Yeme anksiyetesi açlıktan değil, duygulardan kaynaklanır

Duygular da acıkır. Ancak yeme anksiyetesi, aşırı kilo ve diğer sağlık sorunlarına yol açmanın ötesinde mutsuzluk, acı ve suçluluk duygusu gibi şeyler ile ilgilidir. Bu nedenle gerçek fiziksel açlığı, duygusal açlıktan nasıl ayırt edeceğinizi bilmeniz gerekir.

İşyerinde yaşanan kötü bir günün yarattığı stres ve hayal kırıklığı gibi üzüntü de acıkır. Yeme anksiyetesi olan insanlar, fizyolojik açlık ile duygusal açlığı her zaman ayırt edemezler. Ancak maalesef bu durum kolesterol, hipertansiyon, aşırı kilo ve diğer sorunlarla birlikte sağlıkta dengesizliklere yol açıyor. Yine de bu organik sorunların ötesinde daha karmaşık bir zorluk yer alıyor.

Bu zorluklar acı, tatminsizlik, suçluluk ve mutsuzluktur. Bunların arasında ufak farklılıklar vardır. Stresin, uygun olmayan bir yeme modeline yol açtığı bir zamandan herkes geçmiştir. Sınav döneminin baskısı ya da daha fazla iş yükü, insanları genelde bu tarz davranışlara yönlendirir.

Bununla birlikte genelde fark edilmeyen başka gerçekler de vardır ve yeme bozuklukları genellikle kendilerini bu şekilde gösterir. Günün sonunda yemek, zihin durumunuz tarafından derinlemesine şartlandırılır ve bazen kolayca içinden çıkamayacağınız bir duruma girersiniz. Duygusal açlık, bir tabak sebzeyle asla tatmin olmaz.

Evet, anksiyetenin “abur cuburu” tercih etme eğilimi vardır. Bu nedenle anksiyetenin arkasında yatan şeyi çözemezseniz, aynı davranışları tekrar tekrar pekiştirir ve tekrarlarsınız. Bunun nedeni, yemeği duygusal rahatlama aracı olarak görmenizden kaynaklanmaktadır.

Yeme anksiyetesinin belirtileri, nedenleri ve başa çıkma stratejileri

Yeme anksiyeteniz sürekli olarak mevcutsa bir bozukluğunuz var demektir. Hatta bu konuda yapılan bilimsel araştırmaların büyük bir kısmı, anksiyete bozukluklarının çoğu zaman bu tarz yeme problemlerinin nedeni olduğunu göstermektedir.

Minnesota Üniversitesi Psikiyatri Bölümü’nde yürütülen bir araştırma bu ilişkiyi rapor etti. Araştırmanın yazarı Dr. Corine Webb, yeme anksiyetesine sahip olan insanların çoğunun, ortalama olarak bu zorunlu açlığı tetikleyen duygusal durumları idare etme konusunda yetersiz becerilere sahip olduğunu söylüyor. Bu tarz karmaşık durumlar, kuşkusuz ki hakkında daha fazla bilgi sahibi olmamız gereken durumlardır.

Yeme anksiyeteniz olup olmadığını nasıl anlarsınız?

Bir kişi, anksiyete nedeniyle yediğini nasıl bilmez? Bu her ne kadar saçma görünüyor olsa da her zaman söylendiği kadar kolay olmuyor. Bunun nedeni, pek çok insanın fizyolojik açlık ile duygusal açlığı nasıl ayırt edeceğini bilmemesinden kaynaklanıyor.

İşte duygusal açlığın bazı özellikleri:

  • Bir şeyler yeme dürtüsü aniden, dürtüsel olarak ve aşerme şeklinde ortaya çıkar.
  • Genelde bu tarz yiyecek alımları, yalnız olduğunuzda gerçekleşir.
  • Beyin, temelde size zevk veren, güçlü bir serotonin kokteyli sağlayabilen yiyecekler arar. Bunun gerçekleşmesi ise ancak dürtüsel bir şekilde yiyebileceğiniz “abur cuburları” tüketerek olabilir.
  • Duygusal açlık, sadece çok fazla göreviniz olduğunda ve baskı altında olduğunuzda daha yoğun bir şekilde ortaya çıkar. Örneğin, önümüzdeki hafta işyerinde sunmanız gereken bir projeye başlamanız gerekiyor. Projeye başlamak yerine cips, pizza ve dondurmanızı alıp kanepeye oturdunuz.
  • Duygusal açlıktaki iştah, fizyolojik değildir ancak buna rağmen nadiren doyma hissi elde edilir. Doyana kadar yemeye devam edersiniz. Aslında gerçekte yapmanız gereken tek şey, daha az boş hissetmek ve kaygılı hissetmeyi bırakmaktır; bu yüzden tatmin edici bir şey yaparak onu kandırmaya çalışırsınız.
  • Şu an, yeme anksiyetesinin suçluluk duygusu yarattığını aklınızda bulundurmanız gerekir. Bu nedenle duygusal aşermenizi yatıştırmak için yemeye devam etmelisiniz; ancak bunu yaptığınızda tatmin olmuş hissetmekten daha çok rahatsızlığınız daha da kötüleşir.
  • Bunun nedeni, kontrolü kaybettiğiniz için kendinizi kötü hissetmenizden kaynaklanmaktadır. Bu yiyeceklerin sizin için kötü olduğunu ve kendinize zarar verdiğinizi hissetmenin daha da sinir bozucu olduğunu biliyorsunuz.

Yeme anksiyetesinin nedeni nedir?

Duygular, açık bir şekilde bu anksiyetenin tetikleyicisidir. Bu ruh halleri genellikle farklı durumlar tarafından yönetilse de aşağıdakileri vurgulamak gerekir:

  • Yüksek öz talepler.
  • Her şeyin sürekli kontrol altında olması ihtiyacı: Bu ironik görünüyor olsa da bir açıklaması var. Her şeyden sorumlu olmak ihtiyacı sizi yorabilir ve ani bir geri tepme etkisine yol açabilir. Bu nedenle yorgunluğunuz, abur cubur alarak bir kaçış kapısı arar.
  • Düşük benlik saygısı ve yiyecekleri bir ödül mekanizması olarak düşünmek.
  • Benzer şekilde, stresli zamanlarda ya da sadece kötü bir gün geçirdiğinizde yemek, bir kaçış mekanizması olmaktadır.

Yeme anksiyetesini azaltma ve kontrol etme stratejileri

Yeme anksiyetesini azaltmak için hesaba katmanız gereken bir şey var. Bu davranışı uzun süredir sürdürüyorsanız, yeme bozuklukları konusunda uzmanlaşmış bir profesyonele danışmanız gerekir. Bu tarz durumlarda hem psikologlar hem de beslenme uzmanları en iyi müttefikleriniz olabilir.

Ancak, yeme anksiyetesi ara sıra meydana gelen bir durumsa ve sağlıksız alışkanlığınızın yalnızca belli zamanlarda gerçekleştiğinin farkındaysanız, aşağıdakileri uygulamaya çalışın:

  • Stres ve kaygı kaynaklarınızın, sizi dürtüsel olarak yemeye ittiği konusunda net olun. Onları yönetin, onlara farklı bir perspektiften odaklanın ve onların kontrolünü elinize alın.
  • Rutininizde değişiklikler yapın ve kaygıyı yönlendirmenize yardımcı olacak motive edici bir şey yapın. Ödüllendirici bir aktivite yapın.
  • Başka tarzda ödüller arayın.
  • Yalnız başınıza yememeye çalışın.
  • Yiyeceğiniz şeyleri planlayın ve doğaçlama bir şekilde yemeyi mümkün kılmayın.
  • Ayrıntılı bir sağlıklı yiyecekler listesi ile süpermarkete gidin. Şunu unutmayın: “Alışveriş sepetine atmadığınız hiçbir şey, onu evde yemeniz için orada olmayacak”.
  • Duygularınızı yönetmeyi ve gevşeme tekniklerini uygulamayı öğrenin.

Sonuç olarak çoğu insan, midelerinde nadiren doymuş olan bu boşlukla birden fazla kez uğraşmıştır. Duygusal açlığınız, daima dikkat gerektiren bir zihnin, onarmanız ve pekiştirmeniz gereken bir öz saygının ürünüdür. Fiziksel ve psikolojik sağlığınız önemli olduğundan dolayı tıbbi yardım almayı ihmal etmeyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir