© 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.

Yalnızlık psikolojisi ve yalnızlıktan kurtulmak

Etrafınızda konuşacak ya da gerçekten sizi anlayan birilerinin olmadığını düşündüğünüz oldu mu hiç? Bu kocaman dünyada yalnız kaldığınızı ve bundan sonra, kalan ömrünüzün de tek başına ve yalnız geçeceğini düşünüyor musunuz? Cevabınız “evet” ise; siz de bu dünyada yalnız olduğunu ve yalnız yaşayacağını düşünen milyonlarca insandan yalnızca birisiniz. Bu yazıda sizlere; yalnızlık ve yalnızlık düşüncesiyle nasıl baş edebileceğinizden bahsedeceğim…

“Aman ne olursa olsun, yanımda herhangi biri de olsa, ben yalnız kalmayayım”.

Yalnızlık, hepimizin hayatının bir gerçeğidir; herkesin hayatında, az ya da çok bir yalnızlık vardır. Bazıları, etrafında insanlar olmadığından yalnız hissederken, bazıları çok kalabalık ortamlarda bile yalnız hissedebilir. İşte bu yalnızlık duygusu; bazıları için geçici bir ruh haliyken, bazıları için de çaresizlik ve hüzün kaynağıdır.

Bu duygu, bazı insanları madde kullanımına ve yanlış insanlara yönelmeye neden olabilir; hatta insanlar, yalnız kalma korkusundan dolayı, normalde hayatına zarar vereceğini bildiği insanları bile hayatlarına dahil edebiliyorlar. İnsanlar, içlerindeki bu korkuyla, hiç sevmeyeceği, kendisine zarar veren bir insanla sevgili ya da eş olabilirler. Bunun tek sebebi şu: “Aman ne olursa olsun, yanımda herhangi biri de olsa, ben yalnız kalmayayım”.

Yalnızlık, anormal bir durum değildir.

Sizce yalnızlık anormal bir durum mu? Yalnız insanlar problemli ya da sıkıntılı mıdır? Yalnızlık korkusu yaşayan danışanlarımın, büyük bir bölümü aslında böyle düşünüyor. Onlara, “Tek başına bir restorana gidip yemek yer misin?” diye sorduğumda, şöyle bir korkuları oluşuyor: “Ben orada yalnız başıma oturursam, etrafımdaki insanlar ne kadar yalnız, ne kadar sorunlu olduğumu ve etrafımda bir arkadaşım bile olmadığımı düşünürler”. Eğer ki yalnızlıkla baş etmek istiyorsanız, ilk olarak kafanızdaki bu düşüncelere alternatif bir cevap vermeniz gerekiyor. Şunu net olarak söyleyebilirim: yalnızlık, anormal bir durum değildir.

Etrafınızdaki insanlara ya da sosyal medyaya baktığınızda, herkesin birbirine yakın ilişkiler içinde olduğunu, kimse yalnız değilmiş gibi görünüyor; ancak sakın buna aldanmayın. Herkesin hayatında birazcık yalnızlık vardır. Birinin etrafında çok fazla insanın olmasının, hiç yalnız olmadığı anlamına gelmediğini net bir şekilde anlamanız gerekiyor.

Yalnızlık, anormal bir durum değildir, sorunlu insanların başına gelen bir şey de değildir. Aslında modern kültürde; yalnızlık biraz dışsallaştırılıyor, sanki anormal bir durummuş gibi algılanması isteniyor. Şunu söylemeliyim; bundan 100-200 yıl önce yalnızlık, biraz daha tercih meselesiymiş. İnsanlar, yalnız kaldıklarında daha çok kendilerine dönüyorlar, o içsel bilgeliğe ulaşma yoluna daha kolay gidebiliyorlar. Siz de yalnızlığı anormal bir durum olarak değil; bazen hayatınıza, zihninize hatta yaratıcılığınıza katkı sağlayan bir araç gibi görmelisiniz.

Yalnızlığınızın sizi en çok rahatsız ettiği zaman dilimleri için planlar yapmalısınız.

Yalnızlık hissiyatı, insanı her zaman sıkıştırmaz; gün içinde işe, okula giderken ya da bir şeylerle uğraşırken insan kendisini çok yalnız hissetmeyebilir. Bazen, özellikle akşamları, hafta sonlarıya da bayramlarda yalnız olmak, bu yalnızlık size iyice batmaya başlar. Böyle zamanlarınız için planlarınızın olması gerekiyor.

Daha çok akşamları mı yalnız hissediyorsunuz? Hafta sonları mı? Sabahları mı? Yalnızlığınızın sizi en çok rahatsız ettiği zaman dilimleri için planlar yapmalısınız. Kitap mı okuyacaksınız, dizi mi izleyeceksiniz? Böyle hissettiğiniz zamanlarda, ne yapacağınızın belli olması gerekiyor. Ya da hayatınızda, böyle durumlarda arayabileceğiniz, birlikte bir şeyler yapabileceğiniz insanlar olmalı.

Ben, şunu net bir şekilde fark ettim; kendini yalnız olarak tanımlayan insanların bir çoğu, insan seçiyorlar. Arayabilecekleri insanların bir çoğunu gözleri görmüyor; yalnızca daha ilginç, daha eğlenceli insanlar olursa, bu kişiler hayatına dahil olursa daha az yalnız hissedeceğini düşünüyor. Bu nedenle, yalnız hissedeceğiniz zamanlarda, neler yapacağınızı önceden planlamalısınız; gerekirse yaşadığınız şehri turist gibi gezebilir ya da elinize bir kitap alıp daha önce gitmediğiniz yerlere gidebilirsiniz. Böyle zamanlarda, evde yalnız kalıp kendi kendinize düşüncelere dalmak, size daha kötü hissettirecektir.

Yalnız olduğunuz için acınılası olduğunuzu düşünmeyin!

Birçok insan, genelde: “Birlikte bir şeyler yapabileceğim bir insan yok” diye şikayet eder. Size şunu sormak istiyorum; sinemaya, kafeye ya da yürüyüşe gitmek için, illa ki yanınızda birinin mi olması gerekiyor? İnsanlara “Neden yanında birine ihtiyaç duyuyorsun?” diye sorduğum zaman, genellikle şu yanıtı alıyorum: “Ben bir yere tek başıma gidersem, oradaki diğer insanlar, benim acınası bir insan olduğumu düşünürler”. Bir düşünün, siz bir yere gidiyorsunuz ve orada yalnız olan tek insan sizsiniz. İnsanlar size bakıp “Ya aşağılığa bakar mısın tek başına gelmiş.”, “Yazık ya!”, “Bu devirde yalnızlık!”. Emin misiniz insanların böyle düşüneceğinden? Aslında herkes kendisiyle meşgul, diğer insanları çok da incelemiyorlar, dikkat bile etmiyorlar.

Diyelim ki sizin dediğiniz gibi olsun; insanlar, yalnız olduğunuz için acınası bir halde olduğunuzu düşünsünler. Bunun size zararı ne? Sizi neden etkiliyor? Sizi neden hayattan alabileceğin zevkler konusunda engelliyor? Bu nedenle, ben şöyle diyorum; insanlar sizin hakkınızda ne düşünürlerse düşünsünler, boşverin. Siz hayata dahil olmalı ve bir yerlere tek başınıza gitmekten çekinmemelisiniz. Bir de şöyle bir durum var; siz, hayata tek başınıza dahil oldukça, yeni insanlarla tanışma şansınız da o kadar artacaktır. Evdeyken, kimse size: “Aa, sen yalnızmışsın, hadi arkadaş olalım” diye gelmeyecektir. Arkadaşlıklar, hayatın içinde kazanılır.

Hiç bir zaman, olayların kendisi tek başına bir ifade etmez. Olumlu ya da olumsuz, bizim olaylara bakış açımız bir anlam ifade eder. Yalnızlık tek başına bizi etkilemez; biz yalnızlık hakkında nasıl yorumlar çıkartıyorsak, o zaman etkilenmeye başlarız.

Önünüze bir kağıt kalem alıp, yalnızlığın sizde nasıl duygular yarattığını yazmalısınız.
Ben, bu konuda size birkaç örnek vermek istiyorum. Diyelim ki yalnızsınız ve şöyle bir negatif düşünce aklınıza geliyor: “Şuan yalnızsam, hep böyle kalacağım. Hayatın geri kalanı hep yalnızlıkla geçecek.”. Ya da şöyle bir şey: “Yalnızsam, mutsuz ve kötü hissetmeliyim”, “Benim mutlu olmam için yalnız olmamam gerekiyor, eğer bir insan yalnızsa, mutsuzdur”. Bir diğer negatif düşünce de şu olabilir: “Yalnız insanlar zavallıdır, dolayısıyla ben şuanda yalnızsa, ben de zavallıyım”.

Otomatik Düşünceler

Biraz önce söylediğim düşünceler, zihnimizden çok hızlı geçer ve biz bunlara “otomatik düşünceler” diyoruz. Otomatik düşünceleri çoğu zaman insan fark etmez ve sorgulamaz. Bunun arkasından şöyle duygular ortaya çıkar: kendinizi kötü ve depresif hissedersiniz ve “Ben niye böyleyim?” diyerek, yalnız olduğunuz için kendinizi kahredersiniz.

Biz bu sefer farklı bir şey yapacağız ve bu negatif düşüncelere bir cevap vereceğiz. Bunların gerçekliğini sorgulayacağız. Şimdi, ilk negatif düşünceye gelelim. Ne demiştim: “Hep yalnız kalacağım”. Şöyle düşünün, şuan hayatınızın yalnız bir döneminde olabilirsiniz; ancak bugüne kadar yalnız değildiniz. Issız bir adada yaşamıyorsunuz, bundan sonra da önünüze eminim birçok fırsat çıkacaktır; geçici bir dönemden geçiyor olabilirsiniz. Bu nedenle, bu sizin hep yalnız kalacağınız anlamına gelmez; bu yalnızca geçici bir dönemdir.

İkinci düşünceye gelelim; “Yalnızsam, mutsuz ve hüzünlü olmalıyım”. Peki, emin misiniz böyle olduğuna? Yalnız kaldığınız zamanları kendinize ayırabilirsiniz, kendinizle baş başa kalabilirsiniz. Uzun zamandır okumak istediğiniz bir kitabı okuyabilir, sinemaya gidebilir, yemek yapabilir ya da bir hobiyle ilgilenebilirsiniz. Kalabalıklar içinde boğulan birçok insan, aslında yalnız kalıp kendisine vakit ayırmak istiyor; ancak siz buna zaten sahipsiniz. Yani, mutlu olmak için illa ki yanınızda birilerinin olması gerekmiyor.

Verdiğim son örneğe gelelim: “Yalnızsam zavallıyımdır, yalnızsam sorunluyumdur”. Araştırmalar gösteriyor ki; insanların %45’i kendisini yalnız hissediyor. Yani, siz neredeyse o 2 insandan birisiniz, insanların yarısı sizin gibi hissediyor. Hayatımızın her döneminde, bazen yalnız hissedebiliriz; bazen daha duygusal ve melankolik hissedebiliriz. Siz de, hayatınızın böyle bir döneminden geçiyor olabilirsiniz. Yani, aciz, zavallı ya da sorunlu değilsiniz! Siz de aklınıza gelen otomatik düşünceleri bir kağıda yazıp, bunların gerçekliğini sorgulamalısınız. Eğer gerçekliğini sorgularsanız, emin olun daha iyi hissedeceksiniz.

Etrafınızdaki insanlara yönelik durmadan adım atın.

Yalnız insanlar, bir süre sonra çevreye ve insanlara küsüyorlar ve bu küsme neticesinde, kendilerini daha çok eve kapatıyorlar. Sonrasında, şöyle bir düşünce ortaya çıkıyor: “Onlar arasın, onlar sorsun”. İçteki o gururlu ses, ilk adımı her zaman karşı taraftan bekliyor; ancak aramıyorlar. Keşke arasalardı, keşke sorsalardı. Peki, ne yapacağız? Evde tek başımıza, içimizin o karanlık dehlizlerine mi dalacağız? Durmadan kendimizi olumsuz anlamda mı sorgulayacağız? Hayır. İlk adımı sizin atmanız gerekiyor.

Onlar sizi davet etmiyorsa, siz arayın, siz çağırın. Belki: “Neden ben? diyeceksiniz; ancak elinizde başka bir seçenek yok. Bunu bir gurur mevzusu haline getirmeyin. Bunu bir ego savaşına dönüştürmeyin, ilk adımı siz atın. Hiç bir şey olmaz; biri gelmezse biri gelecektir. Vazgeçmeden, etrafınızdaki insanlara yönelik durmadan adım atmalısınız.

Dışarı çıkın ve başka insanların dertleriyle ilgilenin.

Bir insanı bir odaya kapatın ve düşünmesini isteyin. İnsan çok fazla düşündüğünde, bir süre sonra, o insanın aklına yalnızca olumsuz şeyler gelmeye başlar. Eğer siz de çok uzun süre yalnız kaldıysanız ve insanlarla etkileşiminiz git gide azaldıysa; siz de o düşünce sürecine girip, çok kötü hissedebilirsiniz.

Böyle durumlarda; dışarı çıkmanın ve başka insanların dertleriyle ilgilenmenin bize çok iyi geldiğini düşünüyorum. Diyelim ki, siz de böyle bir şey yaşıyorsunuz; o halde bir etrafınıza bakın. Dernekler, gönüllülük organizasyonları, kuruluşlar: böyle yerlerde neler yapabilirsiniz? Bir huzurevinde, bir yaşlı teyzeyi ziyaret edip, ona en azından iyi hissettirdiğiniz zaman; siz de yalnız hissetmeyeceksiniz. Dediğim gibi, çok fazla düşünmek ve evde kalmak iyi değildir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir