© 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.

Obsesif kompülsif bozukluk (OKB) tedavisi

Obsesif kompülsif bozukluk (OKB), tüm psikiyatrik hastalıklar arasında anlaması en zor olanlardan birisi. Eğer yetenekli bir profesyonel tarafından doğru tedavi uygulanmazsa karmaşık ve tedavisi zor bir hale geliyor.

Bu rahatsızlığa sahip olan bireyler kendilerini belli davranışları ve düşünceleri tekrar tekrar tekrar ederken buluyorlar. Tekrarın gereksiz olduğunu biliyorlar ancak kendilerini durduramıyorlar. Bunun yaygın formları arasında kilitleri, ocağı, ışıkları kontrol etme ve hatta kendine ve çocuğuna zarar vermek gibi tekrar eden düşünceler bulunuyor. Etkilenen kişiler bu ritüelleri tamamlayamamaları halinde ciddi bir anksiyete yaşıyorlar ve pek çok terapide bu davranış yapılmazsa bir problemin olmayacağının anlaşılması için çalışmalar yapılıyor.

Araştırmalar, OKB’deki en büyük problemlerden birisinin aile üyelerinin hastanın bu davranışı durduramadığını anlamamaları olduğunu gösteriyorlar. Akrabalar genelde bu zaman harcayan ve gerçekçi olmayan tekrarlı davranışlar karşısında kızgınlık gösteriyorlar. Bu nedenle pek çok hasta belirtilerden bahsetmiyor ve sadece anksiyete ile depresyona değiniyor.

OKB İçin Psikoterapi

Yıllar boyunca OKB sadece bir psikolojik bozukluk olarak görüldü ve kişinin çevresini kontrol etme veya yanlış olan bir eylemi düzeltme isteğinden kaynaklandığına inanıldı. Hücum odaklı psikoterapiler tek başlarına bu grubun tedavisinde başarısız oluyorlar. Davranışsal terapiler ise çok daha başarılılar çünkü her vakada belli obsesyon ve kompülsiyonlara karşı belli küçük adımlar atılıyor.

Şu anda bilinen en etkili tedavilerden birisi, maruz bırakma ve tepki önleme terapisi. OKB’li hastalardaki verimliliği pek çok klinik deney ile desteklendi. Bu terapinin iki bileşeni var.

  • Obsesyonları tetikleme ve hastanın buna bağlı kaygıyı yaşaması
  • Ritüelleri gerçekleştirmeyi durdurma

Bilişsel davranışsal köklerden gelen bu süreç, hastanın yaparak öğrenmesini sağlayarak obsesyon kaynaklı kaygılarını söndürmeyi amaçlıyor. Hasta korktuğu sonuçları tekrar tekrar test ettiği zaman ve kendini kaygı tetikleyicilerine maruz bıraktığı zaman ve ritüelleri yapmaya direndiği zaman, obsesyon ve kompülsiyon arasındaki bağ zayıflıyor. Ritüellerin engellenmesi ile birlikte hasta şunları öğreniyor:

  • Kaygı ve kompülsif isteğe rağmen korkulan sonuç ortaya çıkmıyor (veya o kadar kötü olmuyor)
  • Kompülsif davranışlar yapılmadığı zaman kaygının kendisine alışılıyor.

Bunun bir sonucu olarak, hastalar ilk defa kaygıları üzerinde bir kontrol ve güç hissi elde ediyorlar. Böylece obsesyon ve kompülsiyonlar tarafından elleri kolları bağlanmıyor.

Davranışsal maruz bırakma aşama aşama ve hiyerarşik olarak ortaya çıkıyor ve ilk olarak en az korkulan uyaran sunuluyor. Maruz bırakma egzersizleri seans sırasında yapılabilir (ve hastaya ev ödevi olarak verilebilirler) veya in vivo veya hayali senaryolar ile uygulanabilirler.

Hayali maruz bırakmada, hasta gözleri kapalı şekilde oturur ve korkulan sonuç ile obsesyonuna dair sesli bir konuşma yapar. Örneğin kocasını yanlışlıkla öldürme gibi bir obsesyondan kurtulmak istediği için sayı sayma ritüeli yapan bir kadının kocasını öldürmesi ancak bu sırada saymaması istenir.

In vivo çalışmada ise terapist hastayı korkulan uyaran ile yüzyüze getirir. Örneğin hastalık korkusu olan bir hastanın belli bir süre tuvalet zemininde ellerini yıkamadan veya duş almadan oturması istenebilir.

Bu maruz bırakma ve tepki önleme terapisine genelde bilişsel terapi de eklenir ve böylece hasta bu davranışsal deneyimleri işleyebilir ve tedavi ilerledikçe onları anlayabilir. Maruz bırakma terapisi genelde 12-16 seans sürer ve haftada bir uygulansa da daha sık da uygulanabilir.

Diğer davranışsal terapi türlerinin de obsesif kompülsif bozukluk konusunda başarılı oldukları görülüyor ancak giderek maruz bırakma terapisi ile değiştiriliyorlar. İki yaygın teknik arasında sistematik duyarsızlaştırma ve flooding bulunmakta ve bunlar rahatlama teknikleri ile birlikte sunuluyorlar. Sistematik duyarsızlaştırmada hastanın yavaş yavaş anksiyete kaynağı uyarana maruz bırakılması sağlanıyor. Burada önemli olan nokta, böyle bir tekniğin hastanın rahatlama tekniklerini öğrenmeden ve bunları terapiste göstermeden uygulanmaması gerektiği. Başa çıkma yetenekleri olmayan bir hastayı bu iki tekniğe maruz bırakmak hastalığı tekrar ettirir ve hastaya zarar verir.

Rahatlama teknikleri arasında hayaller, nefes alma teknikleri ve kas rahatlatma bulunuyor. Hastalar için hedef, kaygılarını sakinleştirmeyi öğrenmeleri. Hastanın sistematik duyarsızlaştırma veya floodinge başvurmadan önce kendisine en uygun rahatlama tekniğini bulması önemli. İkisi arasında sistematik duyarsızlaştırma tercih edilen yöntem ve flooding nadiren kullanılması haricinde önerilmiyor. Floodingin çok yetenekli bir profesyonel tarafından uygulanmaması halinde potansiyel zararları potansiyel faydalarından daha fazla. Flooding hastanın en anksiyete kaynağı duruma maruz kalmasını sağlıyor ve daha sonra rahatlama tekniklerinin uygulanması isteniyor.

OKB sahibi bireyler için faydalı olabilecek diğer bilişsel-davranışsal teknikler arasında satürasyon ve düşünce durdurma bulunuyor. Satürasyonda hastanın şikayetçi olduğu obsesif düşünceye dair bir şey yapmaması ancak onu düşünmesi istenir. Konsantrasyon sürecinin ardından bir düşünceye odaklanmak bir kaç gün sonra obsesyonun gücünü kaybetmesini sağlayabilir.

Düşünce durdurmada ise birey obsesif düşünceleri doğru tanımlayarak onları durdurmayı öğrenir ve onun tam karşıtı tepkiyi verir. Bu tepki genelde “Dur!” diye sesli bağırmak olur. Eğer hasta bunu terapi sırasında uygulaması için desteklenirse, bu davranışı evde yapmaları da daha kolay olur. Bir düşünceye kapıldıklarında bileklerindeki bir lastiği çekmek gibi başka tepkiler de verebilirler. İkinci yöntem toplum içinde daha etkili oluyor.

Son araştırmalar OKB için farkındalık bazlı tedavilerin, özellikle de kabul ve kararlılık terapisini (ACT) destekliyorlar. ACT kişilerin korktukları veya kaçındıkları kendi düşünceleri ile fiziksel hisleri ile aralarındaki ilişkiyi değiştirmeyi hedefleyen davranışsal bir terapidir. Maruz bırakma ve tepki önleme terapisine benzer şekilde, hastaların obsesyon kaynaklı anksiyeteye dayanmaları ve bu sırada davranışlardan kaçınmaya dikkat etmeleri istenir.

Ancak ACT’nin farkı, değerlere ve kabullenmeye odaklı olması. Yani hastalar rahatsız edici durumları kabulleniyorlar ve şu ana daha fazla odaklanmaları öğretiliyor ve böylece hedef ve yaşam değerlerine uygun hareket ediyor, obsesyonları tarafından yönlendirilmiyorlar. Hasta ritüellerin sadece kısa vadeli rahatsızlıkları engellediğini öğrendiği zaman, değerlerinin farkında olarak (örn. aile, iş, sağlık) rahatsızlıktan bağımsız şekilde davranabiliyorlar. Bu tedaviyi destekleyen daha fazla araştırma gerekli ve bazı OKB hastalarında verimli olabilir.

OKB İçin İlaçlar

Son 25 senede, OKB tedavisinde bazı ilaçların kısmen etkili oldukları görüldü. Anafranil bunlardan birincisi. Bunun yanında SSRI sınıfı bazı yeni antidepresanların da etkili olduğu görüldü. Bunlar serotonin adlı nörotransmiteri geri emilimini engelliyorlar.

Son bir kaç senede, nörogörüntüleme çalışmaları OKB’nin patofizyolojisini ortaya koydular. Beynin anormal şekilde davranan kısmı, Tourette sendromu ve dikkat eksikliği bozukluğu gibi tik bozukluklarının sebebi olan bölgelerin doğrudan yanında. Şu anda çeşitli miktarda işlevsizlik bu bölgelerden birisinde olabilir veya birlikte olabilirler. dikkat eksikliği bozukluğu sahibi bireylerin büyük kısmında da OKB sahipleri gibi tikler bulunur.

En beklenmedik bulgu ise romatik ateş sahibi olan ve Sydenham korası geliştirmiş olan çocuklarda OKB riskinin ciddi anlamda artması. Bu nedenle enfekte bir hastalığın erken aşamalarında antibiyotik tedavisi gelecekteki obsesif düşünceleri engelleyebilir.

OKB Tedavi Seçeneklerinin Özeti

Görüntüleme çalışmaları hem ilaçların hem de davranışsal terapilerin beyin metabolizmasını değiştirdiğini ve normale döndürmeye yardımcı olduğunu ortaya koyuyorlar. Bu birden fazla tedavi türünün verimliliğinin kanıtlı olduğu zihin sağlığı konularından bir tanesi.

İlaçlarla tedavide depresyon tedavisi için gereken dozlar genelde OKB belirtileri için yeterli değiller. Hastalar genelde o miktarın 2-4 katını alıyorlar. Tepki önleme veya diğer davranışsal terapilere maruz bırakmakla birlikte ilaçlar uzun vadede en iyi tercih oluyorlar.

Hiç bir tedavi yöntemi OKB için tam bir çare sunmuyor. Ancak çoğu tedavi yönteminin belirtileri %50-80 arasında azaltması bekleniyor. Hastalık dönemsel ve bireyler stres altında kaldıkları zaman kötüleşiyor.

Son bir not olarak, terapist araştırırken OKB konusunda uzman olduğundan emin olmak gerekiyor. Çünkü tüm psikiyatristler ve danışmanlar OKB tedavisinde deneyimli değiller ve diğer bozukluklara nazaran bunun uzmanını bulmak daha zor olabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir