© 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.

Yalanı nasıl yakalarız?

Yalanı nasıl yakalarız?

“Yeni bir ben” kategorisi altında, beden dili ve sözsüz iletişimle ilgili çok farklı içerikler hazırlıyorum. Bu, içeriklerimi çok beğenmişsiniz, öncelikle teşekkür ederim. Daha önce de söylediğim gibi, insanlar arası iletişimin yüzde doksanı, aslında söylemediğimiz, sessiz şeylerdir. Sessiz iletişim, yani beden dili. Beden dilinin en önemli ispatlarından biri de; insanların dürüst olup olmadıklarını anlamak; yani yalan söylediklerini anlamaktır. Peki, insanların yalan söylediklerini nasıl anlarız?

İnsanoğlu, ilginç bir mekanizma. İnsanoğlu ilginç bir makina. Hele bir de, modern bilimin hala çözemediği, “insan beyni” diye bir fenomen varken önümüzde… Sözsüz iletişim dediğimiz şey, aslında bilinçaltımızla ilgilidir. Bilinçaltımız ise; beynimizin bilinçli düşünen kısmı dışında, arka plandaki bilinçaltı ile alakalıdır. Yani aslında, sessiz iletişim ile bir kişinin, bizim hakkımızda neler hissettiğini beden dilinden bize sızdırdıkları ile hissedebiliyoruz. Ve bunu, bilinçli beynimizle, düşünen tarafımızla yapmıyoruz; bunu bilinçaltımızla, arkadaki sezgisel tarafımızla yapıyoruz.

Beynimiz, Üç Bölümden Oluşur

Birincisi; atalarımızdan kalan ve “kaç kurtul” gibi limbik sistemine bağlı olan ilkel benliğimiz yani beyin sapımızdır. İkincisi, ilkel benliğimizin bağlı olduğu ve hayati fonksiyonlarımızdan sorumlu olan orta bölümdür. Üçüncüsü de, ön bölümdür. Orta ve ön bölümler; öğrenme, hafıza, sevme, duyguları analiz etme, empati gibi, insanı memeli hayvanlardan ayıran bütün komplike duyguların işletimcileridir.

Sağ ve Sol Beyin

Bir de beynimizin sağ ve sol yarım küreleri var. Bununla ilgili bir şeyden bahsetmek istiyorum. Geçenlerde televizyonda Yemekteyiz programını izlerken, yarışmacılardan biri “Lobları var” deyince, diğer kadın karşılık veriyor; “Sen benim beynimde loblar olduğunu nereden biliyorsun?”. Buradan, o hanımefendiye de söylemek istiyorum, aslında baya uzun bir zamandır insan beyninin lobları var. Yarışmada, sonradan Cem Yılmaz’ın sözüne de gönderme yaptılar, “İnsan ne kadar zekiyse, beyninin lobları da o kadar artar” diye. Kadın da, “Benim beynimin 5 tane lobu var” deyince, orada çok güldüm. Ne yazık ki, baya bir yıldır, Homo Sapiens’ler de dahil olmak üzere, insanoğlunun sağ ve sol olmak üzere yalnızca 2 lobu vardır. Bunu da, Yemekteyiz programındaki sevgili bacıma söylüyorum.

Sağ beyin, yani beynimizin sağ tarafı; genellikle sezgiler ve duygular yönüyle ilgili. Sol beyin ise, analitik-öğrenme-matematik ile ilgilidir. Sağ ve sol beyin, beynin orta ve ön beyni ile birleşince, komplike bir yapıya dönüşüyor ve işte her şey, burada gizli. “Yalancılığı anlatırken bunlar ne alaka?” diyebilirsiniz; ancak, önce bunları anlamalısınız ki; bu mükemmel makinayı kullanarak, bir yalan makinasını nasıl anlayabileceğinizi anlayabilesiniz. Çünkü, aslında, basit işaretler vardır. Yalanı anlayabileceğiniz gibi, yalancının ortaya koyacağı işaretler de vardır.

Yalancının Ortaya Koyacağı İşaretler

Göz Bebekleri Büyür

Yalan söyleyen bir kişinin nabzı hızlanır. Nabzının hızlanması demek, göz bebeğinin büyümesi demektir. Heyecanlı olduğumuzda ya da korktuğumuzda, göz bebeklerimiz büyür. Göz bebeğinin büyümesinden bunu anlayabilirsiniz. Tabi ki, bunu çok göremeyeceğiniz ortamlar olabilir. Yalan söyleyen kişiler, genellikle gözlerini normalden daha fazla kırpmaya meyilli olurlar.

Ayrıca, göz temasından kaçmak, gözlerini kaçırarak konuşmak da yine yalancıların bedensel işaretlerinden biridir. Burada, ilginç bir şey daha söylemek istiyorum; yalan söyleyen bir kişi, ayağına bakar. Çünkü beyin şöyle çalışır; dikkati kendinden dağıtabilmek için, gözden en uzaktaki uzva doğru konsantre olmaya çalışır ki ilgiyi dağıtabilsin. Dolayısıyla, bir kişi yalan söylerken ayaklarına bakabilir. Sürekli olarak ayaklarına bakan, gözlerini sık sık kırpan ve sağa sola bakıp, sizle göz teması kurmayan bir kişi, yalan söyleyen bir kişi olabilir.

Pinokyo Efekti

Yukarıdaki işaretlerin dışında, bir de “Pinokyo efekti” dediğimiz bir şey var. Pinokyo’nun ustası Gepetto, galiba bir şeyleri doğru biliyordu. Yalan söyleyen Pinokyo’nun burnunun uzaması gibi, pinokyo efekti dediğimiz şeyde de, burnumuzda bir kaşınma efekti oluyor. Çünkü, yalan söyleyen kişinin beyninde bazı kimyasal değişiklikler oluyor ve beyni heyecan seviyesinde, burnun içerisindeki kılcal damarlar şişiyor. Bu kılcal damarların şişmesi ile birlikte, bir kaşınma oluyor. Yalan söyleyen bir kişinin elini burnuna doğru götürmesi de işte bunu açıklıyor.

Yalan Söylediğini Gösteren Diğer İşaretler

Elleri sürekli birleştirmek, kolları gövdeye yapıştırmak, öne doğru eğilmek, ayağı sinirli bir şekilde sallamak, gözleri aşağı ya da sağa doğru bakarak konuşmak da bu kişinin yalan söylediğinin göstergeleri olabilir. Bunların dışında; dudakları büzmek de bir belirtidir. Dudakları büzmek; doğruyu saklamak, dudaklarından yanlış bir şeyi, yalanını kaçırmaktan korkmak ile ilgili bilinçaltı bir tepkidir.

Dudakları çok fazla yalamak da yine bir belirtidir; bu da, heyecanını bastırmak için yapılır. Yalan söyleyen bir kişi, su içme ihtiyacı duyabilir, çok fazla yutkunabilir. Yalan söyleyen bir kişi, yutkunma ihtiyacı duyar; çünkü heyecanlanır, heyecanlanınca nabzı yükselir. Nabzın yükselmesi ile birlikte tükürük üretimi artar ve daha fazla yutkunmaya başlar.

Bunların dışında, bazı kişilerde “mikro kaşıntı” dediğimiz şeyler olabilir. Bildiğiniz üzere psikoloji, nöroloji yani sinir sistemi ile de alakalıdır. Beynin yarattığı fiziksel etkiler, vücutta mikro kaşıntı adını verdiğimiz şeylere yol açıyor. Bunlardan biri, yukarıda da söylediğim gibi, pinokyo efektine neden olan burun kaşımadır. Onun dışında; yüzde, yanakta, boyundai kollarda ya da elde kaşıntılar görülebilir. Bunlar; kişinin bir şeylerden rahatsız olduğunu ve doğruyu söylemediğini gösteren şeylerdir.

İnsanlar Neden Yalan Söyler?

Eğer insanlar büyük bir ustalıkla yalan söylemeseydi; medeni ilişkiler söz konusu olmazdı. 8 yaşında bir kızım var ve şuanda, empatisi çok fazla gelişmemiş bir dönemde. Empati dediğimiz şey, insanlar arasındaki duygudaşlık, yani karşınızdaki kişinin yerine kendinizi koyabilmektir. Empati; insanoğlu, çocukluktan yetişkinliğe geçerken, aynı zamanda duygusal yapısının da doğru bir gelişim göstermesiyle gelişen bir yetenektir. Yalan söylenmeyen bir toplumda olsaydık; empatisi olmayan bireyler olurduk.

Hayatımızda, “Bugün de saçların iğrenç görünüyor”, “Evin iğrenç olmuş”, “Çok çirkin olmuşsun” gibi cümleler olurdu.

Yalan dediğimiz şeyin aslında(gerçekten büyük yalanlardan bahsetmiyorum); politik olmak, karşıdaki kişinin duygularını kırmamak için empati kurmak gibi etkilerden doğmuş bir insan yeteneği olduğunu düşünüyorum. Yalan, sosyalleşme kaygısındaki modern insanın yeteneklerinden biri diye düşünüyorum; ancak tabi ki anlattığım şeyler, eşini aldatan bir insanın, bankadan çaldığı parayı çalmıyorum demesi için geçerli değildir. Beden dilini en güzel anlatan şeylerden biri de; Bill Clinton’ın

Monica Lewinsky ile oval ofisteki seks skandalı sonrası açıklamasında yaptığı hareketleriydi. Böyle gizlerden bahsediyorum; onun dışında, aslında yalan söylemediğimizi düşünüyorum.

Hayatı birbirimiz için yaşanabilir kılmak için; tatlı, küçük, beyaz yalanlar söylüyoruz. Ki bence bunun da hiç bir sakıncası yok.

Bana soracak olursanız; bazen, eğer bir kişiyi olduğundan daha iyi bir kişi olma yolunda, o tatlı-beyaz yalanlar alıkoyuyorsa, benim için biraz dürüstlüğün hiç de sakıncası yoktur, özellikle de yakın arkadaşlarım söz konusu olduğunda. Arkadaşlarım beni bilirler. Bu arada ben ikizler burcuyum. İkizler burcunun en büyük özelliği, aşırı doğrucu olmasıdır. İkizler burcunun dengesizliği de, aşırı yalancı ve sahtekar olmasından da kaynaklanabilir; ancak, dengede bir ikizler her zaman adaleti ve doğruluğu savunduğu için, eğer saçı kötüyse, onu mutlu etmek için “Saçın güzel olmuş” demez. Bu cümle, karşıdaki kişiyi mutsuz edebilir; ancak, uygun bir dille, onu mutsuz etmeyecek bir dille gerçeği söyleme taraftarıyım.

“Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” diyorum, her zaman ortaya çıkar. Anlattığım işaretler eşliğinde, hayatınızda yalan söylediğinden şüğhelendiğiniz kişileri tek tek yakalarsınız. Yakaladığınızda da umarım mutsuz olmazsınız. Bunlar, size kendinizi iyi hissettirecek tüyolar. Konuyla ilgili görüşleriniz ve değerli yorumlarınızı yazının altındaki yorum kısmına bırakmayı unutmayın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir