© 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.

Kanser ve beslenme ilişkisi nasıl?

Kanser ve beslenme ilişkisi nasıl?

Kanser dünya çapında en büyük ölüm sebeplerinden bir tanesi.

Ancak çalışmalar, sağlıklı beslenme gibi bazı basit yaşam tarzı değişimlerinin tüm kanserlerin %30-50’sini önleyebileceğini gösteriyorlar.

Artan kanıtlar, belli beslenme alışkanlıklarının kanser riskini arttırdığını veya azalttığını ortaya koyuyorlar.

Bunun yanında beslenmenin genel olarak kanser tedavisinde ve kanserle başa çıkma konusunda da önemli bir rol oynayabileceği düşünülüyor.

Bazı Gıdaları Çok Fazla Tüketmek Kanser Riskini Arttırabilir

Belli gıdaların kanser sebebi olduklarını kanıtlamak zor.

Ancak gözlem çalışmaları tekrar ve tekrar belli gıdaların çok miktarda tüketiminin kanser gelişimi ihtimalini arttırabileceğini gösterdiler.

Şeker ve Rafine Karbonhidratlar

Şeker bakımından zengin ve lifler ile besinler bakımından zayıf olan işlenmiş gıdaların yüksek kanser riski ile bağlantıları var.

Araştırmacılar özellikle kan glukoz düzeyinde zıplamalara sebep olan bir beslenmenin mide, meme ve kolorektal kanser gibi çeşitli kanser türlerinin riskinde artış ile bağlantılı olduğunu keşfettiler.

47.000 yetişkin ile yapılan bir çalışmada, rafine karbonhidratlar bakımından zengin bir beslenme gerçekleştirenlerin kolon kanserinden ölme ihtimallerinin az miktarda rafine karbonhidratlı bir beslenme gerçekleştirenlere göre iki kat daha fazla olduğu görülmüş.

Kan glukoz ve insülin düzeyindeki artışların bir kanser risk faktörü olduğu düşünülüyor. İnsülinin hücre bölünmesini uyardığı görülüyor ve bu da kanser hücrelerinin büyüme ve çoğalmalarını destekleyerek onları ortadan kaldırmayı daha zor hale getiriyor.

Ayrıca insülin ve kan şekerinin yüksek düzeyleri bedende inflamasyonlara da davetiye çıkarıyor. Uzun vadede bu durum anormal hücrelerin gelişimine yol açabilir ve kansere katkı sağlayabilir.

Bu nedenle yüksek kan şekeri ve insülin düzeyleri ile karşımıza çıkan şeker hastalarının belli kanser türlerine dair risk düzeyleri daha yüksek.

Örneğin diyabetiniz varsa kolorektal kanser riskiniz %22 daha fazla.

Kansere karşı korunmak için, insülin düzeylerini arttıran şeker ve rafine karbonhidratlar gibi gıdaları sınırlandırmalı veya onlardan kaçınmalısınız.

İşlenmiş Et

Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı, işlenmiş eti bir kanserojen olarak görüyor.

İşlenmiş et, tuzlama, kurutma, tütsüleme gibi yöntemler ile aromasının korunması için işlemden geçirilmiş et olarak tanımlanıyor. İçerisinde sosis, salam, bacon, sucuk ve benzeri ürünler bulunuyor.

Gözlem çalışmaları, işlenmiş et tüketimi ile özellikle kolorektal kanser başta olmak üzere kanser riskinde artış arasında bağlantı olduğunu gösteriyorlar.

Büyük bir değerlendirme çalışmasında, çok miktarda işlenmiş et tüketen bireylerin kolorektal kanser risklerinin bu tip gıdaları çok az tüketen veya tüketmeyenlere göre kanser risklerinin %20-50 daha fazla olduğu görülmüş.

800 çalışma ile yapılan bir diğer değerlendirmede ise her gün sadece 50 gram işlenmiş et tüketmenin kolorektal kanser riskini %18 arttırdığı görülmüş.

Bazı gözlem çalışmalarında kırmızı etin de artan kanser riski ile bağlantılı olduğu görülüyor.

Ancak bu çalışmalar genelde işlenmiş ve işlenmemiş kırmızı et arasında ayrım yapmadığından sonuçlar tam olarak belli değiller.

Çeşitli çalışmaların kombine sonuçlarının bazı değerlendirmelerinde işlenmemiş kırmızı et ile kanser arasındaki bağlantı zayıf ve düzensiz bulunmuş.

Aşırı Pişmiş Yemek

Belli gıdaları ızgara, kızartma, soteleme ve mangal gibi pişirme yöntemleri ile yüksek sıcaklıklara çıkartmak, heterosiklik amin ve gelişmiş glikasyon son ürünleri gibi zararlı bileşenlerin üretimine sebep olabilir.

Bu zararlı bileşenlerin aşırı birikimleri inflamasyona katkıda bulunabilir ve bu da kanser ve diğer hastalıkların gelişiminde rol oynar.

Yağlar ve proteinler bakımından zengin hayvansal gıdalar gibi gıdalar ve ayrıca yüksek düzeyde işlenmiş olan gıdalar, yüksek sıcaklıklara maruz bırakıldıklarında bu zararlı bileşenleri üretmeye daha yatkınlar.

Özellikle kırmızı et, bazı peynirler, yağda yumurta, tereyağı, margarin, krem peynir, mayonez, yağlar ve kuruyemişler buna dahiller.

Kanser riskini azaltmak için gıdaları yakmaktan kaçının ve özellikle et pişirirken buğulama, güveç veya haşlama gibi daha hafif pişirme yöntemlerini tercih edin. Gıdayı marine etmek de yardımcı olabilir.

Süt Ürünleri

Bazı gözlemsel çalışmalarda yüksek düzeyde süt ürünleri tüketiminin prostat kanseri riskini arttırabileceği görülüyor.

Bir çalışmada prostat kanserine sahip 4000 erkek takip edilmiş. Sonuçlara göre tam yağlı sütün bol miktarda tüketiminin hastalığın ilerleme ve ölüm ihtimalini arttırdığı görülmüş.

Muhtemel sebep ve etkilerinin tespiti için daha fazla araştırma gerekli.

Teoriler hamile ineklerden gelen kalsiyum, insülin benzeri büyüme faktörü ve östrojen hormonlarının daha fazla alımının bu bulgulara sebep olduğu ve bunun da prostat kanseri ile zayıf bir bağlantısının olduğu yönündeler.

Fazla Kilolu ve Obez Olmak Kanser Riskinde Artış ile Bağlantılı

Sigara içme ve enfeksiyonların yanında obez olmak da dünya çapında kanser için tek başına en büyük risk faktörleri arasında.

13 farklı kanser türü riskinizi arttırıyor ve bunlar arasında yemek borusu, kolon, pankreas ve böbrek kanserleri olduğu gibi menopozdan sonra meme kanseri de var.

ABD’de kilo problemlerinin erkek ve kadınlarda tüm kanser ölümlerinin %14 ve %20’sinden sorumlu olduğu tahmin ediliyor.

Obezite kanser riskini üç şekilde arttırabilir:

  • Fazla beden yağları insülin direncine katkıda bulunabilirler. Bunun sonucunda hücreleriniz glukozu doğru şekilde alamazlar ve bu da onları daha hızlı bölünmeye yöneltir.
  • Obez insanların kanlarında inflamatuvar sitokinlerin daha yüksek düzeyde olma eğilimi var ve bu da kronik inflamasyona sebep olarak hücrelerin bölünmelerini cesaretlendiriyor.
  • Yağ hücreleri östrojen düzeylerinin artmasına sebep oluyorlar ve bu da menopoz sonrası kadınlarda meme ve yumurtalık kanseri riskini arttırıyor.

Bazı çalışmalarda fazla kilolu veya obez olan insanların kilo vermelerinin kanser riskini azaltma ihtimali olduğu görülüyor.

Kanserle Savaşan Özelliklere Sahip Belli Gıdalar

Kanseri önleyebilen tek bir süper gıda yok. Bunun yerine beslenmeye daha bütünsel bir yaklaşımla yaklaşmak daha faydalı.

Bilimadamları kanser için optimum bir beslenmeye sahip olmanın riski %70 oranında azaltabileceğinden ve ayrıca kanserden kurtulma sürecinde de yardımcı olabileceğinden bahsediyorlar.

Belli gıdaların kanserleri anti-anjiyogenez adı verilen bir süreçle besleyen kan damarlarını tıkayarak kanserle savaşa yardımcı olabilecekleri belirtiliyor.

Ancak beslenme karmaşık bir konu ve belli gıdaların kanser ile savaşta ne kadar etkili olacakları, onların yetiştirilme, işlenme, depolanma ve pişirilme yöntemleri ile de alakalı.

Anti-kanser gıdalar kategorisindeki bazı temel besinler şöyle:

Sebzeler

Gözlem çalışmaları, daha fazla sebze tüketiminin daha düşük kanser riski ile bağlantılı olduğunu gösteriyorlar.

Pek çok sebzede kanserle savaşan antioksidanlar ve fitokimyasallar bulunuyor.

Örneğin brokoli, karnabahar ve lahana gibi sebzelerde sülfürofan bulunuyor ve bu maddenin farelerde tümör boyutlarının %50’den fazla azalttığı görülüyor.

Domates ve havuç gibi diğer sebzeler ise prostat, mide ve akciğer kanseri riskinde azalma ile bağlantılılar.

Meyveler

Sebzeler gibi meyveler de antioksidanlara ve diğer fitokimyasallara sahipler ve bu da kanserin önlenmesine yardımcı olabilir.

Bir değerlendirmede, haftada en az üç defa narenciye tüketiminin mide kanseri riskinde %28 azalma ile bağlantılı olduğu görülmüş.

Keten Tohumu

Keten tohumu belli kanser türlerine karşı koruyucu etkiler ile bağlantılı ve hatta kanser hücrelerinin yayılımını azaltabilir.

Örneğin bir çalışmada, prostat kanseri olan erkeklerin her gün 30 gram ezilmiş keten tohumu tüketmelerinin kanser gelişimini ve yayılımını kontrol grubuna göre yavaşlattığı görülmüş.

Benzer sonuçlar meme kanseri olan kadınlarda da görülmüş.

Baharatlar

Bazı test tüpü ve hayvan deneylerinde, tarçının kanser karşıtı özelliklerinin olabileceği ve kanser hücrelerinin yayılımını önleyebildiği görülüyor.

Ayrıca zerdeçalda bulunan curcumin maddesi de kanserle savaşa yardımcı olabilir. 30 günlük bir çalışmada günlük 4 gram curcumin tüketiminin kolondaki potansiyel olarak kanserli lezyonları tedavi almayan 44 kişide %40 oranında azaltabileceği tespit edilmiş.

Fasulye ve Baklagiller

Baklagiller lifler bakımından zenginler ve çalışmalar bu besinlerin yüksek düzeyde alımlarının kolorektal kansere karşı koruma sağlayabileceğini gösteriyorlar.

3500’den fazla kişi ile yapılan bir çalışmada, en çok baklagil tüketenlerin belli kanser türlerine dair risklerinin %50 daha az olduğu görülmüş.

Kuruyemişler

Düzenli olarak kuruyemiş tüketmek belli kanser türlerinde daha düşük risk ile bağlantılı olabilir.

Örneğin 19.000’den fazla kişi ile yapılan bir çalışmada, daha fazla kuruyemiş tüketen insanların kanserden ölme risklerinin daha düşük olduğu görülmüş.

Zeytinyağı

Pek çok çalışmada zeytinyağı ve kanser riskinde düşüş arasında bağlantı görülüyor.

Gözlemsel çalışmalar ile yapılan bir büyük değerlendirmede, en çok düzeyde zeytinyağı tüketen insanların kanser riskleri kontrol grubuna göre %42 daha düşük çıkmış.

Sarımsak

Sarımsakta allicin bulunuyor ve bu maddenin kanserle savaşan özelliklerinin olduğu test tüpü çalışmalarında görülüyor.

Diğer çalışmalarda ise sarımsak alımı ve mide ile prostat kanseri riski gibi belli kanser türlerinin riskinde düşüş ile bağlantı görülmüş.

Balık

Taze balık tüketmenin kansere karşı koruma sağlayabileceğine dair kanıtlar var ve bunun sebebi sağlıklı yağların inflamasyonları azaltmaları olabilir.

41 çalışmanın büyük bir değerlendirmesinde, düzenli olarak balık tüketiminiin kolorektal kanser riskinde %12 düşüş sağladığı görülüyor.

Süt Ürünleri

Bol miktarda kanıt, belli süt ürünlerinin tüketiminin kolorektal kanser riskini düşürdüğünü gösteriyor.

Ancak süt ürününün türü ve tüketim miktarı önemli.

Örneğin süt, fermente süt ürünleri ve serbest gezen inek sütü gibi kaliteli süt ürünlerinin ölçülü tüketimi pozitif etkilere sahip olabilir.

Bunun sebebi muhtemelen içlerindeki sağlıklı yağ asitleri, linoleik asit ve yağda çözünen vitaminler.

Ancak diğer yandan, seri üretim ve işlenmiş sütlerin yüksek tüketiminin kanser gibi belli hastalıkların riskinde artış ile bağlantısı var.

Bu sonuçların ardındaki sebepler henüz tam olarak anlaşılır değiller ancak sebebi hamile ineklerin sütlerinde bulunan hormonlar olabilir.

Bitki Bazlı Beslenme Kansere Karşı Koruyabilir

Bitkisel gıdaların bol tüketimi kanser riskinde azalma sağlayabilir.

Çalışmalar vejeteryan veya vegan beslenmeye sahip olan insanların kanser geliştirme ve kanserden ölme risklerinin azaldığını gösteriyorlar.

Hatta 96 çalışmanın büyük bir değerlendirmesinde, vejeteryan ve veganların kanser risklerinin %8 ve %15 daha düşük olduğu görülmüş.

Ancak bu sonuçlar gözlem çalışmaları ile elde edilmişler ve bu nedenle muhtemel sebeplerini tespit etmek zor.

Vejeteryan ve veganların daha fazla sebze, meyve, soya ve tam tahıl tüketme ihtimalleri çok daha daha fazla ve bu da kansere karşı koruma sağlayabilir.

Ayrıca bu bireylerin işlenmiş veya aşırı pişmiş gıda tüketme ihtimalleri daha düşük – bu iki faktör daha fazla kanser riski ile bağlantılı.

Doğru Beslenme Kanserli İnsanlarda Faydalı Etkiler Gösterebilir

Yetersiz beslenme ve kas kaybı kanserli insanlarda çok yaygın ve sağlık ile hayatta kalma ihtimali üzerinde negatif etkiye sahip.

Kanseri tedavi ettiği kanıtlanmış bir beslenme yok ancak doğru beslenme geleneksel kanser tedavisinde tamamlayıcı olarak öneme sahip ve iyileşmeye yardımcı oluyor, kötü belirtileri azaltıyor ve yaşam kalitesini arttırıyor.

Kanserli olan pek çok insan sağlıklı, dengeli bir beslenmeye bağlı kalmak zorunda ve bu nedenle bol bol kaliteli protein, sağlıklı yağ, meyve, sebze ve tam tahıl tüketmeli, aynı zamanda şekeri, kafeini, tuzu, işlenmiş gıdaları ve alkolü azaltmalı.

Yüksek kaliteli proteinler ve kaloriler bakımından yeterli bir beslenme kas atrofisini azaltabilir.

İyi protein kaynakları arasında yağsız et, tavuk, balık, yumurta, baklagiller, kuruyemişler, çekirdekler ve süt ürünleri bulunuyor.

Kanser ve tedavisinin yan etkileri bazen yemeyi zor hale getirebilir. Bunun sebebi bulantı, hastalıklı hissetme, tat değişimleri, iştah kaybı, yutkunma zorlukları, ishal ve kabız gibi belirtiler.

Eğer bu belirtileri yaşarsanız, bir lisanslı beslenme uzmanı ile veya bir sağlık uzmanı ile görüşerek bu belirtileri nasıl yöneteceğinizi öğrenmek ve doğru beslenmek şart.

Ayrıca kanserli olanlar çok fazla vitamin takviyesi almaktan da kaçınmalılar çünkü bunlar antioksidan görevi görerek yüksek dozlarda kemoterapiyi bozabilirler.

Ketojenik Diyet Kanser Tedavisinde Umut Vadediyor Ancak Kanıtlar Zayıf

Hayvan deneyleri ve insanlar üzerindeki erken dönem çalışmalar, düşük karbonhidratlı ve bol yağlı ketojenik beslenmenin kanseri önleme ve tedavisi konusunda yardımcı olabileceğini gösteriyorlar.

Yüksek kan şekeri ve insülindeki artış kanser gelişimi için risk faktörleri arasında.

Ketojenik diyet kan şekerini ve insülin düzeylerini düşürüyor, potansiyel olarak kanserli hücrelerin aç kalmalarına sebep olarak büyümelerini yavaşlatıyor.

Hatta araştırmalar, ketojenik diyetin tümör gelişimini azalttığını ve hem hayvanlarda hem de test tüpü deneylerinde hayatta kalma oranlarını iyileştirdiğini gösteriyorlar.

Çeşitli pilot ve vaka çalışmasında insanlar ketojenik diyetin belli faydalarını elde etmişler ancak ciddi yan etkiler göstermemelerine karşın bazı vakalarda yaşam kalitesi de artmış.

Daha iyi kanser sonucu trendi de görülüyor.

Örneğin 14 gün süren ve 27 kanserli kişi ile yapılan bir çalışmada, glukoz bazlı beslenme ile yağ bazlı ketojenik beslenmenin etkileri karşılaştırılmış.

Glukoz bazlı beslenenlerde tümör gelişimi %32 artarken, ketojenik diyette olanlarda %24 azalmış. Ancak kanıtlar bir ilişki ortaya koymak için yeterli değiller.

Ketojenik diyetin beyin tümörü üzerindeki rolü üzerine yapılan bir değerlendirmede, onun kemoterapi ve radyasyon terapisi gibi diğer tedavi seçeneklerinin etkilerini arttırmakta etkili olabileceği belirtiliyor.

Fakat kanserli insanlarda ketojenik diyetin kesin bir avantajını gösteren klinik bir çalışma yok.

Ketojenik diyetin tıp profesyonelleri tarafından uygulanan tedaviye asla bir alternatif olmayacağını unutmamak gerekli.

Eğer diğer tedavilerin yanında ketojenik diyet uygulamak isterseniz, önce doktorunuzla ve lisanslı bir beslenme uzmanı ile görüşün çünkü beslenme kurallarının dışına çıkmak yetersiz beslenmeye sebep olabilir ve sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.

Sonuç Olarak

Kanseri önleyebilen mucize bir süper gıda olmasa da, bazı kanıtlar beslenme alışkanlıklarının koruma sağlayabileceğini gösteriyorlar.

Meyveler, sebzeler, tam tahıllar, sağlıklı yağlar ve kaliteli protein bakımından zengin bir beslenmenin kanseri önleyebileceğinden bahsediliyor.

Fakat işlenmiş et, rafine karbonhidratlar, tuz ve alkol riskinizi arttırabilir.

Kanseri tedavi ettiği kanıtlanmış bir beslenme olmasa da, bitkisel beslenme ve keto beslenme riski azaltabilir veya tedaviye katkı sağlayabilir.

Genel olarak kanserli insanların sağlıklı, dengeli bir beslenmeyi sürdürerek yaşam kalitelerini korumaları ve optimum sağlık sonuçlarını desteklemeleri istenir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir