© 2017 Aysetolgaiyiyasam.com - Tüm Hakları Saklıdır.

Tükenmişlik Sendromu Nedir?

Tükenmişlik Sendromu Nedir?

Modern şehir yaşamı içinde her işe yetişme telaşı, her konuda başarılı olabilme hevesi ve sahip olmak isteyip de olamadıklarımıza ulaşma arzusu psikolojik, fiziksel ve zihinsel anlamda yorgunluğa sebep oluyor. İşte bu durumda ortaya çıkan pek çok rahatsızlıktan birisi de tükenmişlik sendromudur. Adını son zamanlarda sıkça duyduğumuz bu tükenmişlik sendromu aslında kişinin üst üste birkaç konuda başarısız olma, çabalamaktan yorulma, yıpranma, enerji ve gücün azalması ya da isteklerin tatmin edilememesi sonucunda ortaya çıkıyor. Böyle durumlarda bireyin içsel kaynakları, motivasyon artırıcılarında bir tükenme meydana geliyor. İşte bu sendrom; duygusal anlamda tükenme, yaşama karşı duyarsızlaşma ve kişisel başarısızlıklar yaşama olmak üzere üç ana boyuttan oluşuyor.

Tükenmişlik sendromu bir hastalık değil!

Tükenmişlik sorunu bir hastalık olmamakla birlikte, bir sendromdur. Genellikle tükenmişlik sendromu, kişinin depresyonuyla iç içe geçiyor, birbirini tetikliyor ve bir tık daha zorlu olabiliyor. Kimi zaman depresyon kaynaklı da tükenmişlik sendromu yaşanabilirken, bazen de tükenmişlik sendromu kişide depresyona yol açabiliyor. Her ikisinin birlikte görüldüğü vakalarda öncelikle depresyonu tedavi etmek ve bu sayede tükenmişlik sendromunun etkilerini de hafifletmek mümkün olacaktır.

Tükenmişlik sendromu ne zaman, nereden ortaya çıkmıştır?

Tükenmişlik sendromu tüm dünyada ilk kez 1974 yılında Herbert Freudenberger tarafından tanımlanmıştır. Bu tanımda; kişinin başarısız olma, yıpranma, enerji ve gücün azalması veya tatmin edilemeyen istekler sonucunda bireyin iç kaynaklarında meydana gelen tükenme durumu şeklinde bir açıklamaya yer verilmiştir. Aradan geçen 43 yıl içinde bu sendroma dair pek çok açıklama yapılmış, farklı araştırmalara gidilmiştir. Tüm bunlar bağlamında Christina Maslach  tarafından, Maslach Tükenmişlik Ölçeği (MBI) geliştirmiştir.

Aslında tükenmişlik sendromunu daha çok iş yaşamı ile iş yaşamında yaşanan başarısızlıklarla bağlantılı bir kavramdır. Maslach Tükenmişlik Ölçeği’ne göre tükenmişlik sendromu; bir kişinin işi gereği yoğun duygusal taleplere maruz kalması ve sürekli diğer insanlarla yüz yüze çalışmak zorunda olan kişilerde görülen fiziksel bitkinlik, uzun süreli yorgunluk, çaresizlik ve umutsuzluk duygularının, yapılan işe, hayata ve diğer insanlara karşı olumsuz tutum ve davranışlarla yansıtmasıdır.

Tükenmişlik sendromu nasıl ortaya çıkar?

Tükenmişlik sendromu; bir birikimin ürünüdür, fark ettirmeden belirti veren bir sorundur, aniden ortaya çıkan bir soru değildir. Bu konuda bilgi sahibi olmamak, sıradan bir yorgunluk ya da bezginlik diye düşünüp geçiştirmek sorunun ilerlemesine yol açar. Bu bakımdan kişi kendisinde fark ettiği fiziksel, duygusal ve zihinsel yorgunlukları, bitkinlikleri fark edebilmelidir. Tükenmişlik sendromunun belirtileri aslında kişiden kişiye değişiyor. Ancak genellikle bu belirtiler fiziksel olarak başlar; yorgunluk, bitkinlik, uykusuzluk, baş ağrısı hissedilir. Eğer bu fiziksel belirtiler tedavi edilmezse kişinin bağışıklık ve sindirim sisteminden kaynaklı hastalıklar ortaya çıkar. Vücut direnci azalınca enfeksiyonlar, soğuk algınlığı, kilo kaybı ya da ani bir şişmanlama, nefes alıp vermede zorluklar, kas ve eklem ağrıları, mide, bağırsak, tansiyon ve kolesterol sorunları baş gösterir. Bunları takiben ciltte problemler, kalp ve damar hastalıkları da yaşanabilir. Bu tür ciddi hastalıklar kesinlikle göz ardı edilmemeli, en kısa zamanda doktora başvurulmalıdır.

Tükenmişlik sendromunun psikolojik belirtileri ise diğer belirtilere göre daha hafif ya da daha az fark edilir düzeydedir. Kişi kendisini genellikle; engellenmiş, sinirli, psikolojik olarak incinmiş, ezilmiş, nedensizce huzursuz ve tedirgin hisseder. Kişinin özgüveni azalır, ilişki içinde olduğu kişilere karşı düşmanlık hissedilir, iş yaşamında güçsüzlük, ümitsizlik, diğer insanları eleştirme, eleştiriye karşı aşırı hırçın olma bu sendromun psikolojik belirtileri arasındadır. Bunlara ek olarak; ilgisizlik, aile içi sorunlarda artış, tatminsizlik, hayata karşı negatif tutum, olumlu duygularda azalma, düşüncelerde belirsizlik ve karamsarlık, asılsız şüpheler, paranoya, depresyon, suçluluk hissi ve çaresizlik de en sık yaşananlardandır.

Aslında kişi eve geldiğinde ya da yatağa girip uyumaya çalışırken ortaya çıkabilen bir durum değildir. Aksine iş yerinde tam da stres altındayken, başarısız olmuşken ya da başarısızlıktan korkuyorken, işe adapte olmaya çalışırken ortaya çıkar. İşin verdiği stres de aynı oranda ve şiddetle uzar, büyür.

Tükenmişlik sendromu nelerle bağlantılıdır?

  • Çok yoğun ve uzun çalışma saatleri,
  • Aşırı yorulma durumu,
  • İşe karşı olumsuz tutum,
  • Mesleki güvenin azalması,
  • Özgüven eksikliği,
  • Ciddi depresyon durumu,
  • İşe yaramazlık hissi,
  • Suçluluk duygusu,
  • Sigara, alkol ve zararlı madde bağımlılıkları,
  • Genel anksiyete,
  • Bazı somatik semptomlar,
  • Uyumsuzluk,
  • Gereksiz endişe hali ve daha yüzlerce sorun ile bağlantılıdır.

Tükenmişlik sendromunun duygusal belirtileri nelerdir?

  • Motivasyon eksikliği,
  • Kişisel güvenin azalması,
  • Kendinin değersiz hissetme,
  • Aşırı şüpheci davranma,
  • Aşırı kaygılı olma,
  • Huzursuzluk,
  • Kendini dış dünyadan, aile ve arkadaşlardan soyutlanmış hissetme,
  • Çok hızlı öfkelenme,
  • Tatminsizlik,
  • Konsantrasyon sorunları,
  • Çaresizlik hali,
  • Zihnin karmaşık ve düzensiz olması,
  • Bilişsel becerilerin yavaşlaması olarak sıralanabilir.

Tükenmişlik sendromunun davranışsal belirtileri nelerdir?

  • Ani ve çok tepkisel davranma,
  • Eleştiriye karşı kapalılık,
  • Aşırı duyarlılık hali,
  • Sinirlilik ve asabiyet,
  • Sabırsızlık,
  • Aşırı katı kurallar,
  • Gereksiz alınganlık,
  • İşle ilgilenmemek,
  • Gereksiz konularla aşırı ilgilenme,
  • Devamlı olarak kendini savunma, başkalarını suçlama zorunluluğu hali,
  • İnkarcı bir tavır,
  • İlişkilerin bozulması şeklinde sıralanabilir.

Tükenmişlik sendromunun fiziksel belirtileri nelerdir?

  • Geçmeyen kronik yorgunluk,
  • Enerjisizlik,
  • Uykuya dalmada güçlük ya da çok uzun saatlerce uyumak,
  • Zaman zaman nefes darlığı,
  • Mide ve sindirim sorunları olarak sıralanabilir.

Burada sayılan sorunların sadece biri ya da birkaçının tükenmişlik sendromu tanısı için yeterli olduğunu söylemek yanlış olur. Zira bu belirtiler başka sağlık sorunlarının habercisi olabilir. Ancak bu sorunlar genellikle iş ortamında hissediliyorsa, ortaya çıkıyorsa tükenmişlik sendromundan şüphe etmek gerekiyor.

Tükenmişlik sendromunu önlemek mümkün mü?

Diğer rahatsızlıklarda, sorunlarda olduğu gibi tükenmişlik sendromunda da erken teşhis ve belirtiler hakkında fikir sahibi olup bunu önlemeye çalışmak çok önemlidir. Zira tükenmişlik sendromu kesinlikle önlenebilir bir durumdur. Bunun için bireylerin ve onların içinde bulunduğu toplumların bazı görevleri yerine getirmeleri gerekiyor.

Öncelikle kişi kendisini, onun için “normal” olanı biliyor, tanıyor olmalıdır. Bu sayede kişi kendisindeki değişiklikleri erken dönemde fark etmelidir. Tükenmişlik sendromu daha çok işle ilgili bir durum olduğundan kişi, işiyle ilgili daha gerçekçi hedef ve beklentiler içinde olmalıdır. Kişi, bir işe başvurmadan önce bu işin gerektirdiği yetilerin, zorlukların farkında olmalı, karşılaşabileceği riskleri de göz önünde bulundurmalıdır. Genellikle insanların işle ilgili yaşadıkları sorunların temelinde de kendisine uygun olmayan işleri seçmesi, seçmek durumunda kalması yatıyor. Bu bakımdan kişi, çalışacağı işe ilişkin taleplerini gözden geçirmeli, iş hayatına atılacağı kurumu da araştırmalıdır. Bu bakımdan tükenmişlik sendromuna girmeyi önleyebilmek için;

  • Kendini tanımak,
  • Yeteneklerinin farkında olmak,
  • Kendine uygun işi seçmek,
  • İş yaşamı ile özel yaşamını ayırabilmek, ki bu sayede iş konusunda kendisine fazla yüklenmez.
  • Gerektiğinde “hayır” diyebilmek,
  • Bir sonraki adımını planlayabilmek,
  • Duygudurumunu olumluya yönlendirebilmek,
  • Ruhsal ve fiziksel sağlığına dikkat etmek,
  • Akademik açıdan gelişime devam etmek,
  • Mesleki gelişimini sürekli hale getirmek,
  • Kendisini destekleyecek arkadaşlar ve işverenlerle çalışmak,
  • İşle ilgili görev alanının net bir şekilde belirlenmesi,
  • Yaptığı işe anlam yüklemek ve değerli görmek,
  • İşi eve, sosyal yaşama taşımamak,
  • Aile bireyleriyle güçlü bir iletişim kurmak tükenmişlik sendromunu önleyici olabilir.

İşle ilgili tükenmişlik sendromuyla örgütsel düzeyde nasıl başa çıkılabilir?

  • Çalışma arkadaşlarından destek almak,
  • Yardımcı personelin yardımına başvurmak,
  • İşle ilgili konularda özgür olarak karar verebilmek,
  • Küçük, büyük kararlara katılmak,
  • Ödüllendirmede adil olmak,
  • İş yükünü adil olarak dağıtmak,
  • Zor işlerde tüm personele eşit olarak görev vermek,
  • Örgütsel anlamda değişime, gelişime ayak uydurmak,
  • İşyerinde takım çalışması ruhunu oluşturmak,
  • Çalışanlar arasındaki bağı desteklemek,
  • İşyerinde çatışma yönetiminin düzenli olarak çalışmasını sağlamak,
  • Herkesin görev alanını kesin olarak belirlemek,
  • Çalışanların dinlenme zamanlarına saygı göstermek,
  • Öğle yemeklerini ve dinlenme zamanlarını iş ortamından uzak şekilde düzenlemek,
  • Kişisel gelişimi desteklemek,
  • Kaliteli iletişim ortamı kurmak,
  • Başarı ve liyakat durumlarına göre yeni görev atamaları yapmak,
  • Yöneticilerin desteğini sürekli kılmak,
  • Çalışanlara olumlu geri bildirim vermek,
  • Çalışma saatlerini en insancıl şekilde düzenlemek,
  • İhtiyaç duyulduğunda ulaşılabilir danışmanlık hizmeti olanağı vermek,
  • Atama ve terfi işlerinde adil olmak,
  • Çalışanların sosyal etkinliklerini desteklemek, tatil imkanı vermek,
  • Mesleki gelişimi desteklemek için hizmet içi eğitim programları düzenlemek,
  • Kariyer olanakları yaratmak örgütsel anlamda tükenmişlik sendromunu önleyebilir, var olanla başa çıkabilmeyi kolaylaştırır.

Bireysel düzeyde tükenmişlik sendromuyla nasıl başa çıkılabilir?

  • Tükenmişlik sendromunun ne olduğunu bilmek,
  • Kendini tanımak ve gereksinimlerinin farkında olmak, sınırlarını bilmek ve kabul etmek,
  • İşe dair daha gerçekçi beklentiler geliştirmek,
  • Başvurduğu işin neler gerektirdiğinin farkında olmak,
  • İşin risklerini de hesaba katarak çalışmaya başlamak,
  • Kişisel gelişimi destekleyici adımlar atmak,
  • Geliştirici çalışma gruplarına katılmak,
  • Doğru nefes alıp verme ve gevşeme etkinliklerini uygulamak,
  • Meditasyon ve yoga ile ilgilenmek,
  • Müzik dinlemek,
  • Düzenli olarak egzersiz yapmak, yürüyüşlere katılmak,
  • Eğlenebileceği hobiler edinmek,
  • İş ve özel yaşamı ayırabilmek, zaman yönetimini doğru yapabilmek,
  • Dinlenmeye gerektiği kadar zaman ayırabilmek,
  • Tatil olanaklarını artırmak,
  • Monoton bir evden işe, işten eve yaşantıdan kurtulmak,
  • İş ve özel yaşamında huzura önem vermek,
  • Memnun değilse işini değiştirebilecek kadar cesur kararlar alabilmek,
  • Stresle başa çıkabilme yolları hakkında fikir ve bilgi sahibi olmak tükenmişlik sendromunu önleyebilir, var olanı da hafifletebilir.

Tükenmişlik sendromu nasıl tedavi edilir?

Herkesin tükenmişlik sendromları kendine has, bireysel özellikler içerse de genel bir tedavi yaklaşımından bahsetmek mümkündür. Öncelikle kişinin işe dair görevlerinin miktarı ve yoğunluğunun daha olası şekilde düzenlenmesi ile mümkün olacaktır.

Tükenmişlik sorununun gösterdiği belirtilerin fiziksel, duygusal, davranışsal yönleri net olarak değerlendirilir. Kişi hem depresyon içinde hem de tükenmişlik sendromunda ise, çevresine uyum sorunu yaşıyorsa tedavi süreci çok daha uzun ve karmaşık olacaktır. Böyle vakalarda kişinin işten izin alması, daha doğrusu hastalık izni, rapor alması doğru olacaktır. Tükenmişlik sendromunun ciddi anlamda tedavisinin genellikle 2-3 haftalık hastalık izni gerektirdiğini söylemek mümkündür. Bu bağlamda tükenmişlik sendromu yaşayan kişinin, ciddi depresyon halinde olması durumunda çok daha uzun süreli bir hastalık izni ve tedavi süreci gerekecektir. Bu süre içinde hem kişideki semptomlar yok edilmeye çalışılacak hem de kişinin fonksiyonel kapasitesi geri kazanılmaya, artırılmaya çalışılacaktır. İşte bu geri kazanmaya çalışma süreci kişiden kişiye değişmekle birlikte, çoğunlukla zorlu ve yorucu bir süreçtir.

Kişinin hastalık izni bittikten sonra da düzenli olarak kontrollere, doktor randevularına gitmek gerekiyor. Kişide tükenmişliğe ek olarak başka rahatsızlıklar, sorunlar da söz konusu değilse; hastanın bir süreliğine işten uzaklaşması, iş yükünün azaltılması ya da kişiye daha uygun görevler verilmesi gibi düzenlemeler yapılabilir. Bu bakımdan daha hafif vakalarda aslında çalışma arkadaşlarının ve özellikle de işverenlerin olumlu tutumu iyileştirici rol oynuyor.

İşyerinde kişinin iş yükü ağır, adaletsiz ve mantıksızsa, çalışanların tükenmişlik sendromlarını önleyebilmek ya da yok edebilmek için iş gücünü daha mantıklı koşullar altında düzenlemek yetecektir. 

Teşhisi konmuş tükenmişlik sendromunun tedavisi bireysel olarak planlanmaktadır. Bu bağlamda; stres yönetimi, ilaç tedavisi ya da psikoterapi gibi tedavi seçenekleri söz konusudur.  Bazı vakalarda bu tedavi alternatiflerinin biri, birkaçı izlenirken, hepsi birlikte de uygulanabilir.

Bu tedavi yöntemlerine ek olarak kişinin yeterince dinlenmesi, çok sağlıklı ve yeterli uyuyabilmesi önemlidir.

Kişinin mutsuz hissetmesine sebep olan depresyon tarzı zihinsel sorunlar profesyonel bir yardımla tedavi edilmelidir. Bu süreçte hastanın kişisel deneyimleri dikkate alınmalı, yaşam koşulları, zihinsel, duygusal durumu hesaba katılmalıdır.

Tükenmişlik sendromu genel olarak 1- 2 aylık bir süreçte belirgin şekilde azalır, tedavi edilebilir. Aksi halde tükenmişlik sendromunun yanında başka sorunlardan da şüphe etmek doğru olacaktır. Bu bağlamda genelde psikiyatrik değerlendirme uygulanır.

Tükenmişlik sendromunun bir işyerindeki çok sayıda kişide görülmesi durumunda ise grupla tedavi, terapi uygulamaları yapılır. Bu gibi durumlarda grup bazlı yaklaşımlar çözüm getirecektir.

Tükenmişlik Sendromu Nedir?” yazısı için 2 yorum yapıldı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Tulay dedi ki:

    Merhaba Ayşe hanım tesadüf sizin sayfanızı gördüm internette araştırırken . Ben 36 yaşındayım 3 çocuk annesiyim. Eşini çok seven birisiyim. Ben belcikada küçük bir şehirde yaşıyorum. 2 senedirde evimde kendim istediğim hobby olarak başlayıp büyük bir kitleye oluştum yaş pastalar yapıyordum. İlk senemde tanındim 2ci senemde nerdeyse boş günüm yoktu. Haliylen yoğun çalışma saatleri hafta içi hafta sonu sabah 6da kalkıp gece geç saatlerde yattigimi bilirim. Onun dışında ev işleri yemek temizlik hep bana ait. Ondan hariç annemin doktorlarıda bana ait. Sonra arkadaşlarımla yaşadığım içinde ablamında olduğu bi olay çok uzmüstü beni. Kendimi anlicaginiz kendimce işime verdim öyle mutlu oluyorum sandıydim. Sosyal yaşamım kalmadı dışarı çıkmıyordum ihtiyaç disinda. Hiç anlamadım biliyormusunuz. Aslında görmedim işaretler vardı. Çok yorgun düşüyorum uyurum geçer diyordum. Sık sık migde bağırsak iltihabı geçiriyordum. Çok grib oluyordum. En son sanki usutmusum bacak kaslarimA bıçak saplanıyordu gibi. Yine anlamadim. Yüzüm sarardiydi. Doktora gittim kan tahlili yaptılar. Herşey iyi dendi. Üzerinde durulmadi. 13 nisan cuma gecesine kadar. Ansızın gece uykuya dalaman oldum. Kaslarım heryerden titriyordu panik ve korku geçirdim. Çünkü uykuya dalamiyorum. Bacaklarım herseferinde feci şekilde sıçrıyordu. Türkiyenin gözünü seveyim böyle durumda acile gitmiş olsaydım hemen ilgilenirlerdi. Hafta sonu doktor bulamazsın aile hekimimiz pazartesi çalışıyor. Nöbetçiye gitsen ilgilenmicek. Inanin 4gun uykusuz kaldım pazartesi aile hekiminin önünde çöktüm aglaya ağlaya bir hal oldum. Hafta sonu kalp çarpıntısımı deseniz yüksek tansiyon burun kaanması hepsi vardı. Doktor ban psykologik deyerekten antidepresyan yazmış ben uyku hapı verdi biliyordum bide magnesium. İçtim ama aynı uyuyamıyorum. Kan tahlili oldum. Herşey iyi dendi. Dayanamadım cuma bidaha gittim. Bu sefer uyku hapı içeceksin 1 gün dediler. O gunu psykoterapiste randevu almistim. O kadına gitim. Oda dedi hafta sonu antidepresyanlari yut o zaman uyuyamazsan pazartesi uyku ilacı al yat. Oldu pazartesi yarım uyku ilacı aldım yattım. Azcık dinlendim. Ama o kadar yorgunumki önüme gelene ağlıyorum. O kadının demesine bende fysiksel ve mental yorgunluk varmış. Uzun lafın kısası. Tekrar ev doktorun gittim. Adam bana yine demezmi uyku hapını çok içme meye bak antidepresyanlari at. Bu sefer 1 gün ceyrek antidepresyan yarım uyku hapı atıyordum. Ee önüne gelen sen güçlüsün hap içme şöyle zararli böyle zararlı demeye başladı. Bıraktım. Noldu biliyormusunuz markete gitmiştim ansızın yürüyemez hale geldim. Bacaklarım beni ortada birakiyordu. Eve geldim çok ağladım böylemi kalacam diye. Kimse beni anlamıyor. Ben duruyor dunyam dönüyor hızlı şekilde sanki. Sonra bi arkadaşım geldi tesaduf bana bakmaya. 3 kilo verdim zaten 56kiloydum oldum 53. Yemek yiyemez su icemez hale geldim. Arkadaş bi kızdı o uyku hapını iceceksin gibisinden. Yine bi cuma gecesi uyku hapını tüm atmaya başladım baktım 2 sonra bacaklarıma güç geldi. Pazartesi oldu o kadına yine gittim pskiterapistime . Anlattım böyle yaptım yoksa çöküyorum dedim. Dediki derhal yarın aile hekimine gidiyorsun ve seni göz altında tutmalarinı iste. Ben yine aile hekimime gittim o kadının dediğini söyleyince şimdi 10 gün boyuncak tüm uyku hapı atacak antidepresyonla beraber. 10 günden sonra 2 hafta yarım sonrada yarimin yarısı gibi devam edecem. Ayşe hanım kusura bakmayın inanın sıfamı nerden aricagimi şaşırdım. İlk defa başıma böyle birşey geliyor. 6 hafta oldu. Çok zormuş. Bu uyku hapi bittikten sonra tekrar eski uykuma kavusabilirmiyim. Çok tedirginim. Hep böyle kalacakmısim gibi. Burdaki doktorların tukenmislik le hiç bir çalışmaları olmadığını farkettim çok çaresizim neyapcan bilmiyorum. Orucumu tutamıyorum çok halsizim. Ara ara birşey ler yiyemki gücümü toparliyam diyorum. Günüm günümü tutmuyor. Bu tukenmislik sendromunda uyku nezaman düzene girer. Eğer uyuyabilseydim yani uykuya dalaman sorunu var belki daha çabuk atlatirdim diyorum. Şimdi bide kendi çabalarım arastirdigimda gördüğüm vitamin C de iyi geliyormuş onuda içiyorum. Lütfen beni bilgilendirirmisiniz ben hangi evredeyim çokmu daha iylesmem için. Ve bu uyku hapını başladığım kotümü oldu….. Türkçemde bir sıkıntı olduysa masür görün saygılarımla Tülay Sümbül

  2. İshak Ünal dedi ki:

    Akıcı bir çalışma olmuş, elinize sağlık. Cümlelerin kurgusu ve konunun akışı gayet yerinde. Ayrıca imla kurallarına dikkat edilmiş. Okuyucuyu sıkmayan bir yapıya sahip. Resim kullanılması da, yazının sonuna kadar okunmasında etkili bir yöntem. Yazının sonuna geldiğimde, bilgi açısından bir eksiklik hissetmedim. Eminim birçok kişi de yazıdan tatmin olmuş bir şekilde bilgilendiğini hissetmiştir. Elinize sağlık oldukça başarılı…