Orman banyosunun incelikleri ve bilimi

Orman banyosunun incelikleri ve bilimi

Doğada olduğumuzda havada bir büyü vardır. Yapraklardan süzülen ışık, yamaçları dolduran sis, akan suların sesleri, çamların kokusu. Bunların hepsi bizi etkiler ve yatıştırır. Bunu sezgilerimizle biliriz ancak her gün yaşamamız mümkün olmayabilir. Doğal dünya merkezlenme, yere basma ve sakinleşme sağlar.

Çoğumuz vaktimizin büyük kısmını vahşi doğadan bağımsız geçiririz: Çalışmalar vaktimizin ortalama %93’ünü iç mekanlarda geçirdiğimizi ortaya koyuyorlar ve bu da doğa eksikliği bozukluğu olarak bilinen şeye sebep oluyor. Bu sırada batı dünyasında yaşam tarzı kaynaklı bozukluklar en büyük ölüm sebepleri arasında yer alıyorlar ve bunlar doğrudan yaptığımız tercihlere bağlılar. Fakat bu düzeni istediğimiz an tersine çevirebiliriz.

Araştırmalar dışarıda vakit geçirmenin genel sağlık için kritik bir bileşen olduğunu gösteriyorlar ve bize fiziksel, ruhsal, duygusal olarak fayda sağladığı gibi bizi tekrar kendi benliğimize bağlıyorlar. Bu bağlantı bedenlerimizin ve mevsimlerin doğal ritimlerinin ötesine, her birimizin birbiri ile olan teması ve içinde yaşadığımız büyük kapsam olan çevreye uzanıyor. Faydaları giderek daha açık oldukça, doktorlar bazen doğada vakit geçirmeyi bile önerebiliyorlar ve buna bazen orman banyosu da deniliyor.

Orman Banyosu Nedir?

Orman banyosu sağlığa önleyici faydaları için ormanda geçirilen zaman olarak tanımlanıyor. Bu uygulama 1980’lerde başladı ve temel fikir, ormanın bizi ormanda olmaya bağlı olan tüm duyular ile yıkaması üzerine kurulu, yani hisler, görüntüler, sesler, kokular ve diğerleri gibi.

Kripalu Yoga fakültesinde yaşam koçu ve sanatçı olarak görev yapan Jess Frey, orman banyosu konusunda şunları söylüyor:

“Benim için orman banyosunun hedefi varlıktır – yani insan dünyasının ötesindekiler ile ilişki kurmak ve iletişimi iyileştirmektir. Yani duygular ve duyusal deneyimler üzerinden doğayla anlamlı bir ilişki geliştirmektir. Buna ek olarak yaşamın ağının geniş bağlantıları ve onun bir parçası olduğumun farkında olduğum daha büyük olan ve ötesiyle daha iyi bir bağlantı, yakınlık, korunma ve görüş birliği duygusu ortaya çıkar.”

Jess için doğada vakit geçirmek sadece iyileştirici değil, aynı zamanda kutsal bir eylem ve bu konuda şunu söylüyor: “Doğaya aç bir kültür haline geldik. Genelde bir yerlere acelemiz var, bir yere koşuyoruz ve asla oraya varamıyoruz.” Kendimizi ormana batırdığımızda, yere basacak, nefes alacak ve sadece varolacak bir yer yaratıyoruz.

Bilim de bu deneyimi destekliyor. Ormanda geçirilen zaman kortizol düzeylerini azaltabiliyor ve bu da algılanan kaygıları doğrudan azaltıyor. Buna ek olarak, fitonisitler, yani bitkiler tarafından onları zararlı organizmalardan korumak için salgılanan mikrop karşıtı organik bileşenler, insan sağlığı üzerinde pozitif etki gösterebiliyorlar. Bir çalışmada ağaçlar tarafından yayınlanan fitonisitlerin bağışıklık sistemini pozitif olarak etkileyebildiği, stres hormonlarını azaltabildiği ve hatta kanser hücresi üretimini bile etkileyebildiği görülmüş. Ormanlarda varolan fazladan oksijeni almanın faydaları fitonisitlerin varlığı ile de artıyor. Bunlar çam, sedir, ardıç, ladin ve diğer hep yeşil kalan kozalaklı ağaçlarda yüksek yoğunlukta bulunuyorlar. Bu nedenle bunları barındıran ormanlarda yürümek sağlığa ciddi anlamda fayda sağlayabilir.

Japonya’da yapılan bir çalışmada ormanda geçirilen vaktin uyku düzenlerini iyileştirip iyileştirmediği incelenmiş. Katılımcılar iki gruba ayrılmışlar ve iki grup da her gün aynı süreyle yürümüş. Bir grup şehirde yürürken, diğeri ormanda vakit geçirmiş. Ormanda vakit geçiren grup sadece daha iyi uyumamış, aynı zamanda stres ve kaygı belirtileri azalmış, genel ruh hali iyiye gitmiş.

Orman Banyosu Nasıl Yapılır?

Orman banyosu basit bir uygulama. Fakat yine de farkındalık ve niyet gerektiriyor.

  • Doğal bir alan bulun. İlla ki hektarlar boyunca devam eden yoğun bir orman olmak zorunda değil. İstediğiniz yeşil alan olur. Kozalaklı ağaçlar iyidir ancak mecburi değildir.
  • Tüm duyularınızı toplayın. Bu deneyimde dikkat dağıtıcı şeyler olmamalı. Yani telefonu ve akıllı saatleri evde bırakın. Yukarı bakın, aşağı bakın. Jess şöyle ekliyor: “Kişi vahşi doğaya çıktığı zaman toprak bizimle iletişim kurmaya başlar. Her elementin söyleyecek bir şeyi vardır ve bizim de sohbete katılmak için büyülü, güzel bir fırsatımız olur.”
  • Acele etmeyin. Dışarıda geçirdiğiniz vaktin büyüsünü deneyimlemek için kendinize izin verin. Mindful yürüme yapabilirsiniz ancak orman banyosu için zen ustası olmanıza da gerek yok. Yürüseniz de, meditasyon da yapsanız, sessizce otursanız veya yoga da yapsanız, hepsi sayılır. Başkalarıyla da vakit geçirebilirsiniz. Özellikle sohbeti pozitif yöne doğru çekerseniz bu faydalar yine ortaya çıkacaklardır.
  • İçine batın. Burada temel fikir, ormanın size sunduğu şeylere gerçekten batabilmektir. Kuş cıvıltılarının sesleri, ince dalların sesleri, rüzgar. Bunların alın ve çevrenizdeki güzelliğe kendinizi batırın. Birleşmiş Milletler’e göre 2050 yılında dünyanın dörtte üçü şehirlerde yaşar hale gelecek. Şehirleşme devam ederken, ormanların sonlu büyüsünün keyfini çıkarmak için özel bir fırsatımız var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir