Duygularınızı nasıl etiketleyebilirsiniz?

Duygularınızı nasıl etiketleyebilirsiniz?

Duygularınızı nasıl etiketleyebilirsiniz?

Bunu size ilk söyleyen muhtemelen ben değilimdir: Stres yönetimi, sağlığınız açısından (hem fiziksel hem de zihinsel olarak) inanılmaz derecede önemlidir. Bununla birlikte “stres”, tabiri caizse karışık bir terim haline geldi. Öyle ki gerçekten stresli mi yoksa yorgun mu, endişeli mi yoksa hayal kırıklığına uğramış mı hissettiğinizi ayırt etmeniz zor olabilir.

Bunların hepsi benzer bir düzlemde olsalar da birbirinden farklıdır. Duygularımızı ve özellikle de stresi yanlış etiketleme eğilimindeyiz. Karşılaştığımız tüm rahatsız edici duyguları, dev bir “stres” şemsiyesi altına topluyoruz. Ve zor olan duygularımızı anlayamazsak onlarla nasıl başa çıkabiliriz?

Bu soru, stres duymanıza yol açabilir. Ancak duygularınızı doğru şekilde etiketlemek, bunlarla başa çıkma konusunda sizi daha donanımlı hale getirebilir. 

Duygularınızı neden etiketlemelisiniz?

Duygularınızı ortaya çıkarmak, onlarla gerçekten başa çıkmanızın yalnızca ilk kısmıdır; ancak önemli bir kısmıdır. Duygularınızı kabul etmeden onlarla etkili bir şekilde başa çıkmayı bekleyemezsiniz, yine de bütün iş burada bitmiyor. Duygularınızı (onları çevreleyen pozitif ya da negatif bir çağrışım olmadan) kabul ettiğinizde bir sonraki aşama, onları anlamlandırmaya çalışmaktır. Bunu yapmanın bir yolu deneyimlerinizi değerlendirmektir.

Strese daha derinden göz atalım. Örneğin, stres ile hayal kırıklığı, stres ile yorgunluk arasında dünyalar kadar fark vardır. Duygularınızı yanlış bir şekilde etiketlemeniz size yardımcı olmaz. Size yardımcı olacak şey, bu “stresin” altında yatan şeyin ne olduğunu belirlemektir.

Aynı şey, üzüntü için de geçerlidir: Bugün kendinizi yalnız mı hissediyorsunuz? Yoksa değeri bilinmemiş mi? Veya yenilmiş mi? Bunların hepsi kendi başlarına benzersiz duygulardır ve bu duyguları değerlendirmek, onları etkili bir şekilde işlemek için çok önemlidir. Duygularınızı etiketleme konusunda ayrıntılara daha fazla dikkat ettiğinizde duygularınızın nedenini fark etmeye başlayabilir ve bunlarla başa çıkmak için neler yapmanız gerektiğini anlayabilirsiniz.

Duygularınızı etiketleyebilmeniz için hızlı bir uygulama

Ne zaman zor bir duygunun geldiğini hissetmeye başlasanız, onu etkili bir şekilde işlemek ve onunla başa çıkmak için iki aşamalı bir uygulama yapabilirsiniz.

Öncelikle bu duygunuzla birlikte tanımlayabileceğiniz en az diğer iki duyguyu anlamaya çalışın. İlk düşünceniz “stresliyim” ise o anda hissettiğiniz şeye benzeyen diğer iki duygu nedir? Bunu spesifik ve ayrıntılı bir şekilde yapmayı unutmayın; bu şekilde “stres” eklemek yerine hissettiğiniz şeyin temeline inebilir ve bunun üstesinden gelmek için eyleme geçebilirsiniz.

Altta yatan duyguları belirledikten sonra artık o durum içerisinde sıkışıp kalmazsınız. “Stresliyim” demek yerine “Yorgunum, bu nedenle daha fazla kendime bakmaya ihtiyacım var.” Bu, yalnızca “stresli olmaktan” daha farklıdır.

Bu duygularla baş etmenin bir sonraki adımı, duygunun hangi değerlere işaret ettiğini keşfetmektir. Önemsemediğimiz şeyler hakkında güçlü duygulara sahip olmama eğilimindeyizdir. Zorluk yaşatan duygularınız, sizin için neyin önemli olduğuna ışık tutabilir. Örneğin yalnızsanız, sosyal bağlantılar için can atıyor musunuz? Partnerinizle derinlikli sohbetler yapmayı özlüyor musunuz?

Bu duyguyu bir kağıda yazabilir, kağıdı ters çevirebilir ve bu duygunun işaret ettiğini düşündüğünüz değerleri not edebilirsiniz. Bunu, duygularınızın gerçekte size anlatmaya çalıştığı şey hakkında bir yol haritası olarak düşünün. Sonuçta her duygunun, sizi rahatsız eden duyguların bile bir amacı vardır.

Sonuç Olarak

Duygularınızı oldukları gibi kabul etmeniz, onlarla nasıl başa çıkacağınızı öğrenmeniz için önemlidir. Ancak bu duyguları etkili bir şekilde işlemek için daha derine inebilirsiniz. Bu ise sizi gerçekten duygusal olarak dirençli kılan, zor duyguları ortaya çıkarmanın, onları tamamen anlamanın ve değerlerimizi aramanın etkin yollarına doğru doğru ilerlemenin bir birleşiminden meydana gelmektedir.

O “şeyin” ne olduğunu ortaya çıkarana kadar ilerlemeye ya da hareket etmeye başlayamazsınız. Ve o “şeyi” doğru bir şekilde etiketlemeniz, işin yarısıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir