© 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.

Hamilelikte kedilerden uzak durmak gerekir mi?

Hamilelikte kedilerden uzak durmak gerekir mi?

İnsanlar ve hayvanlar arasındaki ilişki, ayrılmaz dostluk insanlık tarihi kadar eski bir durumdur. Kırsal kesimde yaşayan insanların hayatlarının bir parçası olan hayvanlar, şehir yaşamında da insanların en yakın dostu olmuş durumdadır. Şehirdeki insanların bahçeli bir evde yaşama şansı çok fazla olmadığından genellikle evcil hayvanlar evde insanlarla birlikte, aynı ortamda yaşamaktalar. Kediler, köpekler en kıymetli dostlardır. Ancak insanların hayvanlarla aynı ortamda yaşamalarının olumlu pek çok etkisi olması bir yana, bu konuda bazı çekinceler de yok değil. Özellikle de söz konusu olan küçük çocuklar, alerjik hastalıkları olan kişiler ve hamilelerse durum biraz daha ciddi olabilmektedir.

İnsanların aynı evde yaşadıkları, hatta kimi zaman aynı odayı, aynı mutfağı, aynı yatağı paylaştıkları kediler, gebelik dönemi için çoğu zaman endişe yaratır. Bu endişe sebebiyle de anne adayları çok sevdikleri evcil dostlarından ayrılmak durumunda kalırlar.

Çünkü kedilerden insanlara bulaşan bir enfeksiyon; gebelikte düşük, ölü ya da sakat doğumlara neden olabilmektedir.

Kedilerden bulaşan enfeksiyon yüzünden bebeğini düşüren ya da ölü doğum yapan kadınların var olduğunu kabul etmekte fayda var. Çok sık yaşanmasa da bu öyküler, anne adaylarının doğuma kadar kedi, köpek gibi evcil hayvanlardan uzak durmaya çalışması için yeterli gelmektedir. Çünkü gebelik süreci zaten kendi içinde pek çok farklı bileşeni barındıran, ciddi riskler taşıyan bir dönemdir. Hiçbir anne adayı bebeğinin sağlığını ve gebelik sürecini tehlikeye atmak istemez. Pek çok anne adayını gebelik süresince kedilerden uzaklaştıran, hatta ciddi bir kaygıya sebep olan bu hastalığa toksoplazmozis adı verilir. Ancak yaygın inanışın aksine gebelik için çok tehlikeli olan toksoplazma enfeksiyonlarının insanlara bulaşması konusunda en küçük pay kedilerindir.

Toksoplazmozis nedir?

Toksoplazmozis, bir parazitin sebep olduğu bir enfeksiyondur ve bu parazit tüm dünyada insanlar da dahil pek çok tür omurgalı canlıda enfeksiyona neden olmaktadır. Ancak işin en ciddi boyutu, bu parazitin sadece evcil kedilerin bağırsağında dişisi ve erkeğinin bir araya gelerek üreyebiliyor olmasıdır. Yani bu parazit, pek çok canlıda enfeksiyona sebep olabilirken, kedilerin bağırsağından başka bir yerde üremesi de mümkün değildir. Yani bu parazitlerin dış dünyaya atılabilmesi için kedinin dışkısında üremesi ve buradan diğer canlılara sindirim sistemi yolu ile bulaşması gerekiyor. Yani parazit kedinin dışkısında üreyecek, insanlara ya da diğer canlılara da ağızdan girerek enfeksiyon yaratacaktır.

Toksoplazmozis nasıl bulaşır?

Toksoplazmozise sebep olan parazit kedilere, daha önceden bu parazite enfekte olmuş fare gibi bir hayvanı çiğ olarak yemeleri yoluyla gelmektedir. Kediler enfekte olan bir hayvanı çiğ olarak yedikten yaklaşık olarak 2 hafta boyunca bu parazit kedinin bağırsağında çoğalır. Bundan sonraki süreçte çoğalan parazitler kedinin dışkısı ile dışarıya atılıyor. Dış dünyaya atılan parazitler 24 saatin sonunda bulaşıcı hale geliyor.

Yukarıda anlatıldığı gibi enfekte olmuş bir kedi yaklaşık 2-3 hafta boyunca parazitli dışkı yapar. Aradan 2 – 3 hafta geçtikten sonra kedi tamamen parazitten kurtulmuş olur. Bununla birlikte bir kez toksoplazma enfeksiyonu geçiren kedi, bu soruna bağışıklık kazandığı için yeniden enfekte olmaz ve bulaştırıcılık riski de taşımaz Benzer bir özellik insanlarda da vardır. Bir kere enfeksiyon geçiren bir kişi bağışıklık kazanır ve daha sonra yeniden hastalanmaz.
İnsanlara bu enfeksiyonun bulaşması konusu düşünüldüğünde genellikle sokak kedileri büyük bir risk grubudur. Ancak sokak kedileri yaşadıkları ortam dolayısıyla genellikle daha çok küçükken bu enfeksiyonu geçirmişlerdir ve çoktan bağışıklık kazanmışlardır. Bu açıdan bakıldığında sokaktaki büyük sokak kedilerinden çok daha küçük, yavru sokak kedileri enfeksiyon bulaştırma açısından risk taşır. Aynı bağlamda yukarıda bahsedildiği üzere bu parazitin kedi dışkısında olabilmesi için o kedinin canlı hayvanla besleniyor olması gerekir. Bundan dolayı da çiğ et tüketmeyen, evde sadece kuru mama ile beslenen ve sokağa çıkmayan ev kedilerinde bu enfeksiyonun görülme riski ise yoktur. İşte bu bakımdan da toksoplazma enfeksiyonu riski açısından anne adaylarının kendi evcil kedilerinden uzaklaşmalarının bir anlamı da yoktur.

Peki, toksoplazmaya sebep olan parazit neden ve nasıl insanlara bulaşıyor?

Bu paraziti çiğ beslenmeyle birlikte alan ve dışkısı ile birlikte toprağa bırakan kedi, bulaştırmaya adaydır. Dışkıyla toprağa atılan parazit 24 saat içinde bulaşıcılık özelliği kazanıyor ve o alanda otlayan, beslenen koyun, inek, kuzu, sığır gibi hayvanların sindirim sistemine geliyor. Bu parazitler hayvanın kas dokusu içine geçerek hayvanı enfekte ediyor ve bu hayvanların eti çiğ ya da az pişmiş şekilde tüketildiğinde direkt olarak o insanda enfeksiyona neden oluyor. Yani etini yediğimiz hayvanlar, toksoplazma taşıyıcısı olan kedilerin dışkılarının bulunduğu bir alanda otlanmışsa ve bizler eti az pişmiş ya da çiğ tüketirsek toksoplazma riski taşıyoruz.

Bununla birlikte yine toksoplazmalı kedi dışkısının bulaştığı toprağa temas eden meyve ve sebzeler yeterince iyi yıkanmadan tüketildiğinde aynı risk söz konusudur. Tüm bunları toparlayacak olursak toksoplazmanın insana bulaşma şekilleri;

• Bu parazitin taşıyıcısı olan bir kedinin dışkısı ile temas eden kişinin ellerini yeterince temizlemeden ağzına ya da yiyeceklere sürmesi,
• Enfekte olmuş bir hayvanın etinin yeterince pişirilmeden tüketilmesi,
• Bu paraziti almış olan bir besin maddesinin iyice yıkamadan tüketilmesi,
• Enfekte olmuş bir anne adayından gebelikte bebeğine bulaşmasıdır.

Toksoplazma ne sıklıkta görülür?

Toksoplazmayı ılıman iklimlerde yaşayan kişilerin daha fazla yaşadıklarına dair veriler bulunmaktadır. Bununla birlikte dünya genelinde tüm insanların yaklaşık % 25 – 50’sinin hayatlarında bir kez bu parazite maruz kaldığı ve bu parazite enfekte olduğu biliniyor.

Toksoplazma belirtileri nelerdir?

Toksoplazma enfeksiyonuna yakalanan yetişkinler genellikle çok ciddi bir şikayet yaşamadan hafif seyreden bir soğuk algınlığı şeklinde atlatırlar. Bu sebeple de fark edilmeden, doktora başvurmadan sorun ortadan kalkar. Bazı toksoplazma vakalarında çok hafif kas ve eklem ağrıları, halsizlik, yorgunluk, lenf düğümlerinde şişkinlik gibi belirtiler gözlenebilir. Bu belirtiler de kimi zaman birkaç hafta, bazen de birkaç ay içinde kendiliğinden hafifler. Ancak toksoplazmanın hafif seyretmesi sağlıklı kişiler için söz konusudur. Buna karşılık bağışıklık sistemi baskılanmış lösemi, lenfoma, AIDS gibi hastalıkları olan, her hangi bir hastalıktan dolayı organ nakli yapılan hastalarda toksoplazma çok daha ağır olabiliyor ve hatta ölüm söz konusu olabilir.

Toksoplazma tanısı nasıl konur?

Toksoplazmozis tanısı konması için hastanın kanında bu parazite karşı vücudun bağışıklık sisteminin ürettiği antikorların varlığının saptanması gerekiyor. Yapılan kan testinde IgM varlığı ise aktif yeni bir enfeksiyon varlığını gösterir, kanda IgG pozitifliği ise hastalığın daha önceden geçirildiği ve bu enfeksiyona karşı bağışıklık olduğu anlamına gelir. Yapılan incelemede IgM tespit edilmesi durumunda, yeniden testler yapılır IgM düzeyinde artış olup olmadığı görülür ve tedaviye başlanır. Ancak IgG tespit edilmesi durumunda yeniden toksoplazmaya yakalanması mümkün değildir, sorun yoktur. Ancak kanda IgG, IgM negatif çıkması halinde kişide hastalık yoktur ve daha önce bu hastalık hiç yaşanmamıştır.

Gebelikte toksoplazma bebek için hangi riskler oluşturur?

Gebelikte toksoplazma, anne adayları ve bebek için çok ciddi risk taşımaktadır. Gebelik döneminde toksoplazma enfeksiyonuna yakalanan anne adaylarının % 30 – 40’ı kadarı bu hastalığı bebeklerine geçirmekteler. Gebelikte anne adayının yaşadığı pek çok sorun bebeği de etkilemektedir. Bu bağlamda toksoplazma enfeksiyonun da bebeği etkileme riski anne adayının yaşı ile de ilişkilidir. Yani yaş ilerledikçe diğer hastalıklar gibi toksoplazma enfeksiyonunun da bebeği etkileme riski artar. Ayrıca gebeliğin son 3 ayı içinde bu enfeksiyonun bebeğe geçme riski % 70’lere kadar çıkabilir, yani çok yüksektir. Ancak gebeliğin ilk 3 ayı içinde bu risk % 15 civarındadır. Bunun tam karşıtı olarak da gebeliğin ilk 3 ayı içinde bu enfeksiyonun bebeğe vereceği zarar daha yüksektir.

Gebeliğin erken dönemlerinde görülen toksoplazma enfeksiyonu; düşük, ölü doğum, beyin hasarı, beyinde su toplanması (hidrosefali), görme ve işitme bozuklukları, fiziksel ve zihinsel gelişim geriliği ve epilepsi gibi sinir sistemi bozukluklarına sebep olabilir. ancak gebeliğin son dönemlerinde yaşanan toksoplazma enfeksiyonunun etkileri daha hafif olur.

Gebelikte toksoplazma enfeksiyonu tanı konduğunda ne yapılır?

Gebelikte anne adayının toksoplazma enfeksiyonu geçirmesi bebeğin ya da annenin mutlaka ciddi bir sağlık sorunu yaşayacağı anlamına gelmez. Ancak toksoplazma enfeksiyonu tanısı konan anne adayının yakından takip edilmesi, detaylı ultrason muayenesi ile enfeksiyonun bebekte zarar oluşturup oluşturmadığının denetlenmesi gerekir. Gebeliğin 20. haftası geçtikten sonra da bebeğin göbek kordonundan kan alınır ve kordosentez ile kesin tanı konabilir. Bu uygulamalarda bebeğin kanında IgM tespit edilmesi bebekte enfeksiyon varlığını gösterir.

Toksoplazma nasıl tedavi edilir?

Diğer sağlık sorunlarında olduğu gibi toksoplazma tedavisinde de gebelik dışındaki dönem ve gebelik dönemi farklılık göstermektedir. Gebelik dışında toksoplazma enfeksiyonu tespit edilen kişiler antibiyotik ile tedavi edilir. Ancak gebelikte toksoplazma tedavisi için kullanılan antibiyotiğin güvenli olup olmadığı henüz kesin olarak bilinmemektedir. Anne adayında toksoplazma enfeksiyonu saptandığı halde tedavi edilmemesi ciddi risk oluşturur, antibiyotikle tedavi de bebekte bazı hasarlara sebep olabilir. Bu bakımdan mutlaka tedavi edilmeli ve bebekte ciddi bir sorun saptanırsa gebeliğin sonlandırılması yoluna gidilmelidir.

Gebelikte toksoplazmaya bağışıklık olmadığı tespit edildiğinde ne yapılabilir?

Anne adayının toksoplazmaya bağışık olmadığı tespit edilirse öncelikle bu enfeksiyondan korunmak için ciddi bir şekilde dikkat edilmeli, önlemler alınmalıdır. Önlemlerin yanı sıra kısa süreli aralıklarla anne adayının kanında toksoplazmaya karşı antikor oluşup oluşmadığı araştırılmalı, yakından takip edilmelidir.

Toksoplazmadan korunmak için hangi önlemler alınabilir?

• Hijyen kurallarına uyulmalı, eller sık sık yıkanmalı,
• Toprak ile uğraşılan işler yapan kişiler eldiven kullanmalı,
• Çiğ ya da az pişmiş et tüketilmemeli,
• Çiğ de tüketilebilen salam, sosis, sucuk tüketilmemeli,
• Yemek yapmak için alınan çiğ etlerle temas edildiğinde eller mutlaka çok iyi yıkanmalı,
• Çiğ etlerin kesilmesi için kullanılan bıçaklar, kesme tahtaları iyice yıkanmadan asla kullanılmamalı,
• Topraktan yetişen, her hangi bir şekilde toprağa temas etmiş olan çiğ sebze ve meyveler mutlaka çok iyi bir şekilde yıkanarak tüketilmeli,
• İyice yıkandığından emin olunmayan yerlerde, ev dışında, restoranlarda yeşil yapraklı salatalar tüketilmemeli,
• Pastörize edilmemiş süt tüketilmemeli,
• Evinde kedi besleyenler kumunu eldivensiz değiştirmemeli,
• Evdeki kedinin kumu her gün düzenli olarak değiştirilmeli,
• Evcil kediler dışarıya bırakılmamalı,
• Evcil kediler çiğ et ile beslenmemeli,

Yukarıdaki tüm bilgiler değerlendirildiğinde evde beslenen, dışarıya salınmayan, çiğ et yedirilmeyen kedilerden toksoplazma bulaşma riski yok denecek kadar azdır. Bu bakımdan anne adaylarının evcil kedilerini evden göndermeleri gerekmez, sadece enfeksiyon açısından test yaptırmak yeterlidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir