© 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.

Anne ve babaların korkulu rüyası “Ergenlik”!

 

Nasıl benim tatlı yavrum bir anda isyankar, sinirli ve kendisiyle konuşulmaz hale geldi?

Yukarıdaki soruyu çocuğu ergenlik yaşına gelmiş bir çok anne-baba sorar. Bir ergenin tavrı düşündüğünüzden de şaşırtıcı olabilir. Örneğin, öfkesinin saatlerce sürmesi, küstahlık seviyesinde size karşı koyması, dengeden uzak huysuz tavırları, çok küçük bir hata da bile çok yoğun duygular içine girip kendisini ve etrafındakilerini, özellikle ailesini sıkıntıya sokması, dürtüsel ve iletişime girmek istemeyen tavırlarıyla karşılaşabilirsiniz. Fakat bimelisiniz ki bu çok normal, sebebine gelince bir ergenin beyni hala gelişmektedir ve erişkin insanlara gibi empati (Düşünürken karşısındaki kişinin yerine kendini koyup kişiyi anlaması) yapması zordur.

Beynin ön tarafında bulunan bölüm; duygular, karar alma, problem- çözmeden  (Pre-frontal cortex) sorumludur. Ergenlikte olan kişilerin beynin bu bölümü yapılanmaktadır. Nöronlar arası yeni temas ve elektrik akımı (Synapses) inanılmaz oranda artar. Ergenin müthiş kontrol edilemez hormon kokteyline maruz kaldığını da eklemeliyim. Gözle görülür fiziksel değişimin yanısıra beyinde de bu gelişim devam eder.

Çocuğunun davranışları karşısında duygusal tükenmişlik yaşayan anneler bilmeliler ki bu geçici bir süreçtir. Özellikle, 12 yaşından sonra ergenler için özgürlük kavramı fazlasıyla önem kazanmaya başlar. Bu sebeple  ailesine bireyselliğini kabul ettirme çabası girer. Kendi kararları, arkadaşları, planı ve programı vardır. Psikolog Eric Erikson’a göre 12 ile 18 yaş arası ergenler için arkadaşları ailesinden daha fazla önem taşımaya başlar. Sebebini ise şöyle açıklıyor, kimliğini bulmaya çalışan ergen arkadaşlarının tepkilerine göre kendi kişisel değerlerini, inançlarını ve hayat amacını saptar.

Ergenlik döneminde gençler daha çok arkadaş desteğine ihtiyaç duyar bu sebeple ebevnler, çocuklarının etrafında güvendiği arkadaşları ile vakit geçirmesine izin vermelidir. Bu o ergene kendisine güvenen anne-babasının varlığını bilerek daha sağlıklı kararlar almasını sağlar. Yoksa sürekli sizinle savaşması ve başınıza bela olması kaçınılmaz olacaktır. Bu durum karşısında günümüzde her türlü kötülüğün cirit attığı ortamda nasıl çocuğumu bırakırım diyorsanız. Akıllı telefonların takip özelliği var. Çocuğunuz nerede ise rahatlıkla telefonunuzdan takip edebilirsiniz.

Ergen çocuğunuz size ne kadar kızıp bağırsa da bir yandan annesi ve babası tarafından sevilmek ve onaylanmak ister. Ayrıca onu olduğu gibi kabul etmesini ister. Şefkatli ama saygı çerçevesinde yüz-yüze iletişim kuran ebevyn çocuğun stres seviyesini azaltacaktır. Unutmamalısınız ki çocuğunuzun üzerinde düşündüğünüzden çok daha fazla etkiniz var.

Kendi stres seviyenizi kontrol edin:

Eğer sinirli ve üzgünseniz biraz sakinleşmeyi bekleyip çocuğunuz ile konuşmaya başlayabilirsiniz. Maalesef güçlü, anlayışlı ve sabırlı olması gereken sizsiniz. Ergen çocuğunuzun yapmasını istemediğiniz bir şeyin nedenini dürüstçe anlatın. O kendisini arkadaşlarının da yaptığını söyleyerek savunursa, sizin bilinçli ve onun iyiliğini geleceğini düşünen bir anne olduğunuzu söyleyerek “Bir çok insan tarafından yapılan eylemlerin zaman zaman doğru olmadığını” izah etmelisiniz. Örneğin, 13 yaşında olan çocuğunuzun arkadaşıyla gitmek istediği bir filmin izleme alt yaş sınırı 15 ise daha baştan o filme fidemeyeceğini yumuşak bir dille söyleyin. Çünkü eğer 15 yaş sınırı belirlendiyse onun beyin gelişimi için sakıncalı olabileceğini ve bu yaş sınırlarının uzmanlar tarafından belirlendiğini anlatmalısınız.

Böyle bir durumda kendisi tüm arkadaşlarının yalan söyleyerek o filme girip seyrettiklerini söyleyerek kendi izleme şansının yolunu açma isteğini, “Başkaları kırık camlar üzerine atlıyor diye sen de mi atlayacaksın?” diye sorabilir ama onun yaşını yaşamış bir erişkin olarak itirazını anlıyorum ama olabilecekleri senden daha iyi görüyorum mesajını net vermeniz gerekir. Çocuğunuzun saygı sınırlarını aşarak sizinle tartışmaya girmesini, demokratiklik olarak lütfen algılamayın çünkü siz eşit beyin sevisinde değilsiniz ve o sizin çocuğunuz, sınırlarını çok net bildirmelisiniz.

Her zaman çocuğunuz size ihtiyaç duyduğunda yanında olun:

Muhtemelen duygusal olarak muazzam yorulmuş annelerin kalp ve hayal kırıklığı içinde olmaları çok normal fakat tavrınız ve düşüncenizin netliğini olumlu şekilde de göstermelisiniz. Çocuğunuz konuşmak istediğinde her zaman onu dinlemeye istekli olun. Eğer baktınız saygı sınırını aşıyor hemen susturun ve bu şekilde onu dinleyemeyeceğinizi ta ki kendi tavrına ve sözlerine dikkat edene kadar.

Şunu bilin ki kafası karışık bir ebevyni gören çocuk sınırları zorlayacak ve o durumunuzu kullanacaktır. Eğer bir karar verdiyseniz ve ergen çocuğunuz o kararı beğenmediyse ve bir anda sizde kararınızdan şüpheye düşerseniz “Lütfen o durumunuzu göstermeyin” başta ne söylediyseniz onu uygulayın! Yoksa size ve kararlarınıza saygı duymamaya başlayacaktır.

Önce yargılamadan ve tavsiye vermeden dinlemeye çalışın:

Çocuğunuzu hiç bir şekilde küçük düşürücü tekrar cümleleriyle, dalga geçerek ya da bağırarak sürekli müdahale ederek kötü bir iletişimde olmayın. Yani onun size davrandığı tavrıyla yanıt vermeyin. Öyle bir durumda onu durdurun ve iletişimi kesin!

İyi bir dinleyeciyi olmak önemlidir. Çocuğunuz konuşurken gözünün içine bakın ve ne söylediğine ve aslında söylemek isteyip, anlatamadığını anlamaya çalışın. Muhtemelen size kendi özgür alanlarını ifade etmeye çalışıyordur.

Gün içinde ona mutlaka özgür 2 saat verin fakat ne yapacağını ve nerede olduğunu bilmek şartıyla. Bu anlaşma hem sizi hem onu rahatlatacaktır.

Sınırlarını, kuralları ve yaptıklarının sonuçlarına katlanmayı öğretin:

Eğer çocuğunuzun sınırlarını ve aile kurallarınızı belirtmezseniz kendi sınırlarını ve kurallarını kendisi belirleyecektir. Anne babanın en önemli görevi çocuklarına yönlendirme yapmaktır. Sizden izinsiz bir şey yapıp kendisine zarar veren bir durumla karşılaştığında bunun üstesinden gelmesi gerektiğini ve yaşadığı durumu çekmek zorunda olduğunu bilmelidir. Çocuğunuza mutlaka sorumluluk verin, yoksa üzerine vazife olmayan şeyleri yapmaya çalışacaktır ya da tam tersi tembel hiç bir şey yapmayan insana dönüşecektir. Mutlaka bir görev verin ve bitirmesi gereken süreyi belirtin. Görevi zamanında bitiremezse daha ağırlaştırılmış bir iş daha isteyin ve ilk görevi de yapmış farz etmeyin.

Her zaman iki seçenek sunun, çocuğunuz kendisine en uygun olanı seçecektir. Bu da her iki koşulda da sizin isteğinizin yerine gelmesini sağlar. Seçenek sunulan çocuk kendi özgür kararı ile hayatını sürdürdüğünü ve ailesi tarafından güvenildiğini hissettirir.

Konu ile ilgili sorularınız ya da paylaşacaklarınız varsa bana z.eylemsenkal@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Psikolojik danışman

Zeynep Eylem Şenkal

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir