© 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.

İnsan ömrünün kanıtına meydan okunuyor

İnsan ömrünün kanıtına meydan okunuyor

Image Bu yazıyı 2 dakika 38 saniyede okuyabilirsiniz.

Çok sayıda medikal araştırmacı insan ömrünün maksimum 115 yıl olduğunu öne süren 2016 yılına ait bir raporu açık bir şekilde eleştirdi.

Uzun zamandır insanoğlunun maksimum 115 yıl kadar yaşayabileceğine yönelik bir görüş bulunmaktaydı. Ancak, insan ömrüne böyle bir kısıtlama getiren sınırlı sayıdaki kanıta itiraz edilmektedir. Beş grup medikal araştırmacı, insanın maksimum 115 yıl yaşayabileceğini öne süren 2016 yılında Nature dergisinde yayınlanan bir makaleyi açık bir şekilde eleştirdi.

Öne Sürülen Maksimum İnsan Ömrü Hakkında

Yukarıda bahsedilen makale, yazarları tarafından öne sürüldüğü üzere insan ömrünün doğası gereği sınırlı olduğunu iddia etmektedir. Bu iddia bilim adamları arasında derin bir tartışmaya yol açtı, zira çok sayıda kişi insan ömrünün maksimum 115 yıl olduğunu iddia eden bu makalenin öne sürdüğü kanıtlardan ikna olmamıştı. Söz konusu iddia Albert Einstein Tıp Fakültesi’nde çalışan moleküler genetik uzmanı Jan Vijg tarafından yürütülen 2016 yılındaki bir çalışmaya dayanmaktadır.

Vijg’in araştırma grubu son yüzyıla ait dünya çapındaki demografik verileri derinlemesine araştırdı. Grup, araştırmaları sonucunda 1990’ların ortalarından beri insanoğlunun ulaştığı zirve yaşın 115 olduğunu gösterdi. Bu sonuçlar, Vijg’in araştırma grubunun insanoğlunun 115 olarak doğal bir yaş sınırına sahip olduğunu iddia etmelerine sevk etti. Bir insanın 125 yılın üzerinde hayatta kalması ihtimalini 10.000’de 1’den daha az olarak hesapladılar.

Karşı Görüş

Önde gelen beş biyolojik araştırma grubu, Nature dergisinde yayımlanan makaleye bir takım resmi delillerle çürütme yoluyla cevap verdi. Bu karşıt deliller 28 Haziran’da Nature Communications Arising’de yayınlandı. Söz konusu bu görüşler, Vijg’in insan ömrünün doğası gereği sınırlı olduğu iddiasının sorunlu olduğunu öne sürmektedir.  Bunun, yanlışlığının ispatlanması için derinlemesine incelenmesi gereken aşırı bir iddia olduğunu savunmaktadırlar. Bu konuda, zaman ilerledikçe insanların ulaşacağı azami yaşın da artacağını ifade eden alternatif bir açıklama getirmişlerdir. Yaşam süresinin uzaması olarak görülen şey, gerçekte istatistiklerin uygun olmayan bir biçimde yüzeysel bir analizi yapılarak elde edilen bir bulgudur.

Groningen Üniversitesinde master öğrenimi yapan ve karşıt yazarlardan biri olan, Nick Brown, Vigj’in çalışmalarının temel sorununun, onun verileri tarayıp ve o yıldaki zirve yaşta varsayılan platoyu gözlemledikten sonra 1995’te bölünen bir veri kümesini kullanması olduğunu söyledi. Daha sonra durumun gerçek olup olmadığını tespit etmek için aynı veriyi test etmeye başladılar. Brown’a göre, Vijg’in ekibi bir model belirlediklerini ve bu modeli açıklamak için bir teori geliştirmeye başladıklarını düşünmekteydi. Veriler teoriyle eşleşti, çünkü tam anlamıyla gerçek verilerden üretilmişlerdi. Brown, bunun bilimde uygulanması için hatalı bir araç olduğuna inanmaktadır. Brown ayrıca araştırma ekibinin insan ömrüne ilişkin analizinin problemlerle dolu olduğu konusunda son derece ısrarcıdır. Herhangi bir yılda ölen en yaşlı bireyi çalışmalarına dahil ettiler, böylece çok sayıda rastgelelikle küçük bir örnek oluşturdular. Veriler çok sınırlıydı.

McGill Üniversitesi biyoloğu Siegfried Hekimi, söz konusu verileri yeniden analiz etti. Verinin, ileri yaşta plak sahibi ve plak sahibi olmayan birçok insan ömrü eğrisiyle tutarlı olduğunu keşfetti. Yani gerçek sonuç şu ki; veri diğer birçok eğilim ile tutarlılık gösteriyor, bu da şu anda insan ömrünün bir sınırı olmadığı anlamına geliyor. Diğer karşı görüş savunucuları da bu düşünceleri yansıttılar.

Geriadım beklentisi

Bilim camiası, Vijg’in insan ömrü sınırı iddiasını geri çekmesini bekledi.  Fakat, meslektaşlarının bu karşıt delilleri onu ikna etmeye yetmedi. Vijg araştırma ekibinin sonuçlarının arkasında, bilim camiasına verinin apaçık ortada olduğunu söyleyerek duruyor. Kendisi grubun birbirinden bağımsız iki veri tabanını test ettiğini iddia ediyor. Diğer birkaç bilim adamı da Vijg ile aynı görüşte. Gerçek şu ki Vijg’in iddialarının eleştirilmesi onun iddiasını çürütmüyor, fakat daha fazla sorgulanmasının önünü açıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir