. Ya da daha iyi bir şeye niyet etmekle dilemek gibi… Dilek, bana göre biraz daha zayıf, daha sabun köpüğü gibi kalan bir terim. Bu nedenle de, dileklerin gerçekleşmesi elbette olur ama niyet ettiğimiz şeylerle ilgili çok dikkat etmemiz gerekir. Bunun için de, aslında size bütünsel yaklaşımı anlatmam gerekiyor.

Morfik Alan Nedir?

Evrendeki her şeyin birbiri ile bağlı olduğunu ve morfik alandan bahsetmek gerekiyor. İnsan zihninden, insan bilinç altından ve morfik alan ile insan bilinç altının bağlantısını anlatmam gerekiyor. Belki duymuşsunuzdur; bilim adamları, şairler, yükselmiş üstatların hepsi uykularında belli bilgilerin kendilerine geldiğini söylerler. Ki, bu çok ilginçtir; çünkü, Newton’dan Leonardo Da Vinci’ye, Mozart’tan Einstein’e kadar pek çok bilim insanı, uzunca yıllar üzerine araştırma yaptıkları konularla ilgili bilgilerin, nedense rüyalarında ve uykularında geldiğini fark etmişler. Bunun neden olduğunu merak eden bilim insanları, yaptıkları araştırmalar sonunda fark ediyorlar ki; beynin gizemlerinden bir tanesi ve nöro sinir bilimin gelişmesi ile birlikte, aslında insanın uyanıkken bilinçli seviyede yaptığı ile uykusundayken yaptığı bilişim çok farklı.

Bilinçaltı dediğimiz şey, inanılmaz bir şey; çünkü, rüyalarla birlikte bağlandığımız bir alan var. Bu alanın adı “ morfik alan”. Morfik alanı, şu anda bilim dünyası yeni yeni keşfediyor, gizemlerinin ne olduğunu çözmeye çalışıyor. Morfik alan; evrende var olmuş, geçmiş ve gelecek hepsini içinde barındıran, alıştığımız tek boyutlu yani başlangıcı ve bitişi olan zaman algısının çok üstünde, dikey zaman algısında, beşinci boyutta olabilecek bir algıdır.

İnsanoğlunun dünya üzerindeki bütün serüveninde, bütün kabilelerde yaşanan bütün her şeyin bilgisi, morfik alanda uçmakta. Ve biz, aslında uykuyla birlikte, bilinçaltımız biraz daha serbest kaldığı için, oralara bağlantı yaptığımızda; işte, büyük bilim adamları senelerce araştırıyorlar ve sonra birdenbire “Evreka” diyebiliyorlar. Çünkü, morfik alanda her şey gerçekleşiyor.

“Biz niyetten bahsediyorduk, buraya nasıl geldik?” diyeceksiniz. Bilgi dediğin şey, niyetle aynı şey. Niyet dediğimiz şey, aslında bir bilgi, bir kodlama. Biz niyet ettiğimiz şeyle; bir değer, bir istek, bir arzuyu gerçekleştirmek istiyor olabiliriz ama ondan önce, onun gerçekleşebilmesi için onun evrendeki karşılığının gerçekliğini yaratmamız gerekiyor. İşte burada, bilinçaltımız devreye giriyor. Niyet ettiğiniz şeyin, sizin için gerçekten oldurmak için tüm varlığınızla inanmanız gerekiyor.

Ben her zaman şöyle düşünüyorum; zihnimizle, bilincimizle ve bilinç altımızla hayatımızın kaptanı biziz. Ancak, kaptan olarak da rotamızı net belirlememiz gerekiyor. Nasıl ki bir uçak ya da gemi, temel koordinatları yani eylem ve boylamı dik olmadan, yapayalnız bir yerde dönüp duracaksa, siz de eğer niyetinizin gerçekleşmesi için gerçek koordinatları vermezseniz, o niyetin gerçekleşmesine imkan yok. Bir diğer önemli konu da; niyetin gerçekleşmesinin tek anahtarı, sizin bu niyetin zaten olmuş ve gerçekleşmiş olduğuna inanmış olmalıyız.

Niyetin Zaten Olmuş Olduğuna İnanmalısınız!

Buna, tüm hücrelerinizle inanmalısınız. Biraz önce ne dedik? Bilinçaltı seviyesinde, başlangıcı ve sonu olan bir dünyadan bahsetmiyoruz. Biz, daha dikey bir boyuttan bahsediyoruz. Zamansız bir boyuttan bahsediyoruz. Ve gelecekteki versiyonuna, “Gelecekte Ayşe bundan 20 yıl sonra kendini nasıl görmek istiyor?” dediğimde, benim niyetim; 60 yaşıma geldiğimde, kişisel gelişim ve sağlık üzerine olan bir merkezin sahibi olmak diyelim. Kendimi orada görmem gerekiyor ve onun gerçekten gerçekleşmiş olduğunu gelecekteki ben versiyonuma söylemem gerekiyor.

Bunu duyan bazıları, “Sen de iyice saçmaladın” diyebilirler. Saçmalamadığımı düşünenler, hemen buradan çıksınlar; çünkü, bu başka bir bilinç seviyesinde, sadece bu boyuta ait olan bu bilgiyi kaldırabilecek ve zaten benim gibi bu boyutta yaşayan dostlarımın ne demek istediğimi çok iyi anladığını biliyorum. Gelecek ben versiyonuma zaten bunun olduğu bilgisi gelirse, tam hücrelerimde ve kökümde bunu hissedersem, zaten o niyetimi gerçekleştiririm. Niyet etmenin gücü, bence buradan kaynaklanıyor. Şöyle ki; daha bereketli bir hayat için, daha kısmet için, daha iyi bir şey için, çocuğun sınavı için, eşin iş görüşmesinin iyi gitmesi için, ülkenin geleceği için, her şey için niyet edebilirsiniz. Önemli olan tek şey; bizim niyetimizin ağzımızdan çıktığı anda gelecekte gerçekleştiğini düşünmek.

Bu, biraz belki sizin için bilim kurgu gibi gelebilir, belki zor olabilir. Ancak, bununla ilgili çok fazla çalışma yaptırıyorum. İnanın, artık 2000’lerden sonra biz şöyle zamanlara girdik; kuantum fiziğinin artık halka açılması ile, bilim kurgu filmlerinin, romanların, yükselmiş üstatların, spiritüelliğin artık çok fazla tünelin ışıktan ziyade, gerçekten fizik boyutunda bir bilim olarak anlatılabildiği ve somut kanıtlarla ispatlanabildiği bir dünyada, artık bence biraz daha bunları net konuşabiliriz.

Frekansınızı Yükseltin

Enerji alanları neydi? Bizim, dünya üzerinde tezahür ettirebildiğimiz frekans miktarıydı. Dolayısıyla, niyet aslında biraz da sizin frekansınızla da ilgili. Çok düşük bir frekanstaysanız, bunu nasıl anlayacaksınız? Genelde karamsar düşüncelere sahipsinizdir, kurban rolü oynuyorsunuzdur farkında değilsinizdir, sürekli kendini ve dışarıyı suçluyorsunuzdur, keşkeleriniz vardır. Bunlar, negatif düşünceler ve bu düşüncelere sahipseniz, frekansınız düşük demektir. Bunları neyle çevireceğiz? İşte, bu çalışmaları düzenli olarak yaparsanız, biraz daha frekansınızı yükseltebilirsiniz. Frekans, tezahür etme becerinizi arttırır.

Ben, bunu hayatım boyunca deneyimledim ve bu, benim deneyimlerim sonucunda, bireysel çalışmalarla, grup çalışmalarıyla, katılımcılarımızla paylaştığımız şeylerdi. Onların hayatlarında da böyle deneyimler olduğu için, daha rahat bir şekilde sizlerle bunu paylaşma cesaretini kendimde buluyorum.

Niyet etmekle ilgili çok fazla kitaplar var. Sanıyorum, 2004-2005 yıllarında Wayne Dyer’ın çıkarttığı, ki bence kendisi çok yoğun olarak Uzak Doğu’nun Zen’inden çok etkilenmiş, onları Batı perspektifinden anlatmış bir insan. Çok yoğun meditasyon yapan, meditatif alanda zihni boşalttığı için daha yaradanla bağlantılarını kuvvetlendiren dostlarımıza da yine niyetlerinin çok daha hızlı gerçekleştiğini görüyoruz. Niyetle ilgili ne sormamız gerekiyor? Niyetimiz nedir?

Diyelim ki; gerçekten beyaz bir araba almak istiyorsunuz. Bu beyaz araba, o kadar geniş bir şey ki… “Beyaz, 2020 model, iki kapılı bir Mercedes almak istiyorum” gibi net ve sofistike bir şekilde söylemek gerekiyor. Ben, bazen bazı danışanlarıma çalışmalar yaptırıyorum. “Niyet edelim” diyorum ve “2020’den ne istiyorsun?” diye soruyorum. “Seyahat etmek istiyorum”, “bir şeyler yapmak istiyorum”, “evlenmek istiyorum” diyorlar, o kadar zor ki, niyet etmek bile zor.

Niyet etmenin en büyük anahtarı detayları vermektir

Niyet ettiğiniz şey, evrene sipariş vermektir. Koordinatları net vermediğiniz müddetçe, o gemiyle birlikte okyanusun ortasında döner durursunuz. O yüzden, koordinatı net vermelisiniz. Koordinatı enlem ve boylam olarak, net bir şekilde, restoranda garsona sipariş verir gibi vermelisiniz. Bu niyetlerin çoğu aslında gerçekleşiyor. Evren, bir şekilde niyetinizi gerçekleştiriyor ama siz büyük boy portakal suyu istemişsinizdir ve size yarım litre su gelebiliyor. O zaman, siz bunu fark etmiyorsunuz. Orada ne oluyor? İşte, tezahür ettirebilmekle ilgili bir şey oluyor.

Niyet ettiğimiz şeye kanalize olmamızla ilgili. Bu yazıyı okuduktan sonra, bir deftere; hayatınızda 5 sene sonra kendinizi görmek istediğiniz hayatı, kendinizi, çevrenizi, sevdiklerinizi, ailenizi, işinizi, okulunuzu, çocuğunuzu detaylı bir şekilde, aynı bir hayat senaryosu yazar gibi yazmanızı istiyorum. Bu, sizin gelecek hayaliniz olacak. Gelecekte nasıl bir hayat yaşamak istediğimizle ilgili niyetlerimizi belirlemeden önce, onların tohumlarını atmamız gerekiyor. Çünkü, bilinç altımız böyle çalışıyor. Biraz önce de dediğim gibi; yatay ve dikey boyutlar var.

Çok fazla yatay boyutta yaşamaya alışmış zihinlerimiz olduğu için, biz zaten niyet ettiğimiz anda gelecekte tezahür ettirebileceğimiz bilincine, bilinciniz sahip olmayacaktır. Bu nedenle, bilincinizi biraz daha buna inandırmak ve köklendirmek adına, niyet defterinizi hazırlamadan önce; rahatsız edilmeyeceğiniz bir yere geçin, biraz kendi başınıza kalın, “Bundan 5 yıl sonra 2025’de, ben kendimi nasıl bir hayatın içinde görmek istiyorum?”, “Neredeyim, ne yapıyorum?”, detaylarıyla evinizi, hayatınızı, çocuklarınızı, işinizi, sevgilinizi, her şeyi yazın.

Şu anda bitmekte olan bir ilişkiniz olabilir, şu anda bitmekte olan şeyler olabilir, duygusal bağlantı kurmayın. O insanları, şu anda bilincinizle hayatınızda tutmaya çalışıyorsunuz. Bilinç, aslında çok kısıtlı. Bilinç, çok alışık olduğu, konfor alanı içerisinde ona haz veren şeylere tutunmaya çalışır. Lütfen, bunu yapmayın. Şu anda ayrılmak üzere olduğunuz bir kişi ya da işiniz varsa, bunlarla ilgili olmasın. Beş yıl sonrasına onları koymanızı istemiyorum. Siz, sadece sizi çok sevdiğini düşündüğünüz, anladığını düşündüğünüz, dostluk ve paylaşımın ve eğlencenin olduğu, sizin için bir ilişkide önemli olan değerler neyse, “o ilişkide olan bir insanla” diye 5 yıl sonraki hayalinizi yapın. Bu, bir ilişki örneğiydi. Bunu işiniz ya da evliliğiniz için de yapabilirsiniz.

Bilincinizin sınırlarından çıkmanızı istiyorum. Niyet ederken, şu anda içinde bulunduğunuz zihninizin o kısıtlı bilinciyle istemeyin. Sınırsızlaştırın, kendinizi biraz açın ve niyet defterinize bunu yazın. Şimdilik benden bu kadar. Hoşça kalın!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir