© 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.

Doğu’nun Büyülü Şehri Kars’ta 3 Gün

Doğu’nun Büyülü Şehri Kars’ta 3 Gün

Image Bu yazıyı 8 dakika 3 saniyede okuyabilirsiniz.

 

Kars, Türkiyenin en doğusu Kars. Daha önce Macahel’ e gittiğim Başka Rota’dan Mikail  bana Şubat sonunda Kars’a gideceğini söyleyince düşünmeden kaydoldum. Tüm yoğun temponun ortasında 4 gün nasıl ayırırım diye düşünerek ekibimi de topladım Kars’a doğru yola çıktım. Aslında ilk niyetim Doğu Ekspresine atlayarak, uzun yolda tren keyfini de yaşayarak gitmekti ancak uzun rötarların, pulman konforlarının az olması konusunda Mikail beni uyarınca direk olarak Kars’a uçtuk. Çok iyi tasarlanmış, küçük bir Avrupa şehrindeymişsiniz hissini veren rafine tasarımı, bakımlı ve güzel  havalimanı çalışanları kadınlarıyla daha havalimanından başlayarak medeniyetini, insanının güzelliğini ve şehrin muhteşem enerjisini hissettiriyor.

 

12 Havari Kilisesi 

Mikail ve grubumuzun kalanı Erzurum üzerinden trenle geleceği için ben ve ekibim vakit kaybetmeden şehri keşfe çıktık. İlk gün 12 Havariler kilisesine ve Kars kalesine çıkmaya çalıştık. Bizi taşıyan taksici ile kalenin arka kısmında yakalandığımız kar fırtınası sebebiyle kaleye çıkamasak da çektiğimiz muhteşem görüntülerle hazırladığımız videoyu çok yakında youtube kanalıma yükleyeceğim. Kars kalesi sonrasında Pushkin kafede Kars lezzetlerini tattık ancak yemekleri çok da iyi bulmadığımızı belirtmek zorundayım. Trenlerinin yaptığı 4 saatlik rötar sonrası gece otele varabilen Mikail ile ertesi günün programını konuşarak erkenden odalarımız çekiliyoruz.

 

Çıldır Gölü Üstünde Kızağımızın Sürücüsü Ufuk İle 

Kars deneyimimizin 2. Gününde kış aylarında donarak 60 cm’ye ulaşan Çıldır Gölüne geçtik .  Ardahan’da yer alan Çıldır Gölü, sosyal medyadan takip ettiğim fotoğrafçıların şahane kareleriyle  ilgimi çeken yerlerden biriydi. Çıldır Gölünde, cirit atlarını çılgınca süren gençleri izlemek, atların çektiği kızaklarla göl üstünde  dolaşmak pek keyifli. Kızak sahipleri de oldukça hoş sohbet ve eğlenceli, bizim sürücümüz, Ufuk bize bölgeyle ilgili bilgiler verirken bir de yürek dağlayan türkü söyledi. Göl kıyısındaki salaş restoran ‘Atalay’ın Yeri’ ise duvarlarında misafirlerin notları, Atatürk tabloları, güler yüzlü  servis elemanlarıyla sıcak samimi bir mekan, donmuş gölde avlanan sazan ve kefal balıklarının, harika demleme çayı ile tadına bakın. Sazan balığını sevdin mi derseniz, aşırı yağda pişmiş tavuğu anımsatan biraz lastik gibi bir balık, ama maksat ambiyans. Eğer şanslıysanız açılmış buz oyuklarında avlanan balıklara rastgelebilirsiniz.

Çıldır gölünde tutulan Sazan Balığı 

 

 

 

 

KÜLTÜR ÇEŞİTLİLİĞİ

Tarih boyunca farklı milletlerin ve inanç gruplarının yaşadığı Kars ve Ardahan’da  çok sayıda kutsal yer bulunuyor. Kars ve çevresindeki kilise, camii, türbe gibi yapılar bölgenin zengin kültürel geçmişini simgeliyor. 12 havariler kilisesi, Büyük Katedral,  Anadolu’nun ilk evliyalarından biri olan Ebul Hasan Harakani Türbesive Külliyesi, Ani Harabeleri, Kars Kalesi, Taş Köprü, Kars Tabyaları, Küçük Hamam, Mazlum Oğlu Hamamı, Topçuoğlu Hamamı, İlbeyioğlu Hamamı’nın yanı sıra Osmanlı, Rus, Ermeni ve Gürcü mimarisinin izlerini Baska rota’nın deneyimli rehberleri Mikail ve Serra eşliğinde  sürmek çok keyifli.

Ani Ören Yeri 

 

KARS MİMARİSİ

Kars şehir merkezinde film karesi gibi böyle binalarla karşılaşıyorsunuz.  Osmanlı-Rus Savaşı’nın sonunda (1877-1878) başlayan ve 40 yıl devam eden Kars’ın Ruslar tarafından işgalinin etkilerini özellikle, şehrin dört bir yanındaki mimari yapılarda görmek mümkün. Ruslar tarafından askeri garnizon şehri olarak ilan edilen Kars’ta 19. yüzyıl Baltık mimarisi etkisinde yapılan binalar ve uygulanan şehir planı rahatlıkla hissediliyor. Bu binalar, böyle bir coğrafyanın ortasında karlarla kaplı bir şehirde karşınıza çıkınca büyülü bir etki yaratıyor. Katarina köşkü dahil şehre karakteristiğini katan bu güzel binalar oldukça bakımsız, umarım Kars valiliği, Belediyesi ve Turizm bakanlığımız bu değerlerimizin yıkılmadan bizlere kazandırılması için harekete geçer. Elbette özel sektörün kullanımı için değil, hem Kars halkının, hem yabancı turistlerin,  gezeceği, hepimizin faydalanacağı tesislere dönüşmesi dileğiyle .

 

 

Sarıkamış’taki Katarina Av Köşkü 

 

Şehrin tasarımını yapan Hollandalı mimarların elinden çıkma Baltık mimari yapıları Kars içinde,  farklı rotalar çizerek gezmenizi sağlıyor. Tur minibüsümüzün bizi bıraktığı yerden, şehre büyülü bir hava katan binaların arasında geze geze zmeye müsait.  Ani Harabeleri, Kars Kalesi, Taş Köprü, Kars Tabyaları, Küçük Hamam, Mazlum Oğlu Hamamı, Topçuoğlu Hamamı, İlbeyioğlu Hamamı’nın yanı sıra Osmanlı, Rus, Ermeni ve Gürcü mimarisinin izleri şehrin dört bir yanında görülebiliyor. Kars Kalesi’ne çıkın, şehrin manzarasını görün.

 

 

 

SARIKAMIŞ

Dünyanın en kaliteli karına sahip,  Sarıkamış’ta sadece bu bölgeye has sarı çamlar altında, bata çıka karda Keklik vadisine yürüdük üçüncü gün. Yer yer tipi, yer yer karların  içine gömülerek düştüğümüz, toplamda 5 km ama 20 km’ye bedel zorlu bir yoldu ama değdi. Hayalim, bu havalarda ve Mayıs ayında burada bir arazi koşusu yapmak. Doğayı sevenler,  trekking, doğa sporları, bisiklet için Kars’a gelin!  Sarıkamış son yıllarda özellikle kayakçıların en sevdiği merkezlerden.. Sarıkamış kayak tesisleri,  çamlar arasında toplam 12 km’yi uzunluğunda, 2,5 m karla kaplı,  5 etaplı piste sahip 2500 rakımlı Cıbıltepe’ nin Alp kristal karlarıyla kaplı parkurları, her tarzda ancak özellikle  Alp  stili kayağa bile uygun.

 

 

Emrah Çoban İle Chip takılmış bir kurtun yerini tespit etmeye çalışırken 

Bize Sarıkamış dağlarında eşlik eden, Kuzey Doğa derneğinin bilim koordinatörü uzman biyolog Emrah Çoban, chipli takip sistemleriyle gözlemledikleri kurt, vaşak, ayıları geniş bir alanda kar, tipi demeden nasıl  takip ettiklerini anlattı. 2003 yılında başlatılan, Kars-Iğdır Biyolojik Çeşitlilik Projesi’nin lideri  Doç. Dr. Çağan H. Şekercioğlu’nun  2008 yılında kurduğu dernek, bölgede yaşayan vahşi hayvan türlerinin, bitki türlerinin tükenişinin durduğu ve doğal döngülerin çöküşünün engellendiği, doğanın korunması bir yana, insanı yaban hayatla barıştırmak için çalışıyor.  Bu güzel doğa Derneği ve canla başla 7 24 çalışan bu güzel insanlar ülkemizin doğasına ve hayvanına değer vererek teknoloji ve son bilimsel yaklaşımı da arkalarına alarak çalışıyor. Doğanın bir parçası olduğunu unutarak, vahşi hayat ve yaşam alanlarını işgal eden insanoğlu ile yabani hayat arasındaki anlayış köprüsünü kurma misyonunda olan derneğin desteklerinize ihtiyacı var.  Fonların, ödeneklerin azaldığı bu dönemde siz de ülkemiz adına çok değerli çalışmalar yapan bu derneğe destek vermek isterseniz bağışlarınızla, takip ettikleri bir vahşi hayvanı sahiplenebilir, türlerin korunmasına yönelik araştırmaları destekleyebilir,  çocuklarınızı buraya doğa ve kuş gözlemine yollayarak içinde yaşadıkları doğayı, Kars’ı Anadolu’yu tanımalarını sağlayabilirsiniz.

Kuzey Doğa derneğinin faaliyetlerini tanımak ve dernek araştırmalarına için destek vermek için

www.kuzeydoga.org

 

DOĞA VE EKOTURİZM

Bu seyahatte yurdunu seven, doğayı seven, iyi kalpli ve  çalışkan insanlarla tanıştık. Boğatepe köyünde 2002 yılında  doğal ve toplumsal kaynaklar üzerinden köy yaşamını desteklemek için  kurulan Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği, dernek yerel tohumların ekiminin yaygınlaştırılmasını, örtü altı yeşillik ve sebze yetiştiriciliğinin desteklenmesini, yenebilir, aromatik ve faydalı bitkilerin yetiştiriciliği, toplanması, kurutulması ve muhafazası ile kullanımı üzerine eğitimler düzenleyerek yerli halka özellikle kadınları eğiterek iş gücüne katılmalarına ön ayak olmuştur. Yine aynı dernek bünyesinde kurulan ülkemizin tek peynir  Ekomüzesi,  Zavot Peynircilik Müzesinde, dernek başkanı Zümran Ömür’den Kars gravyeri, eski ve yeni kaşarın üretim sürecini öğrendik. Rusların 40 yıl süren işgal sürecinde Kars’a bıraktıkları en önemli miras gravyer peyniri. Gravyer aslında İsviçre peyniri, ancak Ruslarla beraber Kars’ta kalmış ancak atalardan gelen metotların unutulmaya başladığı eski fabrikaların kapanmaya yüz tuttuğu bir anda sevgili İlhan Koçulu girişimiyle Zavot Peynircilik Müzesi ile beraber kadim peynircilik metotları üzerine eğilerek, atalardan kalma metotlarla üretimlere başlıyorlar ve bir projeye döküyorlar. Kars’ın doğal ve beşeri kültürü ile yöre peynirciliğinin tarihi üzerine yürüttüğü proje “Alplerden Kafkaslara Kars Peynirciliğinin 150 Yıllık Tarihi” ismiyle 2015’te gerçekleşmiş.Şimdi bu prensiplerle çok iyi kalite peynirler üretiliyor. Kars kaşarı da en çok talep gören peynirlerden. Eski kaşar ve gravyer peyniri yenmeye 6 ila 10 ay arasında hazır hale geliyor.  Burda ayrıca Kars bölgesindeki zengin bitki çeşitliliği köylüyle tanıştırılmış. Dernek bünyesinde verilen eğitimlerle  fitoterapi, aromaterapi üzerine de uzmanlaşan köy sakinleri bitkisel ilaçlarını, karışımlarını da yapıyorlar. Boğatepe köyü kadınları beni çok etkiledi, hepsi çalışkan, üretici, hayatın içinde gözlerinin içi gülen güçlü kadınlar, erkeklerle omuz omuza, ne önde ne arkada yan yana üretiyorlar, çocuklarını büyütüyorlar çalışıyorlar. Bunlardan  biri bizi evinde köy kahvaltısı ile ağırlayan  Boğatepe Kahvaltısı veren Hüsniye abla, dayanışmacı turizm başlıklı bir sistem var burada. Yani, Türkiye’nin en ücra köşesinde kırsal kesimin yaşayacağı o ıssızlık ve izolasyon hissini kırmak,  köy halkını farklı kültürlerle kaynaştırırken, köylünün ve bölgenin  yerel değerlerinin kazanca döneceği muhteşem bir sistem bu. Ben şahsen bu fikri dahice buldum, ki  kendisiyle Kars sokaklarını gezerken tesadüfen karşılaştığımız Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği’nin kurucusu sevgili İlhan Koçulu bizlere dünyada yaygın bir sistem olduğunu belirtti.  Boğatepe halkı evlerini sofralarını dünyadan ve Türkiye’den misafirlerle ağırlayarak hem lezzetlerini ve kültürlerini bize tanıtıyorlar, hem yeni insanlar tanıyarak gelişiyor hem de kazançlarını sağlıyorlar. Yaz tatilinde buraya çocuklarınızla gelerek, doğanın içinde köy hayatını deneyimleyerek ait oldukları gerçek hayatı yaşamalarına ön ayak olabilirsiniz. Boğatepe kadınlarıyla çalışıp aromatik bitkilerin hasadında, peynir yapımında, köyde veya hasatta çalışarak gerçek insan olmanın keyfini yorularak sürebilirsiniz. Biz İlhan bey ve dernekle pek çok etkinlik için bir araya geleceğiz orası kesin.

 

Zavot Peynircilik Müzesi

www.peynirmuzesi.org

 

Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği

http://coikk.com/bogatepe-cevre-ve-yasam-dernegi/

 

En İyi Kalite Kars Peynirleri Almak İçin

İlhan Koçulu

http://koculupeynircilik.com

Zümran Ömür’ün mağazasında oğluyla 

http://www.zumranomur.com

 

 

YEME- İÇME

Bölgede yoğun olarak İran, Azeri, Rusya mutfaklarının etkileri görülüyor. Seyahatimizin son gününde tanıştığımız şehrin en eski, en emektar ve en meşhur lokantası Hanımeli’nin zarif, zeki ve güçlü sahibesi Dilek hanım ve mutfağındaki hamarat hanımlarında elinden yediğimiz muhteşem yemekler bir vejeteryan olarak da beni oldukça mutlu etti. Bu güzel restoranda çalışarak evlerine ekmek götüren sıcak kalpli, güleryüzlü Karslı kadınları hiç unutmayacağım. Güzel elleriyle bizlere hazırladıkları şirin pilav safranlı, bol kuru meyveli bir pilav, sıcak ayran aşı çorbası, etsiz yaprak mantı hangel, Kars böreği, kete, patatesli veya mercimekli erişte pilavı, haşlanmış buğdaydan yapılan yoğurtlu buğday yemeği haşıl, piti, ekşili et, feselli, tencerede şiş kebap, tandırda kaz çekmesi, kesme çorba, hasuda, kuymak Karadenizlilerin kuymağı burda irmikle yapılıyor, katmer, erişte aşı domatesli ezo gelin kıvamlı bir çorba oldukça besleyici, mezik denilen yemeklerde bolca yerel otlar, safran, kurutulmuş meyvelerde kullanılıyor.  Kars’ta yeme-içme, ulaşım, konaklama fiyatları Türkiye ortalamasının altında ya da beş para etmeyen mekanlara yüksek fiyatlar ödemeye alıştığımız için, her kuruşunu hak eden gerçek esnafın fiyatları bize böyle gelmiş olabilir.

Hanımeli Lokantasından Seçme Kars Yemekleri 

 

Şirin Pilavı 

 

Sıcak Ayran Aşı Çorbası 

 

Hangel

 

Gelelim Neden Eko Turizmde ısrar ettiğime

 

Bu yolculuğu elbette, yürüyüşün az olduğu, basit bir Google aramasından hallice bilgileri bana veren standart bir rehberlik sistemiyle, yine herkesin paylaştığı instagram karelerini tavaf ederek yapabilirdim ama istemedim. Sebebi bir yeri derinlemesine hissetmek istemem. Seyahat ettiğim yerin insanı, kültürü, hayvanı, suyu, toprağı hatta delisiyle yaşamak, dinlemek, deneyimlemek, hissetmek istemem.  Bu yüzden ekoturizmi tercih ediyorum. Siz de doğayı, yemeği, tarihi, kültürü ve dokuyu hissedeceğiniz seyahatler yapın. Köylüyle tanışın, yerli üreticiden alışveriş yapım, esnaf lokantasında yiyin, tarlasına gidin tanışın. Bu yüzden bana her zaman güzel insanlar, temiz mekanlarla isterseniz kültür sanat veya arkeoloji, isterseniz doğa  sporları sunan Başka Rota gibi ekoturizm firmalarıyla seyahat etmeyi seviyorum. Siz de bizlerle Türkiyenin ve dünyanın başka rotalarına gitmek isterseniz Başka Rota iletişim bilgilerini bırakıyorum.

 

 

 Başka Rota Mikail’e WhatsApp’tan ulaşabilir veya mail atabilirsiniz  +90 530 912 24 44 – baska@baskarota.com

Turları incelemek isterseniz https://baskarota.com

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir