© 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.

Subklinik hipotiroidinin belirtileri nelerdir?

Subklinik hipotiroidinin belirtileri nelerdir?

Subklinik hipotiroidinin genel nüfusun %3-8’ini etkilediği tahmin ediliyor ve özellikle kadın ve yaşlı yetişkinlerde daha fazla görülüyor ve yorgunluk, anksiyete ve kötü hafıza gibi belirtilere sebep olabilir.

Rahatsızlık hafif tiroid iflası türü olarak görülüyor ve bazı durumlarda hipotiroidinin erken bir formu olabiliyor. Hipotiroidi rahatsızlığında beden yeterince tiroid hormonları üretmez ve buna T4 ile T3 hormonları da dahil. Subklinik versiyonunun endişe kaynağı olmasının sebebi, zamanla klinik hipotiroidiye dönüşebilmesi ve kalp damar hastalıkları, bilişsel gerileme ve ruh hastalıkları gibi problemlere yol açabilmesi.

Subklinik hipotiroidinin tedavisi konusunda en iyi yaklaşıma dair tartışmalar devam ediyor. Hatta tiroid hastalıklarının tanımları ve hangi hormon düzeylerinin normalin dışında olduğuna dair de tartışmalar devam ediyor.

Subklinik hipotiroidi sahibi birisi, daha ileri tiroid hastalıklarına sahip birisi ile aynı beslenme ve doğal tedavi seçeneklerini mi takip etmeli? Çoğu vakada evet, ancak tiroid problemlerini tedavi etmek hayli karmaşık ve sık sık sabır ile kişisel bir plan gerektiriyor.

Subklinik Hipotiroidi Nedir?

Rahatsızlığın tanısını almak için bir kan testi uygulanmalı ve bu testte periferik tiroid hormonu düzeyleri normal aralıklarda olmalı ancak tiroid uyarıcı hormon (TSH) düzeyleri hafifçe yükselmiş olmalı.

TSH düzeylerinin yükselmiş olması ne anlama geliyor? Tiroid uyarıcı hormonu hipofiz bezinde üretiliyor ve o da beyindeki hipotalamus tarafından uyarılıyor. TSH’nin görevi, tiroid bezini tiroid hormonları çok düştüğü zaman daha fazla üretmeye teşvik etmek. Yani TSH düzeylerinin yükselmesi, bedenin daha fazla tiroid hormonu üretmeye çalıştığı anlamına geliyor.

T3 ve T4 hormonları kan akışına salınırlar ve sonra beden boyunca hareket ederek metabolizmayı ve vücudun enerji kullanımını kontrol ederler. Bunun anlamı subklinik veya klinik hipotiroidi sahibi olanların yavaş metabolizma ile alakalı belirtileri genellikle yaşadıkları anlamına gelir.

Subklinik hipotiroidiye sahip olan bazı insanlarda hiç belirti olmaz veya sadece çok hafif belirtiler olur. Ancak ortaya çıkacak olurlarsa belirtiler ve komplikasyonlar şöyle olabilirler:

  • Yorgunluk
  • Depresyon, anksiyete ve ruh hali bozuklukları
  • Soğuğa karşı artan hassasiyet
  • Kabızlık
  • Kuru cilt
  • Kilo alımı
  • Şişkin yüz
  • Kas zayıflığı, ağrıları, hassasiyeti ve sertliği
  • Adetlerin normalden ağır geçmesi veya düzensiz olmaları
  • Saçlarda incelme
  • Kalp ritminde yavaşlama
  • Hafıza problemleri
  • Düşük libido
  • Tiroid bezinde büyüme
  • Hipotiroidiye dönüşme riskinde artış. Bir çalışmada subklinik hipotiroidiye sahip olan 55 yaş üstü bireylerin %28’inde olduğu ortaya koyulmuş.
  • Yaşam kalitesinde anksiyete, düşük libido, düşük enerji ve uyku problemleri nedeniyle düşüş.
  • Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve konjestif kalp krizi gibi kardiyovasküler hastalıklar riskinde özellikle 70 yaşından genç insanlarda artış.

Hipotiroidi ile hipertiroidi arasındaki farkı merak edenler için fark şöyle: hipotiroidide tiroid bezi olması gereken kadar aktif değildir, hipertiroidide ise fazla aktiftir. Bu iki tiroid bozukluğu genelde karşıt belirtiler verirler.

Normal TSH düzeylerine sahip olup da yine de hipotiroidi sahibi olabilir misiniz? Evet, bu mümkün. Düşük T4 düzeyine sahip olup normal TSH düzeyine sahip olmanız hipotiroidi sahibi olduğunuza işaret edebilir. Diğer yandan, subklinik hipotiroidide T4 düzeyi normaldir ancak TSH düzeyi yükselir.

Subklinik Hipotiroidinin Sebepleri Nelerdir?

Rahatsızlığın sebepleri hipotiroidi ile aynı. En yaygın TSH yükseliş sebebi otoimmün tiroid hastalığı yani diğer adıyla Hashimoto hastalığı. Çalışmalar Hashimoto ile alakalı antitiroid antikorların bu rahatsızlığa sahip olan bireylerin %80’inde görüldüğünü ortaya koyuyorlar. Diğer sebepleri arasında ise şunlar var: radyoiyodin terapisi, rasyasyon terapisi, tiroid ameliyatı, granülomatoz tiroidit, iyot eksikliği, hamilelik veya doğum sonrası durum. Kronik stres, uykusuzluk, kötü bağırsak sağlığı ve beslenme eksiklikleri de bunlara katkı sağlayabilirler.

Subklinik Hipotiroidi Tedavi Edilmeli mi?

Rahatsızlık yüksek TSH düzeyleri ile kendini kan testinde gösterir ve doktorlar da buna göre tanı koyarlar. Ancak tiroid hastalıkları oldukça karmaşık olabildikleri için hastaların tam bir hormon testinden geçmeleri daha iyi olur. Böylece hastanın durumuna göre en iyi tedavi türü belirlenebilir.

Tanı Koyulunca Tedavi Edilebilir mi?

Hipotiroidi tanısı için bir çare yok ancak tiroid hormonu üretimini doğal olarak arttırmanın yolları olabilir. Klinik hipotiroidi genelde bazı yaşam tarzı değişimleri ve ilaçlar ile kontrol altına alınabilir ancak subklinik hipotiroidinin aynı şekilde tedavi edilmesinin gerekip gerekmediğine dair tartışmalar var. Doktorlar en iyi yaklaşım konusunda farklı fikirlere sahipler çünkü tüm hastalar yaşam kalitelerini etkileyecek aynı belirtilere sahip olmuyorlar.

Normal TSH düzeylerinin üst sınırına dair tartışmalar da mevcut. Şu anda TSH’nin kandaki değerlerinin 10.0 mIU/L düzeyinin üzerinde olması tedavi gerektiriyor olarak görülüyor ve bu nedenle levothyroxine gibi ilaçlar ile tiroid hormonu düzeyleri normal aralığa çekiliyorlar.

TSH’nin bu düzeyin altında olması ise kişinin belirtilerine, tıbbi geçmişine, hipotiroidiye dönme riskine, yaşına ve diğer faktörlere göre bireysel bir terapi gerektiriyor.

Araştırmalar subklinik hipotiroidiye sahip olan hastaların %80’inin TSH düzeylerinin 10 mIU/L düzeyinin altında olduğunu gösteriyor. Bazı uzmanlar ise bu hormonun üst limitinin 3.0 veya 5.0 civarında kabul edilmesi gerektiğine inanıyorlar.

İlaçlar genelde en iyi tedavi yaklaşımı olmayabiliyorlar. Çünkü 2007 yılında 14 randomize klinik deneyin meta analizinde, levothyroxine replasman terapisinin subklinik hipotiroidi hastalarında terapi almayanlara göre hayatta kalma oranında, kardiyovasküler hastalıklar kaynaklı ölümlerde bir iyileşmeye sebep olmadığı, yaşam kalitesini arttırmadığı tespit edilmiş.

Subklinik Hipotiroidide Doğal Çözümler

Rahatsızlığın tedavisinde herkese uyacak tek bir yaklaşım olmasa da pek çok insan beslenme ve yaşam tarzı değişimleri, stres, uyku ve egzersiz yönetimi ile fayda görebilir.

Subklinik Hipotiroidi Diyeti

Çalışmalar henüz tüm hipotiroidi vakalarının beslenme yaklaşımı ile doğal yoldan tedavi edilip edilemediğini göstermiyorlar. Bununla birlikte subklinik hipotiroidi sahibi çoğu kişi tiroid bezlerinin inflamasyona uğramasından dolayı otoimmün endokrin bozukluk yaşıyor. Bu da kötü sindirim sistemi sağlığı, alerjiler, hassasiyetler ve kronik düşük dozlu inflamasyon ile bağlantılı.

Tiroid problemleri ile başa çıkmanın ilk adımı tiroid disfonksiyonuna sebep olan kötü beslenme, aşırı ilaç kullanımı, beslenme eksikliği, kronik stres ve yorgunluk gibi hormonal değişimlere sebep olabilen sebepleri ortadan kaldırmak. Hipotiroidi olan pek çok insan inflamasyona ve immün tepkilere sebep olan gıdaları tüketmemenin belirtilerin yönetimine katkı sağladığını fark ediyor. Bu tip gıdalar arasında gluten, süt ürünleri, rafina yağlar, şeker ilaveleri, rafine tahıllar ve sentetik katkılar bulunuyor. Bunun yerine sindirim yolunu iyileştirmeye, hormonları dengelemeye ve inflamasyonu azaltmaya yardımcı olacak gıdalara odaklanmak önemli. Bunlardan bazıları şöyle:

  • İyot bakımından zengin gıdalar, çünkü iyot ve selenyum eksikliği hipotiroidi bozuklukları riskini arttırır. İyot ve selenyumu deniz börülcesi, yumurta, balık ve deniz ürünleri, karaciğer, yulaf, gerçek deniz tuzu, yoğurt, fasulye, hindi, çiğ süt ve peynir, fındık, ıspanak ve muzda bulmak mümkün.
  • Omega-3 yağ asitleri sağlayan deniz balıkları
  • Hindistan cevizi yağı ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar.
  • Deniz börülcesi, en doğal iyot kaynaklarından birisi ve tiroid fonksiyonlarını bozan eksikliğini önler.
  • Kefir gibi probiyotik zengini gıdalar, organik keçi sütü yoğurdu, kombu çayı, turşu ve diğer fermente sebzeler
  • Filizli çekirdekler, keten tohumu ve chia tohumu gibi seçenekler
  • Taze sebzeler, orman meyveleri, baklagiller, mercimek ve çekirdekler gibi bol lifli gıdalar
  • Kemik suyu, sindirim yolunun tamirini sağlar ve pek çok önemli mineralin eksikliğini önler
  • Çeşitli sebze ve meyveler

Dinlenme, Stres Yönetimi ve Uygun Spor

Aşırı zorlama ve kronik stres, uyku yoksunluğu, çok fazla spor ve çok sıkı bir takvim, stres hormonu kortizolün ve adrenalinin düzeylerini yükseltebilir ve bu da hormonal dengesizliklere ve tiroid hastalıklarına davetiye çıkartır. Sporun uykuya yardımcı olma, kilo yönetimi gibi pek çok faydası olsa da, aşırı spor bedeni çok fazla zorlayabilir ve bu nedenle daha kolay, onarıcı sporlar düşük tiroid fonksiyonlarına sahip olan bazı insanlar için daha uygunlardır.

Takviyeler

Bazı takviyeler hipotiroidi belirtilerinin yönetimini sağlayabilirler, bunlar şöyle:

  • İyot
  • B vitamini kompleksi
  • Probiyotik takviyeler
  • Omega-3 yağ asitleri
  • Ashwagandha ve diğer adaptojen bitkiler
  • Selenyum
  • L-tyrosine

Subklinik Hipotiroidi ve Hamilelik

Hamilelikte subklinik hipotiroidi normalde hamile değilken tiroid problemleri olmayan kadınların bazılarını etkileyebilir. Buna postpartum tiroiditis adı verilir. Belirtiler genelde doğumun ardından 12-18 ay içinde geçerler ancak bazı vakalarda kalıcı hipotiroidiye de sebep olabiliyorlar. Bir kadın, kanındaki TSH düzeyleri hamilelik sırasında veya sonrasında ilk trimesterde 2.5 mIU/L’nin üzerinde olursa, ikinci ve üçüncü trimesterde ise 3.0 mIU/L’nin üzerinde olursa subklinik hipotiroidi tanısı alabilir.

Bazı çalışmalarda hamileliği süresince subklinik hipotiroidi sahibi olan kadınların bebeklerinde bilişsel gelişim problemleri gibi bazı sağlık problemleri riskinin olduğu görülüyor. Ayrıca rahatsızlığın düşük riskini de arttırdığını gösteren kanıtlar var.

Tedavinin gerekli olup olmadığı konusunda tartışmalar olsa da, hamile kadınların subklinik hipotiroidi konusunda testler olmaları ve ayrıca hamile olan veya hamile kalmayı planlanlayan kadınlarda ilaç kullanımı öneriliyor. Pek çok çalışmada TSH düzeyi 4.1-10 arasında olan kadınlarda hamilelik kaybı riskinde düşüş görülürken, 2.5-4.0 arasında bu risk düşüşü mevcut değil.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir