© 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.

En büyük korkularınızı fırsata dönüştürmenin yolları

Hepimizin farklı şeylere dair korkuları vardır ancak bu, korkuların yaşamlarımızı kontrol etmeleri gerektiği anlamına gelmiyor. Korku aslında geleceğe dair endişedir ve onlara dair bakış açımızı değiştirmemiz de mümkün. Holistik koç ve yoga eğitmeni Koya Webb, nasıl pozitif eyleme geçtiğinden ve korkularını yaşamında değişim yaratmak için nasıl fırsatlara dönüştürdüğünden bahsediyor. Başarısızlık ve yargılanma olarak adlandırılan en büyük iki korkumuzun pozitif ileri düşünme enerjisine nasıl dönüşeceğini anlatıyor.

Başarısızlık Korkusu

En yaygın korku başarısızlık korkusu. Hepimiz yeterince iyi olamamaktan korkarız. Yeni bir işe başlamak için yeterince iyi olmamak, derslerde iyi olmamak veya herhangi bir şey buna dahil. Eğer izin verirseniz, başarısızlık korkusu sizi denemekten alıkoyar. Ayrıca elinizden gelenin en iyisini yapmanıza engel olur. Bir işe herşeyinizi adamazsınız çünkü deneyip başarısız olmaktan korkarsınız. Bunun yerine çok az efor sarfedersiniz ve bu nedenle başarısız olduğunuzda, aldığınız sonuç tüm gücünüzü vermişsiniz gibi olmaz. Başarısızlık korkusu çok yüksek düzeyde olduğunda ve denemediğinizde, kendi kendinize engel olmuş olursunuz.

Risk almaktan çekinmeyin. Kalbinizi ve hayallerinizi takip etmekten kaçınmayın. Eğer bir proje veya girişime dair tutkularınız varsa, onu takip edin. Eğer işe yaramazsa, öğrenmek, gelişmek ve daha güçlü olmak için bu deneyimi kullanın.

Koya Webb bu konuda şöyle diyor: “Babamın bana öğrettiği en önemli derslerden bir tanesi, ısrarcı olmak ve hayallerimin peşinden gitmek. İlk denemede hayalime ulaşamazsam, beni tekrar denemem için cesaretlendirirdi. Her zaman denemeye devam et, vazgeçme derdi. Bitişi çizgisine doğru gittikten sonra ilk veya sonuncu olmak pek de fark etmiyor.”

Kendime denemeyi bırakana kadar başarısız olamazsın derim. Eğer bir hedefiniz varsa ve onu gerçekleştirmek için ilerliyor, giderek yaklaşıyorsanız, o zaman başarısız değilsiniz. Bu süreçte bazı gerilemeler olabilir. Finiş çizgisine giden yol dümdüz olmayabilir ancak her engelle birlikte, her zorlukla birlikte gelişiyor ve daha güçlü hale geliyorsunuz.

Bizi zorlayan durumlara gelişme fırsatları olarak baktığımızda, asla başarısız olmayız. Zorlukların bizi başarısızlığa itmediğini, daha güçlü hale getirdiğini düşünmelisiniz.

Yargılanma Korkusu

Koya Webb yargılanma konusunda şunları söylüyor:

“Sosyal medyada başkaları ile birlikte pek çok darbe aldım çünkü kötü davranmakla itham edilen bir şirketle çalışıyordum. Pek çok insan onlarla bağımı koparmam gerektiğini söyledi ve bunu yapmadığım için beni eleştirdi. Her yerden kızgınlıkla dolu mesajlar geldi. Sinip bir köşeye çekilmedim. Tercihim konusunda kendime güveniyordum ve kendim, aynı şirketle çalışmaya karar vermiş diğer arkadaşlarım için savunma yapmaya hazırdım ve takipçilerim de beni destekliyorlardı. Bir kaç yıl önce bunu yapamazdım. O zamanlar çok korkuyordum. Eğer konuşursam doğru şeyleri söyleyememiş olmaktan korkardım. O zaman yargılanma korkusu beni sessiz tutardı.

Şimdi her zaman doğru şeyleri söyleyemeyeceğimi biliyorum ve bununla barışığım. Konuşuyorum, sesimi duyuruyorum ve tek başına bu bile fark yaratmak için yeterli oluyor. Hedef mükemmel olmak değil. Hedef ilerlemek, daha iyi olmak. İnsanlar ne düşünürse düşünsün kendinizi ortaya koyabilmek.

Sesiniz titrese bile gerçekleri söyleyin.

Üniversitede hangi sporcu bursu için başvuracağıma karar verme süreci beni kararsızlıkta bırakmıştı. Yanlış seçersem ne olacaktı? Riskler benim için çok fazlaydı. Derece alma ve olimpiyatlara katılma hedefim için önemli bir adımdı. Seçim yapmaya korkuyordum. Koçla iyi geçinemezsem veya program ihtiyaçlarıma uymazsa ne olacaktı? Diğer sporcular benden çok daha iyi olurlarsa ve başarısız olup takımdan atılırsam ne olurdu? Derslerde başarısız olur ve bursumu kaybedersem ne yapardım? Aile ve arkadaşlarım bu mükemmel fırsatı kaçırdığım için ne düşünürlerdi? Onları şimdiden duyabiliyordum: ‘Bunu neden yaptın? Çok aptalcaydı.’ Hayatımda hissettiğim en büyük baskılardan birisi buydu.

Zaman içerisinde bir seçim yapmam gerekti ve yaptım. Yanlış tercih yaptığımız için yargılanmaktan duyduğumuz korku başarısız olma korkusu kadar büyük. Fakat kimin için yanlış? Hiç karar vermemek yerine sizin için yanlış olduğu ortaya çıksa bile bir tercih yapmak daha iyi. En azından bir tercih yaparak ilerlersiniz. Eğer hata olduğu ortaya çıkarsa, ondan bir şeyler öğrenebilirsiniz. Eğer hiç karar vermezseniz, büyüme şansınız olmaz.

Bir başkasının kararı sizin yerinize vermesine izin vermekten daha kötü bir şey yoktur. Hepimiz kendimize has ruhani varlıklarız. Hepimizin yaşamda bize özel bir amacı var. Bu amacı bir başkasının belirlemesine izin verirseniz, kendi gerçekliğinizde yaşamanız mümkün olmaz. Nasihatler iyi niyetli olsalar bile esasında başkalarının kendi kalp ve ruhlarındaki şeyi size söylemeleridir. Eğer onları akılsızca takip ediyorsanız, kendi kalbinize göre yaşamıyorsunuz demektir. Yargılanma korkusunun bunu sizden almasına izin vermeyin. Kalbinizi takip edin!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir